Erdoğan muhtarlara seslendi: Kılıçdaroğlu'na mektup yazın

Erdoğan muhtarlara seslendi: Kılıçdaroğlu'na mektup yazın
Erdoğan muhtarlara seslendi: Kılıçdaroğlu'na mektup yazın
Muhtarlar toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan CHP'li Eren Erdem için "Türkiye ile İran karşı karşıya gelirse, İran'ın safında yer alırım diyen hain" dedi. Erdem'i yedirmem diyen Kılıçdaroğlu'na da ağır ifadelerle yüklenen Erdoğan, "Türkiye böyle bir siyaset tarzını, profilini asla hak etmiyor. Ben de milletimden bu zata mektup yazmalarını istiyorum. Başında bulunduğu partinin iktidarda olduğu dönemde ekmek karnelerini göndermelerini istiyorum" dedi.

RADİKAL-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhtarları 17. kez Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ağırladı.   Amasya, Ardahan, Bingöl, Isparta, Karaman, Kilis, Manisa, Muş, Rize, Sivas, Kütahya ve Uşak'tan gelen muhtarlara konuşan Erdoğan, başkanlık sistemi konusunda muhtarların da devreye girmesini istedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan "Dünyanın en gelişmiş ülkeleri madem ki bugün başkanlık sistemiyle yönetiliyor, demek ki burada bir özellik var. Öyleyse biz bundan niye korkuyoruz, niye çekiniyoruz, niye kaçıyoruz? Dert başka. Bu konuda karar merci önce TBMM, ardından milletimiz olacaktır. Ama artık milletimizin de açık ve güçlü bir talebi haline gelmiş olan bu konuya Meclisimizin, Mecliste temsil edilen siyasi partilerimizin daha fazla duyarsız kalamayacağı kanaatindeyim. Siz muhtarlarımızdan da bu meseleyi hem milletimiz hem de tüm partilerden siyasetçiler nezdinde gündeme getirmenizi, düşüncelerinizi kendileriyle paylaşmanızı bekliyorum" diye konuştu. 

Konuşmasında CHP liderini dün grup toplantısında yaptığı konuşmadan dolayı eleştiren Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:

Kendi mahalle halkının desteğini arkasına alamayan bir muhtarı, kimse kusura bakmasın, memur da dikkate almaz. Kendi ilçesinin, ilinin desteği arkasında gözükmeyen bir belediye başkanı hiçbir genel müdürden, hiçbir bürokrattan talep ettiği desteği göremez.Milletin desteğini yitiren bir hükümetin de başbakanıyla, bakanıyla, bürokratlarını arzu ettiği şekilde çalıştırması mümkün değildir. Ülkemizde mevcut yönetim sistemi bu bakımdan oldukça sorunludur, sıkıntılıdır, tartışmalıdır. Bakın bu, 7 Haziran-1 Kasım olaylarında, özellikle 7 Haziran-1 Kasım arasında çok açık net gördük. Ne oldu o arada? Adeta bürokratik oligarşi, seçilmişe karşı tavır koydu. Niye? Ortada güçlü bir hükümet yok, ne olacağı henüz belli değil, gitti gidiyor havasıyla bakıyorsunuz birçok yerlerde dirseklerin farklı bir şekilde dönmeye başladığını bizzat ben de gördüm, buna şahit oldum. Bu bürokratik oligarşi ülkelerin felaketidir. Bu sadece, Türkiye için geçerli değildir onu söyleyeyim. Bunları yaşadık. Eğer iktidarlar güçlü olmazsa, bürokratik oligarşi iktidar olma gayreti içine girer ve ülkede her şey adeta durur. Ondan sonra siz o ülkede sıçramayı bekleyemezsiniz, gelişmeyi bekleyemezsiniz. İşler durur, bütün bakanlıklar da durur. O, ona pas atar. O, ona pas atar, futbolda olduğu gibi orta sahada top çevirirler, gol atmaya gelince, gol yok. İşte muhtarlar bunu belirleyecektir. Biz, bu fotoğraftaki çarpıklıkları düzeltebilmek, milletimize daha iyi hizmet verecek bir sistemi kurmak için, sürekli ne diyoruz? 'Yeni anayasa' diyoruz, 'başkanlık sistemi' diyoruz.

BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞILSIN

Milletimiz başkanlık sistemini daha çok tartışsın, buna inansın ve ona göre dünyanın en gelişmiş ülkeleri madem bugün başkanlık sistemi ile yönetiliyor, demek ki burada bir özellik var. Öyleyse, biz bundan niye korkuyoruz, niye çekiniyoruz? Dert başka. Bu konuda karar merci önce Türkiye Büyük Millet Meclis'i, ardından kim olacaktır, milletimiz olacaktır. Ama artık milletimizin de açık ve güçlü bir talebi haline gelmiş olan bu konuya Meclisimizin, Meclis'te temsil edilen siyasi partilerimizin daha fazla duyarsız kalamayacağı kanaatindeyim. Siz muhtarlardan da bu meseleyi hem milletimiz hem de tüm partilerimizden siyasetçiler nezdinde gündeme getirmenizi, düşüncelerinizi kendileriyle paylaşmanızı bekliyorum.

"KARAKUTUYU BELKİ DEŞİFRE EDEMEDİLER AMA..."

Rusya'nın Türkiye sınırını ihlal ettiği için düşürülen uçağın karakutusu üzerinden propaganda yürütülüyor. Rus yetkililer bunu şova dönüştürdü. Karakutu açıldı, tahribattan dolayı içindeki bilgilerin okunamadığı ifade edildi. Bizim kendi elimizdeki bilgiler açık ve sağlam olduğu için konuyla ilgili en küçük bir tereddüdümüz yoktu. Türkiye'nin haklılığı tüm dünya tarafından kabul edilmişken, bu tür zorlama propaganda şovları, bunlardan medet umanları daha da mahçup etmenin ötesinde anlam taşımıyor. Rusya belki karakutusunun içindekileri deşifre edemedi ama bu olay ülkemizde pek çok şeyi deşifre etti. Yüzyıl önce Balkan Harbi sırasında 'Edirne'ye Enver gireceğine Bulgar girsin' diyen zihniyetin bugünkü temsilcileri ne diyor biliyor musunuz. 'Erdoğan haklı çıkacağına Putin haklı çıksın' mantığıyla ortaya döküldüler. Biz eskiden Sovyetler Birliği yanlısı olanların sırf ideolojik tutumları sebebiyle böyle davrandıklarını sanıyorduk, bugün eski tüfek sosyalistlerin, güya birtakım liberallerin, birtakım ulusalcı ve hatta güya milliyetçi birtakım isimlerin Rusya safında yer aldığını görünce asıl gerçeğin farkına vardık. Meğer bunlar şucu veya bucu değil sadece ve sadece bu ülkenin bu milletin düşmanıymışlar. Diğer tüm sıfatları bu düşmanlığı sürdürebilmek için birer kılıf, birer araç olarak kullanıyorlarmış.

EREN ERDEM TEPKİSİ 

Türkiye’nin karşısında ülkenin yanında yer alan isme genel başkanı da sahip çıkıyor. Milletvekilini yedirmem diyor. O milletvekili kim, Türkiye ile İran karşı karşıya gelirse, İran’ın safında yer alırım diyen hain. Aynı kişinin Gezi olaylarında en başta yer alıyordu. Kendi ülkesinin teröristlere sarin gazı sattığı iftirasını her mecrada dile getirerek ihanetini katmerleyen bir karanlık adam. Gırtlağına kadar böyle bir ihanet çukuruna gömülmüş bu karanlık adamı milletvekili yapan şimdi de arkasında duran bir genel başkan bana göre aynı yolun yolcusudur. Elbette yoldaşını yedirmeyecek. Ama bu millet onlara kustukları tüm kirleri, yaptıkları tüm iftiraları birer birer yedirecek. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu millet iftiraları birer birer yedirecek.

Türkiye böyle bir siyaset tarzını, profilini asla hak etmiyor. Ben bu görüntüden, bu üsluptan onlar adına utanıyorum. Grup toplantısında yaptığı konuşma yenilir yutulur bir konuşma değildir. Siz bir ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanına bu şekilde hakaret edemezsiniz. 2002 yılından beri siyasete boy gösteren ama bugüne kadar girdiği hiç bir seçimi kazanamayan bu zat, ağzına ve şahsına hiç yakışmayan bir namus sefer edebiyatı tutturmuş gidiyor benim şahsımla alakalı. Her seçimden önce 'başarısız olursam, burada oturmam' diyip de her seferinde sözünü tutmayan böylesine bir pişkinlik içinde olan birisini ne desek fayda yok onun farkındayım. Hiç şüphesiz milletimiz kendisine haddini seçim sandıklarında bildirmeye devam edecektir

"TERÖRİSTİN YANINDA YER ALANLARA HADDİNİ BİLDİRECEĞİZ"

Türkiye, cumhuriyet tarihinin belki de en kritik sınamalarından birinden geçerken kendi içlerinde bulundukları geminin dibini delmeye çalışanlara elbette tavır koyacağız. Ülkemizin belli yerlerinde süren birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, istiklalimize ve istikbalimize yönelik saldırılar konusunda devletinin ve milletinin değil, teröristlerin yanında yer alanlara, onların diliyle konuşanlara elbette hadlerini bildireceğiz. İstikrar ve güven ortamını tehlikeye atmaya dönük her çabanın karşısında ülkemizin ve milletimizin hakkını, hukukunu, çıkarlarını elbette savunacağız. Asıl bunları yapmazsak namus ve şeref sorgulamasını hak etmiş oluruz. Bizim abdestimizden şüphemiz olmadığı için namazımızdan da hiçbir tereddüdümüz, şüphemiz yoktur.

KILIÇDAROĞLU’NA SERT SÖZLER

Ben de tüm milletimden bu zata mektup yazmalarını istiyorum. Milletimin bu mektuplarla bu zatın başında bulunduğu partinin her iktidar olduğunda ülkemizi nasıl felaketlere sürüklediğini, milletimizi nasıl sefalete mahkum ettiğini anlatmaya çağırmasını istiyorum. Hatta babanızdan, dedelerinizden kalma nüfus kağıtları varsa onlardaki o karneyle ekmek alınan dönemlerin falan fotokopilerini gönderirseniz çok isabetli olur. 1992-1999 yılları arasında sosyal sigortalar kurumunu nasıl batırdığının nasıl bir çıkmaza soktuğunun hesabını sormasını istiyorum. Bu zatın kendi kabiliyetiyle, kendi birikimiyle, kendi mücadelesiyle değil nasıl bir kaset kumpasıyla CHP'nin başına getirildiğinin yüzüne vurulmasını istiyorum. Bu zatın niçin kendi doğduğu topraklardan, kendi kültüründen, kendi meşrebinden utandığının niçin bunları ağzına dahi alamadığının sorulmasını istiyorum. Bu zatın partisine terör örgütü mensuplarını nasıl milletvekili adayı yaptığının izahını vermesinin talep edilmesini istiyorum. Bu zatın Suriye'de 400 bin kişinin katili zalim Esed'le nasıl kol kola girebildiğinin hesabını vermeye davet edilmesini istiyorum. Bu zatın düne kadar demediğini bırakmadığı Paralel Devlet Yapılanması altındaki ihanet şebekesinin kuklası haline gelmeyi nasıl içine sindirebildiğinin sorulmasını istiyorum. Bu zatın devletin güvenlik güçlerinin fedakarlıkla kahramanca mücadele ettiği bölücü terör örgütü mensuplarıyla kurduğu arkadaşlığın mahiyetini açıklamaya çağrılmasını istiyorum. Bu zatın ağzını her açtığında hesap uzmanıyım demesine rağmen bırakın ülkenin hesabını kendi partisinin hesabının içinden nasıl çıkamadığının izahının yapılmasının talep edilmesini istiyorum. Bu zatı milletvekilleri ve arkadaşlarıyla birlikte Türkiye'ye husumet besleyen herkesin yanında yer alarak yaptığı siyasetin namus ve şeref kavramları çerçevesinde değerlendirilmesini bekliyorum. Hiç ümidim yok ama ola ki bu mektuplar o zata kendi gerçek durumunu anlama, algılama, sorgulama fırsatı verebilir.

Ben bu üsluptan onlar adına utanıyorum. Bu üslubun cumhurbaşkanın tarafsızlığıyla bir ilgisi yoktur. Bu zatın eskiden beri şahsıma yönelik terbiyesizliklerini de kendi karakterine verdiğim için çok önemli görmüyorum. Dünkü yaptığı konuşma yenilir yutulur bir konuşma değildir. Siz ülkenizin cumhurbaşkanına bu şekilde hakaret edemezsiniz. Türkiye böyle bir siyaset tarzını, böyle bir siyasetçiyi asla hak etmiyor.

"TERÖRLE MÜCADELE TAVİZSİZ SÜRECEK"

Camilerimizi nasıl yaktıklarını, okullarımızı nasıl yaktıklarını hatta daha ileri giderek bunların hastanelerimizi nasıl yaktıklarını görüyorsunuz. Ambulansları ateşe tuttuklarını görüyorsunuz. Ambulans şoförlerimizi nasıl şehit ettiklerini görüyorsunuz. Bu olaylarda en büyük zararı bölgede ikamet eden vatandaşlarımız görmektedir, esnafımız görmektedir. Bölge insanı tüm tehditlere, tüm provokasyona rağmen terör örgütünün tüm oyunlarına alet olmayı reddetmiştir. Bu onurlu duruşundan dolayı bölgede yaşayan tüm vatandaşlarımı tebrik ediyorum.Güvenlik güçlerinin masumlara, sivillere zarar vermemek için çok titiz, çok hassas bir çalışmayla terör örgütü mensuplarını birer birer etkisiz hale getiriyor.

KILIÇDAROĞLU NE DEMİŞTİ?

Dünkü partisinin grup toplantısında konuşah CHP lideri Kılıçdaroğlu, Rusya televizyonuna konuşan İstanbul milletvekili Eren Erdem’in AKP tarafından linç edilmesine tepki göstermiş “Bunu bulan milletvekili sizin kirli işlerini görmemek için ağzına bant mı çeksin. Üstelik bu Kasap’ı serbest bıraktılar, nereye gittiği belli değil. 190 sayfalık iddianameyi kim isterse e-posta olarak gönderebiliriz. Arkadaşımız hiçbir şekilde Türkiye’yi suçlamıyor. “Batı neden Türkiye üzerinden gönderiyor. Neden yakalamadın” diyor. Doğru söylüyor, daha ne desin? Linç kampanyası uyguluyorlar. Sayın Davutoğlu polemik konusu yapıyor. Normaldir. Yapılması gereken, derhal, yaptığı konuşmalar, soru önergesi incelenir ve başbakana bilgi verilir. Ama böyle bir şey yapılmadığı belli. Amaçları bunları gizlemek. Bir diktatör bozuntusunun bu işlere burnunu sokmasını anlayamıyorum. Sen 550 milletvekili önünde namusun ve şerefin üzerine tarafsız davranacağın için temin ettin. Erdoğan’a soruyorum, bu namus ve şeref nerede pazarlanıyor? Bir ülkenin cumhurbaşkanı namusu ve şerefine sahip çıkmazsa kim sahip çıkacak? Ben sana namus ve şerefi öğreteceğim” demişti.