'Erdoğan son savaşını veriyor'

'Erdoğan son savaşını veriyor'
'Erdoğan son savaşını veriyor'
Eski Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Başbakan Erdoğan'a seslendi: Geçmişte çok işine yaramış olan ama bugüne ve geleceğe uymayan düşünce yapısını değiştirmesi gerek

Joost Lagendijk’in Zaman gazetesinde ‘Erdoğan son savaşını veriyor’ başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:
"Bugünlerde bunca kişi kıpırdamadan dururken, biz de, iktidar partisinin ve özellikle Başbakan Erdoğan’ın Gezi Parkı’nı niye bu kadar göstere göstere yanlış yönde değerlendirdiği üzerine şöyle bir durup düşünelim.
Erdoğan’ı, Margaret Thatcher, Helmut Kohl gibi, uzun süre iktidarda kaldıktan sonra toplumlarını doğru düzgün ‘okuma’ kapasitelerini kaybeden liderlerle kıyaslamak elbette manidar. AKP liderinin geçmişte (ordunun siyasî rolünün azaltılması gibi) büyük reformları kabul ettirmesini sağlayan (inatçılık, geri adım atmayan kararlılık gibi) niteliklerinin şimdi kendisinin aleyhine çalışmakta olduğu da bir o kadar doğru.
Ama Erdoğan’ın hafta sonunda yaptığı konuşmalarda beni en çok çarpan, Başbakan’ın Gezi Parkı ve Türkiye çapındaki binlerce göstericiden söz ederken, ‘son savaşını verdiği’ izlenimi vermesi oldu. Generallerin güncel zaferlere ulaşmak için geçmişin taktik ve stratejilerini kullanma eğilimiyle malul olduğu malumdur. Bence, Erdoğan şu an tam da bunu yapıyor: Eski ve kabul etmek gerekir ki, genelde başarılı oyun senaryoları ve büyük planlara tutunuyor, ama şartların değişmiş olduğunu fark etmeden.
Erdoğan’ın iktidara yükselişi, eski iktidar yapılarına meydan okuyan ve muhafazakâr işadamları, medya ve siyasiler için yeni alanlar açan 80’ler ve 90’lardaki ekonomik ve toplumsal değişimlerle ayrılmaz biçimde bağlantılı. Kasımpaşa’dan çıkıp kendi çabasıyla bir yerlere gelen bu adam, siyasete atılan yeni kuşak dindar bütün Müslümanların en başarılılarından biri; özellikle de amaçlarına ulaşabilmek için politika ve söylemini ılımlılaştırması gerektiğini idrak etmesinden sonra. Bununla birlikte, 1990’larda İstanbul belediye başkanı seçilmesinden beri eski elitler ile onların toplum ve siyasetteki temsilcileriyle savaşıyor. Ezilmiş ve marjinalleştirilmiş kesimlerin yanı sıra kendi toplumsal muhafazakâr ve ekonomik liberal görüşlerini paylaşan büyüyen orta sınıflar ve iş âleminin yeni elitlerinin arkasında durduğunu bilerek bunu yapıyor. Kendisiyle birlikte yükselen aynı zihniyetteki şirketlere sempatisini sundu hep, Koç ailesi gibi kurulu düzenin köklü şirketlerine değil.
Bu mücadele, onu Atatürk ’ten beri en başarılı siyasetçi yaptı ve Türkiye’ye bugünlerde genelde görmezden gelinen pek çok kazanım sağladı. AKP iktidara geldiğinden beri ülke daha müreffeh oldu, kimsenin orduyu müdahaleye çağırmayı düşünmediği bir noktaya gelindi ve Kürt sorununun çözümüne ilk kez bu kadar yaklaşıldı. Ama anlaşılan, Erdoğan’ın kafasının bir yerinde, hep, ‘Siyah Türk’ diye tabir edilen ve kendi görüş ve yaşam biçimlerine saygı göstermeyen bir adam tarafından yönetilmeye içten içe tahammülsüz eski elitlerin, bir gün kendisine ve partisine karşı saldırıya geçmeye çalışacağı korkusu vardı.
Erdoğan’ı dinleyince, kendisini protesto için sokağa dökülenlerin, tüm siyasî hayatı boyunca mücadele ettiği o eski siyasî güçler tarafından manipüle edildiklerinden emin olduğunu anlıyorsunuz. Onun gerçeklik algısında, bunlar, kendi inşa ettiği yeni Türkiye’yi baltalamak ve nihayetinde yıkmak istiyorlar. Her Türkiye yurttaşı gibi, o da, Türkiye’deki kadim düşmanlarının yurtdışındaki ve uluslararası medyadaki geleneksel müttefiklerinden yardım aldığına inanmaya meyyal. Tüm bunların neticesi ise, modası geçmiş komplo teorileri ile geçmiş mücadelelere takılı kalmış bir vizyonun karışımı. Türkiye’nin olgun bir demokrasi olma yolculuğuna kayda değer katkıda bulunmuş bu adamın, kendi politikalarının sonucunda Türkiye’nin değiştiğini anlayamayıp yarı yolda tökezlediğini görmek gerçekten de trajik. Sokağa çıkanlar, son 10 yılın ekonomik patlamasının faydasını görmüş yepyeni bir kuşak. Beğenin ya da beğenmeyin, onlar bunu zaten ceplerinde biliyor. Artık daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi, daha az pederşahilik istiyorlar. Onların talepleri, uzun zamandır AKP liderinin tepelerine çıktığı hissiyatındaki pek çok Türk’ün nabzını yakaladı.
Bu meseleyi çözebilmesi için Erdoğan’ın, geçmişte çok işine yaramış olan ama bugüne ve geleceğe uymayan düşünce yapısını değiştirmesi gerek.