Erdoğan'dan Cumhuriyet'e: Tahrik kapısını sen açıyorsun

Erdoğan'dan Cumhuriyet'e: Tahrik kapısını sen açıyorsun
Erdoğan'dan Cumhuriyet'e: Tahrik kapısını sen açıyorsun
Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, Fransa'da saldırıya uğrayan Charlie Hebdo dergisinin katliamdan sonra yayınlanan sayısından bir seçki yayınlayan Cumhuriyet gazetesini sert sözlerle eleştirdi.

RADİKAL – TÜGİK toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan , Charlie Hebdo dergisinin son sayısından bir seçki yayınlayan Cumhuriyet gazetesine sert sözlerle yüklendi. Erdoğan, “Sadece Müslümanların kutsalına değil, kimsenin kutsalına bu şekilde hakaret edemezsin. Ve neymiş ‘emniyet görevlileri gelmiş arama tarama yapmışlar’. ‘Vatandaş gelmiş tahrik ediyor’. Böyle yaptığın sürece sen tahriki davet ediyorsun. Bunun kapısını sen açıyorsun. Ne yazık ki bu tür atılan adımlar, ülkenin birliğini beraberliğini de bozmaya yöneliktir” dedi.

Cumhurbaşkanı’nın konuşmasının Fransa’daki terör saldırıları ve Türkiye ’deki Charlie Hebdo kriziyle ilgili bölümü şöyle:

“Tüm batı demokrasi insan hakları ve farklılıklara saygı konusunda önemli bir imtihanın eşiğinde bulunuyor.

Fransa’da bir mizah dergisine yapılan saldırının arkasına sığınarak, İslam’ın kendisine, sevgili peygamberimize yönlendirilen nefret dalgasını endişeyle takip ediyoruz. Bizim girişimlerimize rağmen, medeniyetler çatışması tezi ete kemiğe büründürülmeye çalışılıyor. Ben ispanya başbakanı, şu anda değil. Zapatero ile birlikte medeniyetler ittifakının temelini attık. Şu anda 146 ülke ve kurum buranın üyesidir. Biz buraya davet ederken, medeniyetler çatışmasını körüklemek isteyenlerin öne çıktığını gördük.

‘BAZI ÜLKELERİN İSRAİL AVUKATLIĞI MANİDAR’
Tüm insanlığa halkıma sesleniyorum: Bütün bu olaylar karşısında, kalkıp da Türkiye üzerinden bazı operasyonlara girişmek hayaldir, bunu bilmenizi istiyorum. Ben gerçek tespiti yapıyorsam, bunu eleştirenler, ‘acaba Erdoğan niye yaptı’ diye sorması lazım. O ülkenin gücü beni ilgilendirmez. İsrail yönetimi -halkı demiyorum- Gazze’de Filistin’de 2600 insanı çoluk çocuk demeden öldürüyorsa ben onu lanetlerim. Ve bazı ülkelerin kalkıp da İsrail yönetiminin avukatlığına soyunması manidardır. Ben şunu söyledim; Netanyahu buraya hangi yüzle geldi, dedim; ikiyüzlülüktür dedim. Birkaç ay önce bombalarla orada Gazze’yi yerle bir edeceksin, 2 bin 600 insanı öldüreceksin. Peki Fransa’ya gelen bu liderler; neredesiniz, niye sesiniz çıkmıyor. Aynı şekilde 350 bin insanın öldüğü Suriye’de nerede insanlık? Niye sesiniz çıkmıyor? Şu anda benim ülkemde 1 milyon 700 bin sığınmacı var, hani desteğiniz? Siz bombalardan kurtardınız, topraklarınızda barındırıyorsunuz, yediriyorsunuz, giydiriyorsunuz. Yanımıza geliyorlar, “çok teşekkür ederiz, hakikaten her ülkenin kaldırabileceği bir iş değildi”... Yahu bırakın böyle kuru lafları, ne destek veriyorsun onu söyle. Ve 5 milyar doları aştı şu ana kadar yaptığımız, bize verdikleri destek 250 milyon dolar.

‘SEN KENDİ ÜLKENDE PASAPORT KONTROLÜNÜ İYİ YAP’
Tüm Avrupa ’da kalanların sayısı ne biliyor musunuz, 150 bin. Vaka ortada. Bunlar maalesef dürüst davranmıyorlar. Samimi davranmıyorlar. İşte Avrupa’nın birçok ülkesinde teröristler şu anda oralarda kalıyor. Türkiye üzerinden gelip geçenlerden bahsediyorsun. Sen kendi ülkenden çıkarken, kendi pasaport kontrolünü iyi yap da kaçmasın. E kaçırdın, bize bildir. Aksi takdirde konuşamazsın. Herhangi bir sıkıntısı yok. Dünyanın her yerinde Müslümanlara yönelik saldırılar, işte Filistin’de, Mısır’da, Myanmar’da aynı şekilde devam ediyor.

‘DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN DE BİR SINIRI VAR’
Bizim dinimiz teröre müsaade etmez, terörün yeri yok. Ve kimsenin de bizim dinimizi istismar etmek suretiyle yapmış oldukları terör eylemlerini kalkıp Müslümanlara fatura etme hakkı yok. Provokatif yayınlarıyla nam salmış bir dergiye -ki bu dergiyi Papa da lanetliyor- bunun provokatif eylemlerini biliyor, Müslümanlar hakkında da Hristiyanlar hakkında da… Maalesef özgürlük denmez buna. Başkasının özgürlük alanının sınırlarının içerisine girerse orada terör estirmek denir. Düşünce özgürlüğünün de bir sınırı vardır, benim özgürlük alanıma kadar. Benim özgürlük alanıma geldiğinde orada duracaksın ki benden de saygı göresin. Biz nasıl ki tüm peygamberleri saygın görüyor, aynen peygamberimize gösterdiğimiz saygıyı, sevgiyi tüm peygamberlere gösteriyorsak, onun için biz herkesten aynı şeyi bekliyoruz.

Efendim onlar ateist. Olabilir, eğer ateistse benim kutsalıma saygı duyacak. Duymuyorsa bu toplumu tahrik anlamına gelir ki, tahrik de bir suçtur.

Ortaya konan tavır, binlerce masum çocuğun katli karşısında maalesef gösterilmedi, göstermiyorlar. Gazze’de İsrail yönetimini görmezden gelenler Fransa’daki 12 kayıp için tüm dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Bunu niye konuşmuyoruz? Ellerinde sahilde oynayan çocukların kanı olanların, binlerce masumun kanı olanların, her gün devlet terörü estirenlerin terörü kınaması sadece pişkinliktir. Suriye’de yüzbinler katlediliyor. Kılları kıpırdamayanların 12 kişinin ölümü karşısında birden vicdan ağıtları yakması bize inandırıcı gelmiyor.

CUMHURİYET’E: TAHRİKİN KAPISINI SEN AÇIYORSUN
Sen hangi ülkedesin ya? Bu ülkenin yüzde 99’u Müslüman diyorsun. Sadece Müslümanların kutsalına değil, kimsenin kutsalına bu şekilde hakaret edemezsin. Ve neymiş emniyet görevlileri gelmiş arama tarama yapmışlar. Vatandaş gelmiş tahrik ediyor. Böyle yaptığın sürece sen tahriki davet ediyorsun. Bunun kapısını sen açıyorsun. Ne yazık ki bu tür atılan adımlar, ülkenin birliğini beraberliğini de bozmaya yöneliktir. Müslümanların peygamberleri konusundaki hassasiyeti açıkça ortadayken ısrarla bunun üzerine gidilmesi kesinlikle düşünce hürriyetiyle ilgili değildir.

‘KARİKATÜRLERİN MİLYONLARCA BASILMASI DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİL’
Saldırı sonrasında ortaya konan tutum, karikatürlerin milyonlarca basılması da düşünce özgürlüğüyle ilgili değildir. Burada tehlikeli oyunlar oynanıyor. Avrupa, iki dünya savaşıyla on milyonlarca insanın ölümüne yol açmıştı. Tarihten ders almayanların, bir medeniyetler savaşı çıkartmaya çalıştıklarından ben endişe ediyorum. İnsanlığın bu büyük yanlışa düşmeyeceğine inanıyorum.

Hatırlayın dünya beşten büyüktür dedim. Bunu BM genel kurulunda da söyledim. Hiçbir ölümde can da 12’den daha değersiz değildir. Biz Türkiye olarak üzerimize düşenleri yapmaya devam edeceğiz.