Erdoğan'dan provokasyon uyarısı

Erdoğan'dan provokasyon uyarısı
Erdoğan'dan provokasyon uyarısı
Başbakan Erdoğan, "Başörtülü kardeşlerime sesleniyorum; süreci provoke etmeye çalışanlar olabilir, bu oyuna asla gelinmesin" dedi.

Kamuda başörtüsünün serbest bırakılmasının ardından ilk kez konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , provokasyon uyarısı yaptı. Erdoğan, “Tüm başörtülü kardeşlerime sesleniyorum; süreci provoke etmeye çalışanlar olabilir, bu oyuna asla gelinmesin” dedi. Kimsenin kimseye yaşam tarzı dayatmayacağının altını çizen Erdoğan, partisinin grup toplantısında şu mesajları verdi:
KİMSEYE İMTİYAZ VERMİYORUZ: Kılık kıyafet yönetmeliğindeki değişiklikle çok canlar yakan, gençlerimize, onların anne babalarına çok ağır acılar yaşatan bir uygulama, bir karanlık dönem sona eriyor. Kimseye imtiyaz vermiyoruz, tam tersine yıllarca esirgenen bir insan hakkını, bir inanç hakkını nihayet bugün hak sahiplerine teslim ediyoruz. Türkiye ’nin tarihine ayrımcılık lekesi olarak geçmiş kara bir gölgeyi kaldırıyor, sadece başörtülülerin değil, 76 milyonun tamamının ufkunu bugün daha da genişletiyor, daha da aydınlatıyoruz. Bu, sadece ve sadece bir normalleşmedir.
1.MECLİS RUHU: O Mecliste (1.Meclis) Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Laz, Gürcü, Abhaza, Roman, Boşnak var, diğer tüm etnik unsurlar var. Orada Sünni, Alevi var. Cumhuriyet, bu topraklar üzerindeki tüm farklılıkları bir zenginlik olarak gören, farklılıkları aynı idealler altına toplayan, farklılıkları birleştiren bir ruh, böyle bir felsefe, böyle bir anlayış üzerine bina edilmiştir.
KİMSE KARIŞMAYACAK: 76 milyon içinde bir tek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bile, kendisini öz yurdunda garip, parya olarak hissetmesini kabul etmeyiz, buna rıza göstermeyiz. Kimse kimseye yaşam tarzı dayatmayacak, kimse kimsenin yaşam tarzına karışmayacak, hiç kimse diğerinin özgürlük alanına müdahale etmeyecek. Cumhuriyet’i işte böyle güçlendirdik, böyle yaşatacak, böyle geleceğe taşıyacağız.
EŞ ZAMANLI ADIM ATALIM: Bizim için Ruhban Okulu meselesi anlık meseledir. Ama biz bir şeyin iadesini yaparken, bir şeylerin de iadesini bekleme hakkına sahibiz. Atina’da iki tane Osmanlı mirası camimiz var. Dedik ki ‘Bize iade edin, biz bunun restorasyonunu yapalım.’ Hâlâ oyalanıyoruz. Batı Trakya’da 150 bin soydaşımın başmüftüsünü Yunan hükümeti kendi memuru gibi atıyor. Bartholomeos’u ben kendi memurum gibi atıyor muyum? Onu da oradaki Müslüman kardeşlerimin seçmesi lazım. Buna karşın ülkemden de bazı insanlar çıkıyor, ‘Biz Başbakanımıza güveniyoruz, bunu da Başbakanımız çözmeliydi...’ Kusura bakma sen kimin bu noktada sözcülüğüne soyunuyorsun? Gelsinler eşzamanlı adımları atalım.
HİTLER VE STALİN GİBİ: ‘Andımız’ın yazarı olan Reşit Galip, Türkçe ezan zulmünün mimarlarından, Türkçe ezan metninin yazarlarındandır. Aynı Reşit Galip, insan kafataslarını ölçen, insanları kafataslarına göre sınıflandıran anlayışı destekeyen sözümona bir bilim insanıdır. Ant uygulamasının Cumhuriyetimiz ile Cumhuriyetin temelleriyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. 1930’lardan ve 1940’lardaki Hitler ve Stalin gibi diktatörler zamanında toplumu formatlamak için bu tür uygulamalar yapılıyordu. . Dünyanın gelişmiş hiçbir ülkesinde sabah çocukların okul önünde içtimaya dizildiği, hazırolda bekletildiği, içeriği sorunlu, ayrımcı, ırkçı sloganlar dizisinin okutulduğunu göremezsiniz. Her sabah ‘Türküm’ demekle Türk olunmaz. Her sabah ‘doğruyum, çalışkanım’ demekle doğru ve çalışkan olunmaz.