Erdoğan'dan Putin'e sert IŞİD petrolü yanıtı: İspat edemezsen koltuğu bırakacak mısın?

Erdoğan'dan Putin'e sert IŞİD petrolü yanıtı: İspat edemezsen koltuğu bırakacak mısın?
Erdoğan'dan Putin'e sert IŞİD petrolü yanıtı: İspat edemezsen koltuğu bırakacak mısın?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in iddialarını yanıt verdi. Erdoğan "Rusya, bizim DAEŞ'ten petrol aldığımızı ispat etmek zorundu. İspat ederse ben koltuğu bırakırım. Ama ispat edemez ise Putin koltuğu bırakacak mı?" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-İş 22. Olağan Genel Kurulu'na katıldı.  Erdoğan burada yaptığı konuşmada Rusya'nın IŞİD petrolü iddialarına yanıt verdi.

Rusya'yı iddialarını ispat etmeye çağıran Erdoğan şunları dile getirdi:

Bizim inancımızda işçinin emeği kutsaldır. Türkiye uzun yıllar 1 Mayıs krizleri yaşadı. 1 Mayıs'ın işçi bayramı olarak kutlanması için pek çok girişim yapıldı. Dikkat ediniz bu çabaların çoğunda 1 Mayıs bir bahane olarak kullanılmıştır. Başbakanlığım döneminde bu meseleye sahip çıktım. Fakat 1 Mayıs bahanesiyle ülkenin ve milletin huzurunu kaçırmak için uğraşanları bu da durdurmadı. Amaç üzümü yemek değil bağcıyı dövmek. Asgari ücreti ne olarak tanımlıyoruz? 1300 TL'nin altında hiçbir işveren çalıştırdığı işçiye ücret ödeyemez. Kanaati her zaman işçiden beklemeyin, işveren olarak siz de kanaat ekonomisini öğrenin, kanaatten yana olun. Türkiye geliştikçe, kazandıkça her kesim gibi işçilerinmiz de hakettikleri payı alacaktır. Bundan sonra 2023 hedeflerimize yoğunlaşmalı, yavaşlayan projeleri süratle hayata geçirmeliyiz. Ülkemin ve milletimin aleyhine olacak hiçbir konuda tarafsız olamam, bunun bilinmesi lazım.

 "YENİ ANAYASA MESELESİ TAM ANLAMIYLA ASLINDA BİR MEMLEKET MESELESİDİR"

Türkiye'nin ihtiyacı olan anayasa kavuşmasını da engelliyorlar. Bu tavırlarından ötürü her seçimde milletimizin karşısında mahcup olmalarına rağmen inatlardan vazgeçilmiyor. Mesele üzüm mü yiyeceğiz, bağcıyı mı döveceğiz? Gelin milletçe bu üzümü yiyelim. Anayasamızı yapalım. Bir darbe anayasası ile değil milletin anayasası ile geleceğe yürüyelim.

Yeni anayasa meselesi tam anlamıyla aslında bir memleket meselesidir. Yeni anayasanın altında imzası olan herkese inanıyorum ki şeref kazandırır. Gelin bu şeref bu mecliste görev alan milletvekillerine ait olsun. Gelin bu yeni anayasa ile taçlandıralım. İşte o zaman Türkiye değil 2023 hedeflerine, bunları dahi geçecek bir ivme kazanacaktır. Kendimizden ziyade geleceğimiz için ihtiyaç var.

 "SURİYE KRİZİ NİHAYET TEKER TEKER HER ÜLKENİN KAPISINI ÇALMAYA BAŞLADI"

Türkiye kadim ilişkileri ve coğrafi konumu nedeniyle daima teyakkuz halinde bulunmak zorunda olan bir ülkedir. Dünyanın adeta sırtını döndüğü görmezden, duymazdan geldiği Suriye krizi nihayet teker teker her ülkenin kapısını çalmaya başladı.

 "SAYIN PUTİN İLE ÇOK KONUŞTUM ESED'İN DAVETİNE İCABET ETMEYE MECBUR DEĞİLSİNİZ"

Rusya Suriye'de ne arıyor? Neymiş BM'nin kendilerine verdiği böyle bir yetki var. Neymiş o yetki? Eğer o ülkenin yönetimi davet ederse gidilirmiş. Oraya gitmek mecburiyetinde değilsiniz. 380 bin insanı öldüren katil Esed'in davetine icabet etmeye mecbur değilsiniz. O gayri meşru bir yönetimdir. Meşru değildir. Bunu görmek durumundasınız. Bunu sayın Putin ile çok konuştum.

 "TÜRKİYE'NİN DEAŞ'TAN PETROL ALDIĞINI BELGELERLE RUSYA İSPAT ETMEYE MECBURDUR"

Onun için de açık ve net söylüyorum; tüm komşularımız gibi Suriye'nin de egemenlik haklarına ve toprak bütünlüğüne saygılıyız. Ama Suriye'de bunları kullanabilecek meşru bir yönetim yoktur. Esed rejimi, ülkenin çok küçük bir kısmındaki hakimiyeti ile böyle bir iddiada bulunamaz. Şu anda yüzde 14'lük bir hakimiyeti var. bizim için meşru muhatap Suriye halkıdır. Onları temsil eden ülkenin de önemli bir bölümüne hakim olan ılımlı muhaliflerdir. Suriye'deki karmaşa dünyanın çok farklı bölgelerinden ülkelerin burada faaliyet göstermelerine sebep oluyor. DEAŞ terör örgütünün en önemli faaliyet alanı  olan Suriye bu sebeple müdahalelere açık bir yer haline geldi. Rejimde bu durumu kendi varlığını sürdürebilmek için bir fırsata çevirmenin çabası içindedir. DEAŞ rejimden beslenmektedir. Rejim, ömrünü DEAŞ ile uzatmaktadır. Son günlerde Rusya'nın başını çektiği bir moda ortaya çıktı. Buna aslında Rusya'da inanmıyor. Önce inanıyor sonra başkalarını inandırmaya gayret ediyor.  Nedir o? Türkiye DEAŞ'tan petrol alıyor. Paris'teki iklim zirvesinde de liderlerle yaptığım toplantılarda bunları söyledim. Türkiye Cumhuriyeti'nin DEAŞ'tan petrol aldığını belgelerle Rusya ispat etmeye mecburdur. Aksi takdirde bu bir iftiradır. Eğer ispat ederse ben cumhurbaşkanlığı makamında durmam. Ama ispat edemezse kendisi de makamını, koltuğunu bırakır mı? Bu önemli.

 "HAA KİM PETROL ALIYOR; GEORGE HAŞRAVİ  BU İŞİN EN BÜYÜK TÜCCARIDIR"

Türkiye'nin petrol, doğalgaz aldığı yerler bellidir. Birinci sırada Rusya, ikinci sırada İran…Haa kim alıyor onu da söyleyeyim; hem Rus pasaportu sahibi hem de Suriyeli olan George Haşravi bu işin en büyük tüccarıdır. DEAŞ'ten petrolü alıyor hem rejime satıyor hem de uluslararası belli bu işi yapan camiaya satıyor. En son ABD Hazine Bakanlığı belgelerle bunu  açıkladı. Bir de meşru Rusların satranç ustası var. Oda bu yarışın içinde. Biz bunları açıkladık, açıklamaya devam edeceğiz.

 "İRAN DEVLET BAŞKANINA  'BAK ÇOK BÜYÜK BİR YANLIŞIN İÇİNDESİNİZ  BEDELİNİ İRAN OLARAK ÇOK AĞIR ÖDERSİNİZ' DEDİM"

Hele hele ailemi bu işe karıştırmak, o bu işin çok daha ahlaki olmayan bir yanıdır ki bunu daha önce İran televizyonları yaptı. İran Devlet Başkanı ile bunu konuştum, dedim ki 'bak siz çok büyük bir yanlışın içindesiniz, eğer bu böyle devam ederse bunun karşısı çok ağır olur, bedelini siz İran olarak çok ağır ödersiniz'. On gün filan sürdü, daha sonra sitelerinden bunu kaldırdılar. Niye Çünkü iftira, yalan, takiye üzerine kurulu sistemler bu işi daha çok kullanıyor.

 "G20'DE KANADA BİZDEN 25 BİN MÜLTECİ İSTEDİ"

Yarın bu işler geride kaldığında oradaki kardeşlerimizin karşısına başımız dik çıkacağız. G20'de Kanada, bizden 25 bin mülteci istedi. Çalışmalarını yapıyoruz.

 "İŞKUR VASITASIYLA KATAR'A BİR MİKTAR TÜRK VATANDAŞINI DA GÖNDEREBİLECEĞİZ"

Dün Katar ziyaretinde mültecilerden bir kısmını alabiliriz dedi. İŞKUR vasıtasıyla Katar'a bir miktar Türk vatandaşını da gönderebileceğiz. Suriye ile ilgili görüş farklılığımız olan ülkelere karşı özel bir husumetimiz yoktur. Bununla birlikte egemenlik haklarımızla ilgili hassasiyetimizden en küçük bir taviz vermemizi de kimse bizden beklemesin.

"TÜRKİYE, BUGÜN DE KENDİSİNE DOST OLANLARA KAZANDIRAN, HUSUMET BESLEYENLERE KAYBETTİREN BİR KONUMDADIR"

Bu millet aç kalır, açıkta kalır ama asla istiklalinden vazgeçmez. Sokullu Mehmet Paşa, İnebahtı Savaşı ile ilgili, 'Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik, sizse İnebahtı'nda bizim sakalımızı traş ettiniz' diyor. Kesilen kol yerine gelmez ama kesilen sakal daha gür olarak yeniden çıkar. Türkiye, bugün de kendisine dost olanlara kazandıran, husumet besleyenlere kaybettiren bir konumdadır. İlişkilerimizi, kin, nefret, hırs gibi duygular üzerine değil insani ve diplomatik zemin üzerine kuran bir ülkeyiz.

Hakime TORUN / ANKARA-DHA