Erdoğan'ı havaalanında büyük bir kalabalık karşıladı

Erdoğan'ı havaalanında büyük bir kalabalık karşıladı
Erdoğan'ı havaalanında büyük bir kalabalık karşıladı
Kuzey Afrika temaslarını tamamlayan Başbakan Erdoğan, Türkiye'ye döndü. Erdoğan, kendisini havalimanında karşılayan büyük kalabalığa hitap ederek açıklamalarda bulundu.

İSTANBUL - Cezayir, Fas ve Tunus temaslarını tamamlayan Başbakan Erdoğan,Türkiye'ye döndü.  Erdoğan'ı taşıyan uçak, saat 01:45'te İstanbul Atatürk Havalimanı'na indi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ı kalabalık bir grup vatandaş Atatürk Havalimanı'nda saatler önceden beklemeye başladı. Erdoğan havalimanına getirilen seçim otobüsünden burada kendisini bekleyen kalabalığa hitap etti. Erdoğan’ın konuşması sık sık “İstanbul burada çapulcular nerede” ve “Dik dur eğilme bu millet seninle” sloganlarıyla kesildi. 

Erdoğan'ın konuşmasının tam metni:

Başbakan Erdoğan: Gezi eylemleri siyaset mühendisliği


İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

"SANDIK DIŞINDA HİÇ KİMSE BU EMANETE KAST EDEMEZ"

Hepinizi hasretle ve muhabbetle selamlıyorum. Bu saatte, bu güzel İstanbul gecesinde muhteşem bir coşkuyu, sarsılmaz bir kararlılığı ve bu heyecanı yaşattığınız için teşekkür ediyorum. Bu gece sadece sizleri değil Türkiye Cumhuriyeti’nin her yerinde her şehrinde nefes alıp veren can kardeşlerimi selamlıyorum. Seccadesinin üzerinin üzerinde diz çökmüş dua eden ninelerimi annelerimi bacılarımı selamlıyorum. Alın terini ekmeğine katık etmiş çiftçi köylü işçi tüm emekçi kardeşlerimi selamlıyorum. Türkiye kadar büyük vakur ağırbaşlı genç kardeşlerimi selamlıyorum.

Şu anda İstanbul’da İstanbul’un kardeşi Saray Bosna’yı, Bakü, Beyrut, Kahire, Üsküp, Bağdat, Şam, Gazze’yi, Ramallah’ı Mekke ve Medine’yi selamlıyorum.

Elbette İstanbul’u tekrar tekrar selamlıyorum. Her semtiyle her mahallesiyle her sokağıyla İstanbul’u yürekten selamlıyorum Sizlere uzak diyarlardaki kardeşlerimin, Fas’taki, Cezayir’deki Tunus’taki kardeşlerimin selamlarını getirdim. Allah kardeşliğimizi, dirliğimizi, dayanışmamızı birliğimizi daim etsin inşallah.

Oradaki kardeşlerimiz ‘bunların hepsi geçer, biz size inanıyoruz’ dediler.

Sevgili kardeşlerim, sevgili Yunus diyor ki “ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için; dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.” Biz hiçbir zaman gönüller yıkmanın tarafında değil, gönüller yapmanın tarafında olduk ama dik durduk dikleşmedik. Bizim kavgayla işimiz olma. Çatışmayla, vandallıkla, vurup kırmakla yakıp yıkmakla işimiz olmaz.

Biz yapmayı biliriz ve bugüne kadar da yaparak üreterek inşa ederek Türkiye’yi büyüterek bu günlere geldik. Şimdi altını çiziyorum faiz lobisine rağmen buralara geldik. Bu faiz lobisi, şu anda borsada spekülasyonlarla bizi tehdit edeceğini zannediyor. Şunu iyi bilmeleri lazım, bu milletin alın terini biz onlara yedirmeyeceğiz.

Bir bankanın genel müdürü çıkıp bu vandalizmi organize edenlerin yanında olduğunu açıklıyorsa, onlar karşısında bizi bulacaklardır. Bize ‘sizin zamanınızda beş kat zenginleştik’ diyenler şimdi karşımıza çıktılar. 

Dünya Türkiye’yi konuşurken nerden çıktı bu işler. Biz bu günlere ‘sabredenler zafere ulaşır’ diyerek geldik. Herkes şunu bilsin, biz Türkiye’yi kardeşliği yücelterek bu güne geldik. 76 milyonun hiçbir ferdini ayırt etmedik. Birileri yüzde ellinin başbakanı olduğunu söylüyor diyor. Elinize dilinize dursun. Biz bugüne kadar 76 milyonun hizmetkarı olduğumuzu söyledik. Batıdan doğuya ayırt etmeden hizmet götürdük.

Bizim karşımıza dikilenler bu hizmetler için değil, bunu kim yapıyor onun için dikildiler. Ak Parti iktidarı yapıyor. Sandıkta başaramadıklarını sandık dışı yollarla başaracağız dediler.

Kimsenin etnik kökeni, inancı, mezhebi, ideolojisi bizim nezdimizde ötelenmiş değildir. Biz bitlikte Türkiye’yiz biriz beraberiz kardeşiz.

Türkiye’de yaşanan hadiseleri bütün tarafsızlığımızla okuruz, değerlendiririz ve ondan sonra da adımımızı atarız. Ak Parti’nin başarısı kutuplaşma değildir. Ancak şunu bilmeleri lazım. Biz Asım’ın nesliyiz. Asımın nesli nedir? Ne diyor Akif? “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!… -Boğamazsın ki! -Hiçolmazsa yanımdan kovarım. Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu…”

Sevgili kardeşlerim. Biz nasıl demokrasiye seçime milli iradeye saygılıysak herkesten çok haklı olarak bize de saygılı olmaların istiyoruz. Biz yola çıkarken hedef ileri demokrasidir. Ve bunu başaracağız. Kardeşlerim emaneti veren millettir. Emaneti alacak olan da sadece millettir. Millet dışında hiç kimse gelip de bu emanete el uzatamaz. Sandık dışında hiç kimse bu emanete kast edemez. On buçuk yıl boyunca bu emaneti kutsal bilip canımız gibi koruduk. Bundan sonra da canımız gibi korumaya devam edeceğiz.

Hiç kimsenin ama hiç kimsenin bu ülkede hukuksuzluk yapmasına demokrasiye kast etmesine vandallıkla yakıp yıkmasına kamu mallarına insanımıza zarar vermesine göz yumamayız. Şimdi Gezi Parkı’nda sayısı 15’e bile varmayan ağaç için yapıldığı söylenen gösteriler bugün arkasında 3 kayıp bıraktı. İki gencimiz hayatını kaybetti. Bir komiserimiz şehit oldu.

Kardeşlerim, bu gençlerin ölümü ne kadar önemli ise benim polisimin ölümü de o kadar önemlidir. Bu polis kimin polisi? Neyin görevini yapıyor. Can güvenliğimiz için görev yapıyor. Yeri geliyor teröristin yeri geliyor vandalizmin karşısına dikiliyor. Birilerinin işine gelmiyor. Ne diyorlar? ‘Polisinizi çekin’. Burası yol geçen hanı değil. Saldırılara karşı polisimiz görevini yapmıştır. Yeri gelmiş aşırı güç kullanılmıştır. Başbakan yardımcım da bunu açıkladı. Takibi yapılıyor. Ancak kimsenin bunlar üzerinden bize saldırma hakkı yoktur. Komiserimizin bebeği anne karnında yetim bırakıldı, çoğu polis bir çok vatandaşımız yaralandı. Bunlar Türk bayrağını yakacak kadar azgınlaştılar. Ellerinde Türk bayrağı gezdirenler bunlara oyuncak oldu.

Sokaklarda kağıt toplayarak geçinen gencimize kast ettiler. Gazeteciyim, sanatçıyım, siyasetçiyim diyerek son derece sorumsuz şekilde kışkırtmanın alasını yaptılar. Artık tam anlamıyla vandallığa dönüşen bu eylemler derhal son bulmalıdır. Samimi hissiyatla yola çıkıp terörün aleti olan vatandaşlarımız bu hukuksuzluktan uzak durmalıdır. Benim masum vatandaşlarım bu gösterilerden kendilerini ayırmalıdır. Her ne yaparsak hukukla yapacağız. 76 milyon hep birlikte bunun karşısına dikileceğiz.

 "SİZİN ELİNİZDE TENCERE TAVA YOK DEĞİL Mİ?

Siz on gün boyunca aklıselimden taviz vermediniz. Şimdi buradan evlerimize dağılacağız, sağduyudan asla taviz vermeyeceğiz. Siz elinizde tencere tava yok değil mi. İşte bu çok önemli. Siz sokaklarda tencere tavayla dolaşanlardan değil, bu gençlik elinde bilgisayarlarıyla dolaşanlardan oluşan bir gençlik olacak. Büyük Türkiye ülküsü için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. Siz mazlumların, Ortadoğu’nun Balkanların örnek gençlerisiniz. Siz oyuna gelmeyecek, aldanmayacaksınız.

Her birinize teşekkür ediyorum. Sizlerin şahsında Türkiye’nin bütün gençliğini kucaklıyorum. Anadolu’daki Trakya’daki tüm kardeşlerimi gönülden selamlıyorum. Sevgili İstanbullular emin olun Türkiye’nin yükselişini Allah’tan başka hiçbir güç engelleyemez.

Şehit Başkomiserimiz ve hayatlarını kaybeden iki gencimizi rahmetle anıyor, ailelerine baş sağlığı diliyorum. Allah yar ve yardımımız olsun yolumuz açık olsun diyor, hepinizi Rabbime emanet ediyorum.