Ergenekon davasında son gözaltılara tepki

Ergenekon davasının 75. oturumunda Sanık Kemal Kerinçsiz ve İP avukatları son Ergenekon gözaltılarına isyan etti


Ergenekon davasının 75. oturumunda tutuklu sanık avukat Kemal Kerinçsiz'in, savunmasının 9'uncu gününde gergin olduğu görüldü. "Türkiye'de herkes terörist yapılmaya çalışılıyor" bağırma tonunda sesini yükseltince mahkeme başkanı tarafından uyarıldı.

Başkan Şengün bu davranış ile ilgili olarak Kerinçsiz'in savunmasını kesti ve "Deminden beri yüzünüze bakıyorum. Ancak anlamadınız" şeklinde ikaz etti. Kerinçsiz, "Mikrofonda sesimin ne kadar çıktığını fark edemiyorum. Özür dilerim" dedi.
Kerinçsiz, son Ergenekon operasyonunda rektörlerin gözaltına alınmasını eleştirerek, "Profesör alınacak, başkası alınacak. Sıra size gelecek. O zaman mı hukuku hatırlayacaksınız. Bu ülkede herkes mi terörist? Bunun sonu nereye kadar gidecek. Malatya Üniversitesi, İnönü Üniversitesi rektörü terörist. Maalesef Türkiye'de herkes terörist yapılmaya çalışılıyor. Bunun sorumluluğu Yargıtay'dadır, sizdedir. Sizleri tarafsız gördüm ama bağımsız göremedim" Dedi.

“BIRAKIN ZEKERİYA ÖZ, ZIRHLI MERCEDES'E BİNSİN"
Kerinçsiz, 60'a yakın hakimin takip edildiğini, bunun içerisinde beklide Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün'ün de bulunduğunu ifade ederek, bu durumda hukuka yakın karar vermenin mümkün olmadığını söyledi. Kerinçsiz, "Size söyledim. 'Benim de telefonum da dinleniyordur' dediniz. En büyük üzüntüm sizin arabalarınızın değişmesi, her sabah buraya gelirken gördüğümde içim sızlıyor. Benim arabaya ihtiyacım yok, servis kullanacağım deseydiniz daha başka gözle bakılırdı. Siz kovuşturmanın en başındasınız. Bırakın Zekeriya Öz, zırhlı Mercedes'e binsin" dedi.
İddianamenin tamamen gizli tanıklara dayandırıldığını, gizi tanıkların tamamına yakın kısmının bir takım radikal örgütlere mensup olup yüksek cezalar alan kişiler olduğunu belirten Kerinçsiz, gizli tanık yasasının "Ergenekon yasası" olduğunu savundu. Soruşturma aşamasında bir kişinin ya normal tanık sıfatıyla yada sahip olduğu bilgilere göre gizli tanık olarak dinlenmesi gerektiğini belirten Kerinçsiz, savcıların Osman Yıldırım'ı hem gizli, hem de normal tanık olarak dinlendiğini, bunun da hukuka aykırı olduğunu savundu.
Askeri darbelerden şikayetçi olanların, bunu demokrasi dışı diyenlerin, yargı darbeleri ile ülkeye yön vermeye çalıştığını savunan Kerinçsiz, "Maalesef 10 tane hakimle yargı darbesi yapılabiliyor. Bugün burada uygulanan budur" dedi. Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin kaldırılmasına da değinen Kerinçsiz, bu mahkemelerin özel yetkili ağır ceza mahkemesi yapılarak sadece isminin değiştirildiğini ileri sürdü. Kerinçsiz, "Ancak uygulama aynen kaldı. Özel Ağır Ceza Mahkemeleri ile diğer ağır ceza mahkemeleri arasında uygulanan hukuk farklıdır. Özel ağır ceza mahkemeleri iktidarın en çok kullandığı mahkemelerdir. Siyasi operasyonlarla hazırlanan dosyalar bu mahkemelerin önüne konuluyor. Sistemi değiştiren mahkemeler oluyor" dedi.
Dava açılmadan soruşturma aşamasında yaşamını yitiren Kuddusi Okkır'ın öldürüldüğünü ileri süren Kerinçsiz, Okkır'ı tahliye etmeyen hakim ve savcıların adam öldürmek suçundan yargılanması gerektiğini savundu. Kerinçsiz, "Savcıların yargılanması gerekir. Biraz vicdanları varsa, buraya çıkmamaları gerekirdi" dedi.
Ergenekon soruşturması 12. dalgasının startını veren arama kararda imzası bulunan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Ömer Diken’in “Toplanan delilere göre iki ayrı iddianameyle kamu davası açılmış olup bu soruşturmalarda aşağıdaki fillerin işendiği anlaşılmıştırö tanımlaması tartışma yarattı.
İP avukatları Mehmet Cengiz ve Hasan Basri Özbey tarafından yapılan açıklamada hakim dilken’in bu tutumunun hukuk tarihinde örneğine rastlanmadığına dikkat çektiler. Açıklamada, “Arama ve gözaltıların muhatabı olan tüm kişiler için aynı şablon uygulandığı hakim kararında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden ve 20 Temmuz’da başlanacak her iki dava da sonuçlanmış şüpheliler mahkum edilmiş ve mahkumiyet kararları kesinleşmiş gibi bir dil kullanılmıştır “denildi.
Açıklamanın devamında ise hakimin 12 Nisan 2009 tarihli kararında 5, 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde Cumhuriyet Gazetesine atılan bombaların, 17 Mayıs 2006 tarihindeki Danıştay saldırısı, ermeni ve alevi cemaat önderlerine suikast planları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın uçağına yönelik yapılacak saldırı, darbe teşebbüsüne açıkça girişildiği, darbe girişimi için örgütün kendine bağlı akademisyenler ve STK’larındaki uzantılarından faydalandığı yönünde kesin kanaat oluştuğunu gösteren ifadeler kullandığına dikkat çekildi.

İP AVUKATLARINDAN SON OPERASYON İSYANI
İP’li avukatlar hakim Ömer Diken’in devam eden yargılamaya aldırmadan temel hukuk kurallarını hiçe sayarak kendisini mahkeme yerine koyduğunu ve mahkumiyet kararı yazdığını belirtti. Konuyla ilgili olarak HSYK’na suç duyurusunda bulunacaklarını da belirten avukatlar Adalet Bakanlığı ve mahkemeyi de göreve çağırdılar.

MAHKEME KENDİ KARARINI YOK SAYDI
Avukatların dikkat çektiği diğer bir hususta yargılamayı yapan heyetin Ergenekon Terör Örgütü denmesini yasaklaması yönündeki karara rağmen, 12. Ergenekon dalgası için izin veren kararda yer alan Ergenekon Terör Örgütü tanımlamasının bulunmasıydı. Açıklamada, “Hakim Ömer Diken kendi mahkemesinin kararını da hiçe saymıştır. 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Ergenekon Terör Örgütünün adını kullanılması yasaklamasına, iddia edilen
Ergenekon Terör Örgütü olarak anılması gerektiğine ilişkin emrini de yerle bir etmiştir. Bir hakim mahkeme kararına meydan okumaktadırö dedi. Ayrıca avukatlar savcılıktan, emniyete giden arama kararını içeren mahkeme tutanağında karar numarasını yazmadığını bunun sonucunda da infaz için gönderilen yazıda hangi mahkeme kararının uygulanacağının belli olmadığını da tespit ettiklerini kaydetti.

AVUKATLARIN SORULARI
Açıklamanın sonunda ise “Peki ya kakarı yazan hakim görevde kalmaya devam mı edecektir. Soruşturmanın baş rolündeki adalet bakanı ne yapacaktır. Soruşturma açacak mıdır. Yoksa Ergenekon savcılarına yaptığı gibi hakim Diken’i koruma kalkanına mı alacaktır" şeklinde sona eriyor.