Ergenekon ve telekulak devletin içindeki savaşı açığa çıkardı

Ergenekon soruşturmasının başındaki başsavcı ile Yargıtay'ın dinlenmesi, yargı-siyaset gerilimini artırdı. HSYK Başkanvekili Özbek 'Yargının savunma durumuna düşürülmesi son derece sıkıntılı' dedi

 

  TİB BAŞKANI: DİNLEYEMEDİK


HAKİM VE SAVCILAR NASIL SORUŞTURULUR


YARGITAY'IN TEPKİSİ İÇİN TIKLAYIN

 

HSYK'NIN TEPKİSİ İÇİN TIKLAYIN

 

İSTANBUL BAŞSAVCISI'NIN TEPKİSİ İÇİN TIKLAYIN

 

TELEKULAK YARGININ İÇİNDE HABERİ İÇİN TIKLAYIN




MESUT HASAN BENLİ


ANKARA - Ergenekon soruşturmasının başladığı günden beri devlet içinde alttan alta yürüyen çatışma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in ve Yargıtay’ın santral telefonlarının dinlediğinin ortaya çıkmasıyla açıktan yürütülen bir savaşa dönüştü. Şimdi, hem dinleme kararını alanlar, hem de dinlendikleri ortaya çıkanlar, ‘hukuk’un sınırlarında birbirlerine karşı hamle yapmakta.
İlk hamle, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’e aitti. Gerçeker, Yargıtay’ın telefonlarının dinlenebilmesi için Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu’nun kararı gerektiğine dikkat çekti. İkinci hamle, ‘dinleme’ gündemiyle toplanan Yargıtay ile bildiri yayımlayan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan (HSYK) geldi. HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’in kuvvetler ayrılığı prensibini anımsatarak “Yargının savunma konumuna düşürülmüş olması son derece sıkıntı vericidir” sözleri güne damgasını vurdu. HSYK ayrıca seçilmiş beş üyenin imzası bulunan sert bir bildiri de yayınlayarak doğrudan Adalet Bakanlığı’nı hedef aldı. HSYK’nın bildirisinde, Adalet Bakanlığı’na hâkim ve savcıların dinleme kararları konusunda kanun yararına bozma talep edildiği, ancak bakanının hiçbir işlem yapmadığı duyuruldu. Üçüncü hamle de Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’nden geldi. Sincan Ağır Ceza Mahkemesi yeni bir karar alarak TİB’de yeni bir inceleme ve tespit yapılmasını istedi.
Dinleme tartışmalarının odağındaki yer olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ise, karşıt ikinci hamleyi dün akşam 17.30’da yaptı. TİB Başkanı Fethi Şimşek, Yargıtay’da dinlenen iki telefonun Yargıç ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’na tahsis edilen ‘iç hat’ olduğunu iddia etti. Şimşek telefonun ise Yargıtay santralının özelliği nedeniyle dinlenilemediğini iddia etti. Adalet Bakanlığı ise bir açıklama yaparak HSYK’dan gelen açıklamaları eleştirdi ve Yargıtay santralının dinlendiğini yalanladı.
Adalet Bakanlığı’nın YARSAV Başkanı Eminağaoğlu ve Sincan Birince Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz aleyhine başvuruları sonucunda hazırlanan iddianamelerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in hem telefonlarının dinlendiği, hem de bir hafta boyunca takip edildiği ortaya çıkmıştı. Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi ’nin kararı doğrultusunda TİB’de tespit yapan Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi Hâkimi Hayri Keskin de raporunda “YARSAV Başkanı dinlenirken Yargıtay’ın santral telefonları dinlendi” tespitine yer vermişti.
Bu iki kritik gelişme, Yargı camiasında infiale neden oldu. Dün Yargıtay, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan Hâkim Keskin’in raporunu talep etti. Raporun özel bir kurye ile ulaşmasının ardından Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker başkanlığında dokuz kişilik Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu Divanı ‘dinleme’ gündemiyle toplandı ve ‘ön inceleme’ kararı aldı. Yargıtay, Eminağaoğlu’nun telefonları dinlenirken Yargıtay’daki diğer hâkim ve savcıların dinlenmesinin mümkün olup olmayacağını araştıracak. Yargıtay Başkanı Gereçeker, dün “Yargıtay ile ilgili bir dinleme varsa biz onun takipçisi olacağız. Yargıtay’ın telefonlarının dinlenebilmesi için Birinci Başkanlık Kurulu’nun izni olması lazım. Onun dışında Yargıtay’ın telefonlarının dinlenmesi mümkün değil” diye konuştu. Yargıtay Kanunu’na göre, 1. derece hâkim ve savcılarla ilgili adli işlemler için Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu’nun onayı gerekmesine karşın, Yargıtay santrali İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararla dinlenmişti.

HSYK üyeleri toplandı
Yargıtay’daki dinleme gündemli toplantı sürerken aynı saatlerde HSYK’nın seçilmiş üyeleri aynı gündemle biraraya geldi. Toplantının ardından açıklanan bildiride, sade vatandaşı bile tedirgin eden telefon dinlemeleri olayının yakından takip edildiği belirtilerek, “Türkiye’de böyle bir korkunun yaratılmış olması, günlük yaşamda bile insan haklarının ihlali olarak değerlendirilmektedir” denildi. Bildiride, Yaz Kararnamesi görüşmeleri sırasında hakim ve savcıların telefonlarının dinlemesi konusunda “mahkemece verilen bir kararın bozulması” için Adalet Bakanlığı’ndan “kanun yararına bozma” talebiyle Yargıtay’a taşınmasının kararlaştırıldığı hatırlatıldı.
Bildiride şöyle denildi: “Adalet Bakanı’nın da Başkan olduğu Yüksek Kurul’un bu kararının gereği, Adalet Bakanı’nca bugüne kadar yerine getirilmediği gibi bu konuda Yüksek Kurul’a herhangi bir bilgi de verilmemiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 309. maddesinde düzenlenmiş bulunan kanun yararına bozma yoluna gitme müessesesi Adalet Bakanı’na tanınan bir hak değil, yasal bir görevidir. Adalet Bakanı, kendisinin başkanı olduğu Yüksek Kurul’un aldığı kararın gereğini yerine getirmediği gibi aksine kendisine bağlı adalet müfettişleri eliyle hâkim ve cumhuriyet savcıları hakkında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması uygulamasını sürdürmüştür. HSYK, aldığı kararların Adalet Bakanlığı tarafından ivedilikle yerine getirilmesini beklemekte olup, bunun takipçisi olacaktır.”

‘Yargı savunma konumuna düştü’
HSYK Başkanvekili Kadir Özbek de, kurulun üyeleriyle yaptıkları toplantının ardından, “Yargı şu anda savunma konumundadır. Kuvvetler ayrılığı ilkesi, kuvvetler ayrılığı sistemini değerlendirdiğimizde yargının savunma konumuna düşürülmüş olması son derece sıkıntı vericidir. Bunu, tüm yargı mensupları olarak yaşıyoruz. Bu Türkiye’nin, sistemin geleceğiyle doğrudan bağlantılıdır” dedi.
Bu gelişmelerin ardından TİB Başkanı Fethi Şimşek akşam saatlerinde yaptığı basın toplantısında Hâkim Keskin’in yaptığı keşif sırasında Yargıtay’a ait iki numaranın dinlenilip dinledilmiğine bakıldığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Yargıtay 1. Başkanlığı’nın dinlendiği basında yeralmış, bilgi kirliliği yaşanmıştır. Yapılan incelemede, Yargıtay’a ait olan sabit telefonlardan biri ile ilgili olarak, faaliyete başladığımızdan beri hiçbir dinleme işlemi yapılmadığı, diğer telefonla ilgili hâkim kararı bulunmasına rağmen, kullanılan santralın özelliği nedeniyle dinleme yapılamadığı, talep eden birimin yazısı üzerine de sonlandırıldığı, tespit edilmiştir.”
Şimşek, sorular üzerine de mahkeme kararı olan numaranın ‘müşteki’ Eminağaoğlu’nun şahsına tahsis edilmiş numara olduğunu vurgulayarak, “Belirttiğim gibi kullanılan santralın özelliği nedeniyle dinleme işlemi gerçekleştirilememiş ve hiçbir ses intikal ettirilememiştir” dedi.

Şimşek’in Başbakan üzüntüsü
Kayıtların silinmiş olamayacağını, bunun dijital santralda mümkün olmadığını belirten TİB Başkanı, toplantının sonunda titrek bir ses tonuyla daha önce yazılmış şu metni okudu: “Geldiğimiz nokta çok düşündürücü. TİB kurulmadan önce bir ülkenin başbakanının altı yıl hâkim kararı olmadan dinlendiği, kayıtlarının ele geçirildiği, gazetelere servis edilip tartışıldığı hususlarla ilgili her nedense toplumumuzda bir tartışma yaşanmıyor. Bir başbakan hâkim kararı olmadan 6 yıl dinleniyor kimse tartışmıyor. Mevzuata uygun dinlemeler yapılıyor, her nedense toplum ayağa kalkıyor. Bu çifte standarttan kurtulmamız lazım.”
TİB yetkililerinden edinilen bilgiye göre, 5 Kasım günü Hâkim Keskin tarafından yapılan keşifte Eminağaoğlu’na ait olduğu belirtilen 9 adet telefonun durumu incelendi. Bu telefonlardan 5’i, bizzat Eminağaoğlu’na ait cep telefonlarıydı. Keşif sırasında telefonların Eminağaoğlu’nun adına kayıtlı olup olmadığı da kontrol edildi. Geri kalan 4 yerel hattan biri Eminağaoğlu’nun Artvin’deki, diğeri Ankara’daki ev telefonuydu. Geri kalan iki sabit hat ise Yargıtay santralına bağlıydı. Hatlardan biri Eminağaoğlu’nun odasına, diğeri ise YARSAV’a tahsis edilmişti. Keşif sürerken, ‘Yargıtay santral numarası’ olarak rapor edilen bu iki numaranın kim tarafından kullanıldığı, TİB tarafından Yargıtay’a gönderilen bir uzman tarafından Yargıtay’da araştırıldı ve teyit edildi. TİB, Yargıtay ve Adalet Bakanlığı’na gönderdiği yazıda da, Yargıtay’ın dinlenmesinin söz konusu olmadığını, bakılan numaraların Eminağaoğlu’na ve YARSAV’a tahsis edilen numaralar olduğunu bildirdi.
Tartışmalar sürerken akşam saatlerinde Adalet Bakanlığı açıklama yaptı. Ergenekon soruşturmasında bazı hakim ve savcılarının adı geçmesi üzerine inceleme yapılması için 15 Nisan 2008 ve 05 Eylül 2008 tarihinde onay verildiği belirtilen açıklamada şöyle denildi: “Adalet müfettişleri 56 hâkim ve Cumhuriyet savcısı hakkında delillerin toplanması amacıyla bu kişilerin telefonlarının dinlenmesini mahkemeden talep etmişlerdir. Bu talep üzerine görevli ve yetkili mahkemece dinleme kararı verilmiştir. Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca yapılan inceleme sonucunda aralarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının da bulunduğu 46 hâkim ve Cumhuriyet savcısı hakkında 16 Eylül 2009 tarihli rapor ile soruşturmaya geçilmesine yer olmadığı teklif edilmiştir.

Sadece 69 hâkim ve savcı
Soruşturma kapsamında ilgililerin odalarında kullandıkları telefon numaraları hakkında mahkemelerce dinleme kararı verilmiş ve yetkili makamlarca bu doğrultuda işlem yapılmıştır. Dinleme kararı verilen ve bazı basın yayın organlarında Yargıtay santrali olduğu ileri sürülen telefon numarası Yargıtay Birinci Başkanlığı adına kayıtlı, soruşturmada ismi geçen Eminağaoğlu’na tahsisli ve odasında kullandığı telefon numarasıdır. Kamuoyuna yansıdığı şekilde Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı santrallerin ve bu santrallere bağlı görüşme yapan tüm hâkim ve Cumhuriyet savcılarının dinlenmesinin talep edilmesi ve dinlenmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir.Yukarıda belirtilen 56 kişi dahil son 5 yıl içerisinde adalet müfettişlerinin talebi üzerine toplam 69 hâkim ve Cumhuriyet savcısı hakkında mahkemelerce dinleme kararı verilmiştir.”

HSYK’ya sert yanıt
Bakanlık, açıklamasında, HSYK’nın Bakanlığın “dinlemelerle” ilgili olarak kanun yararına bozma yoluna gitmemesine eleştirisine de yanıt verdi. Bakanlık, HSYK’nın fonksiyon gaspı içinde olduğunu savunarak, şunları belirtti:
“Kurulun bazı üyelerince yapılan açıklamada, aldıkları kararın Adalet Bakanlığı tarafından gereğinin yerine getirilmediğinden bahsedilmiştir. Kurulun bu kararının Adalet Bakanlığınca yerine getirilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Kanun yararına bozma talebinde bulunma yetkisi Adalet Bakanlığına aittir.”

Çiçek: İki tarafta hukukçu
CNN Türk’de Ankara Kulisi programına katılan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise konuyla ilgili sorular üzerine şunları söyledi:
“Ben dosyayı bilmediğim için, bu dinlemeler usulünen uygun mudur, değil midir, bilmiyorum. Zaten “bir mahkeme kararına dayanıyor” deniyor ve dinlenen de hâkimler. İki tarafta da hukuk adamları var, onlar da bu işi neticelendireceklerdir.” (Radikal)