Ergenekon'a 'tavan' arası

Ergenekon'a 'tavan' arası
Ergenekon'a 'tavan' arası

Ergenekon davasının duruşma salonu Mayıs 2009?da tamamlanmış ve Türkiye?nin en büyük duruşma salonu olmuştu. FOTOĞRAF: M. AKİF ERDEM

Ergenekon duruşmasında mahkeme heyetinin üzerine tavandaki alçıpan parçaları düştü. 'Tavanın güvenliği tehdit ettiği, gerekçesiyle davaya iki gün ara verildi

İSTANBUL - İkinci Ergenekon davasının 18. duruşması görülürken, mahkeme heyetinin bulunduğu bölüme tavandan alçıpan parçaları düştü. Bunun üzerine duruşmaya önce kısa bir ara verildi daha sonraysa mahkeme, tavanın ‘can güvenliği açısından risk taşıdığı’nı gerekçe göstererek tamir edilmesi için duruşmayı 23 Kasım’a erteledi.
Silivri Cezaevi’nde kurulan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün ‘İkinci Ergenekon’ davasının 18. duruşması görüldü. Duruşma başladığı sırada asma tavandan bazı parçalar mahkeme heyetinin üzerine düştü. Bunun üzerine mahkeme duruşmaya kısa bir süre ara verdi. Salondaki izleyicilerdense “Bunu da Ergenekon yaptı” diye espriler ve gülüşmeler yükseldi.

‘Daha tırlatmadım’
Duruşma kısa bir aradan sonra tekrar başladı. Cumhuriyet Gazetesi  Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay,  hakkındaki suçlamalar yanıtlamaya devam etti: “Dokuz ayda üç koğuş değiştirdim. Son koğuşuma geçerken görevli ‘Balbay ne kadar çok eşyan var, size bir tır tutalım’ dedi. Ben de ‘Daha tırlatmadım’ dedim. Bunlar benim arşivimdi’ dedim. 1998’de özensizce daktiloyla yazdığım notlar mahkemenin önüne gelinceye kadar üç kez değişikliğe uğradı. ”
Cumhuriyet’in satışıyla ilgili de şunları anlattı: “Biz Gürbüz Çapan’dan çektiğimiz kadar kimseden çekmedik. Cumhuriyet gazetesini ve Yenigün Haber Ajansını halka arz etmeye karar verdik. Çapan bir miktar para koydu. Çapan, Ankara’ya ’mafya’ diye yansımış. Cumhuriyet gazetesinin mafyaya satıldığı şeklinde konuşulmaya başlandı. Biz de ’bu adam mafya değil’ diye anlatmaya çalıştık. İlhan Selçuk, Cumhuriyet’i ’altın üçgen’ olarak tabir ederdi. Bunlar Cumhuriyet Vakfı, Yenigün Haber Ajansı ve Yenigün Holding’di. Halka açılırken Cumhuriyet Vakfı’na dokunulmayacaktı. Sayın savcılar İlhan Selçuk’un kurum için kullandığı tabir olan bu ’altın üçgen’i bile darbe planı olarak algılamışlar.”
Balbay, Yargıtay Onursal Başkanı Sabih Kanadoğlu ile görüşmeleri konusunda da şöyle dedi: “Kanadoğlu konuşmamızda yargının temiz olması gerektiğini söyledi. Özdemir Asaf’ın  ‘Jüri’ isimli şiirinde ‘Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler’ şiirini okudu. ‘Beyaz’ kelimesini, sayın savcılar sorgu sırasında bana, ‘Bu beyaz kimdir’ diye sordu.”
Başkan Şengün, öğleden önceki oturumda asma tavandan ve metal havalandırma kısmından düşen parçalar nedeniyle öğle arasında yetkililerle görüştüklerini söyledi. Bu şekilde duruşmaya devam edilmesinin can güvenliği açısından risk taşıdığını kaydeden Şengün, tamirat yapılması için duruşmayı 23 Kasım Pazartesi gününe ertelediğini bildirdi.
Bu arada Adalet Bakanlığı, tavandan parça düşmesi olayını incelemeye aldı. Adalet Bakanlığı Teknik İşler Daire Başkanlığı ile Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü görevlilerinden oluşan bir teknik heyet, inceleme yapmak ve gerekli önlemleri almak üzere İstanbul’a gönderildi. Bu arada, binanın inşaatının Mayıs 2009’da tamamlandığı, ancak kesin kabulünün yapılmadığı belirtildi. Salonun yapımı temmuz ayında ‘İkinci Ergenekon’ duruşması başlamadan tamamlanmış ve “Türkiye’nin en büyük duruşma salonu” olarak tanıtılmıştı. (Radikal)