Ergenekon'da 2. ve 3. dava birleşti: 108 sanık oldu

Ergenekon'da 2. ve 3. dava birleşti: 108 sanık oldu
Ergenekon'da 2. ve 3. dava birleşti: 108 sanık oldu
İlginç savunmalar: David Copperfield gelse beni buraya sokamazdı...


SERKAN OCAK

İSTANBUL - Ergenekon davasının 'darbe girişimleri'ni içeren ikinci ve üçüncü davası tek dosya üzerinden birleştirildi. Böylece 'darbe' iddiaları tek dosyada toplanmış oldu. Üçüncü iddianame açıklanırken mahkeme bu dava için 7 Eylül'e gün vermişti, ikinci dava da aynı gün yapılacak. Mahkeme savcıların Sinan Aygün ve Levent Temiz'in tutuklanması yolundaki talebini reddetti. Ayrıca mahkeme heyetinden Ergenekon davası savcılarının Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'un sağlık durumunun tesipti için Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesi yolundaki isteğine de onay gelmedi.


Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan ve aralarında emekli orgeneraller Hurşit Tolon ile Şener Eruygur'un da bulunduğu 56 sanıklı ikinci iddianameye ilişkin davanın ikinci duruşması Silivri’deki 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada mahkeme önemli bir karar vererek, yeni açılan 'üçüncü davayı' elindeki dosyayla birleştirdi. Böylece 2003 - 2004 yıllarındaki darbe girişimi iddiaları tek bir dosya üzerinden yargılanacak. Her iki davadaki toplam sanık sayısı 108 oldu.

 

 SANIKLARIN İLGİNÇ SÖZLERİ

 

Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan ve aralarında emekli orgeneraller Hurşit Tolon ile Şener Eruygur'un da bulunduğu 56 sanıklı ikinci iddianameye ilişkin davanın ikinci duruşması Silivri’deki 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Gürbüz Çapan ve Adli Serdar Saçan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu 16 sanık ile Hurşit Tolon, Emin Şirin, Sinan Aygün ve Levent Temiz’in de aralarında bulunduğu 24 tutuksuz sanık duruşmada hazır bulundu. Mahkemeye mazeret dilekçesi gönderen tutuklu sanıklar emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hastanede olduğu için duruşmaya katılmadı. İlk duruşmaya gelen tutuksuz sanık Ferda Aksüt ve Anayasa Mahkemesi üyesi eşi Osman Paksüt de duruşmaya gelmedi.



Alkışlara uyarı



Gazeteci Tuncay Özkan ve Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay içeri girdiğinde izleyici bölümünden yükselen alkış sesleri uzun süre susmadı. İzleyiciler, Özkan ve Balbay’a, isimlerini de söyleyerek tezahüratta bulundu. Tezahürat edilen bir başka tutuklu sanık da Adil Serdar Saçan oldu. Balbay ile Özkan, sık sık seyircileri selamlarken tekrar tekrar alkış sesleri duyuldu. Bunun üzerine görevli binbaşı, seyircileri mahkeme salonu adabına uygun davranmaya davet ederek, "Böyle devam ederseniz sizi dışarı çıkarmak zorunda kalacağız" dedi.



'İlk duruşmada dağda operasyondaydım'



Davanın ilk duruşmasında heyetten bir üye hakimin ve tamamının reddine ilişkin taleplerin 14. Ağır Ceza Mahkemesinde incelendiğini belirten mahkeme başkanı Köksal Şengün, bu taleplerin reddedildiğini açıkladı. İlk duruşmaya katılmayan tutuklu sanık emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile tutuksuz sanıklar Muhammet Murat Avar, Siyami Yalçın ve Eren Mumcu’nun kimlik tesbitleri yapıldı. Hakkari Dağ Komando Taburu'nda görevli teğmen olduğunu belirten Eren Mumcu’nun kimlik tesbiti sırasında, operasyonda bulunduğu için önceki duruşmaya katılamadığını söyledi.
Kimlik tespitinin tamamlanmasının ardından usule ilişkin itirazlara ve taleplere geçildi. İlginç itirazlardan biri Tuncay Özkan'dan geldi. Özkan, kimlik tespiti sırasında isminin Tuncay Güney olarak tutanağa geçtiğini ve sanıklar arasında Güney'in olmadığını belirterek, "Yakalar gelirseniz, sevinirim" dedi. Savcılar tarafından PKK'ya destek vermekle suçlandığını belirten Özkan, "Bu suçu dünya üstüme gelse kabul etmem. Bunu yapanlar, Tanrıyı ararken şeytanla yatıyorlar. Sonuç, o yataktan çarpılarak çıkacaklar" dedi. Özkan, telefon kayıtlarının tamanının montojlandığını iddia ederek, "Eğer telefon kayıtları adli tıpta incelendiğinde sonuçları görünce dehşete düşeceksiniz. Delil değeri kalmayacak" dedi. Özkan, "Benim gizlim saklım yok. Çırılçıplak durumdayım. Her kim benim hakkımda bildiklerini söylemiyorsa namerttir" şeklinde konuştu.



'Adaleti mumla arıyoruz'



Talepleri alınan sanıklardan Mustafa Balbay, 28 Temmuz 2009 günü saat 18.00'den beri koğuşlarında elektriklerin kesik olduğunu söyledi. Hem savunmasını hazırlamak hem de Ankara temsilciliğini yaptığı Cumhuriyet gazetesine haftada iki kez haber yazmak zorunda olduğunu belirten Balbay, "Tabiri caizse adaleti mumla arıyoruz" dedi. Tutuklu sanıklardan Emcet Olcaytu da "Ortadoğu ve Balkanların en büyük mağarasında yaşıyoruz. Ne elektriğimiz ne de suyumuz var. İlaçlarımızı buzdolabında saklayabilecek bir ortamda değiliz" diye konuştu.



‘David Copperfield gelse beni buraya sokamazdı…’



Tutuklu sanıklardan eski İstanbul Emniyet Müdürü Organize İşler Şube müdürü Adil Serdar Saçan, "Bu operasyonu ilk başlatan bendim. David Copperfield gelse beni buraya sokamazdı. 11 aydır buradayım. Savunmamı yapınca gerçekler ortaya çıkacak ve beni bir saat bile burada tutamayacaksınız" şeklinde konuştu.
Emekli albay Hasan Atilla Uğur da, PKK'ya karşı yıllarca mücadele ettiğini belirterek, bir gizli tanığın ifadesiyle PKK ile işbirliği yaptığının iddia edildiğini, bunu kabul etmediğini söyledi. Uğur, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye getiren ekipte yer aldığını kaydederek, "Benim gibi adamı PKK’lı olarak nitelendirmek, benden sonraki arkadaşlarımın azmini kıracaktır" derken, tutuklu sanık Gürbüz Çapan da, "Beni öldürmeye teşebbüs edenlerle, başıma bin türlü bela getirenlerle aynı örgütteyim. Bu nasıl iş?" dedi.
Taleplerin ardından İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel görüşünü açıkladı. Geçen celse verdiği mütalaayı aynen tekrarladığını belirterek, Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar hakkında suç duyurusunda bulunmasını istedi. Dizdar ise kendisine söz verildiğinde sanıklar arasında bulunan Yüksel Dilsiz’in aynı zamanda gizli tanık Ahmet Faruk olduğunu belirtti.