Ergenekon'da Danıştay sanıkları kapıştı: Kimden güvence aldın?

İSTANBUL - Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılara ilişkin davalarla birleştirilen ‘Birinci Ergenekon davası’nın sanıkları Osman Yıldırım ile Alparslan Arslan duruşmada küfürleşti. Davanın aynı zamanda ‘gizli tanığı’ olduğu öne sürülen Yıldırım, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet’e bombayla ilgili de bilgi verdi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’deki davanın 120. duruşmasında Yıldırım’ın savunması alındı. Danıştay suikastine ilişkin suçlamaları kabul etmeyen Yıldırım “Bu bir tezgâhtır, bir oyundur” dedi. Tutuklu sanık Alparslan Arslan’ın içeride Allah’a küfür ettiğini, duruşma salonunda ise Allah’a sığındığını öne süren Yıldırım, “Bu tetikçi var ya insanoğluna bir mesajdır. Bunun foyası üç yıl sürdü. Kimlerden güvence almışsa, aldığı talimatlar doğrultusunda devam ediyor” dedi. Yıldırım konuşurken, Arslan oturduğu yerden bağırmaya başladı. Yıdırım da “Kes, lan” diye bağırdı. Bunun üzerine Arslan da “Senin ananı s..” diye küfür etti. Küfürleşme sürünce Arslan salondan çıkarıldı. Bu sırada “Ulan sahtekar, kefere” diye de bağırmaya devam etti. Savunmasına devam eden Yıldırım ise şunları söyledi:

‘Sosyopat’ raporu benim için toleranstı: 2000-2001’de askerliğimi yaparken üstteğmenle kavga ettim. Hapis yattıktan sonra serbest bırakıldım. Terhis olduktan üç yıl sonra GATA’ya çağırıp zoraki rapor verdiler. Askeri Mahkeme’de olumsuz bir karar çıkmaması için bana tanınan bir toleranstır. Bu raporu bana karşı kullanıyorlar.”

Danıştay kararını üç ay önce öğrendim: Danıştay davasında ‘İngiliz p...’ dedim ama Atatürk’ü kast etmedim. Böyle tutanağa geçiren mahkeme başkanı Orhan Karadeniz’dir. Karadeniz, ’Sauna çetesi’nin lideri Kasım Zengin’le aile dostu. Danıştay davasını kararını üç ay öncesinde Kasım Zengin’in ailesine söylemiş. Zengin de bunu ailesinden öğrenmiş, nezarette bana söyledi.”

‘Cumhuriyeti ortakları bombalattı’: “Benim, hasımlarımla ve bir iki holdinge yönelik olumsuz düşüncelerim vardı. Cumhuriyet gazetesi işini ortakları arasında bir anlaşmazlık var diye çıkara dayalı olarak aldım. Kendi işlerimi yürütürken en son gazete işi ortaya çıktı, kabul etmek durumunda kaldım. Bombaların pimini çektim, birini Tekin Irşi’ye, diğerini de İsmail Sağır’a vererek Cumhuriyet gazetesine attırdım. Kimsenin canı yanmayacaktı. O bombalar patlamadı. Niçin patlamadığını anlayamadım. 11 Mayıs 2006’da Alparslan ile Üsküdar’da görüştük. Cumhuriyet’e bomba atacağını söyledi. Ben ayrıldım. Üçüncü bombayı da o attı herhalde. Cumhuriyet’e atılan iki bombayı azmettirdim. Bu çıkar amaçlı eylemdi. 

Danıştay saldırısında yoktum: 15 Mayıs 2006’da Arslan Danıştay’da bir işi için Ankara’ya gideceğini söyledi. Cumhuriyet nedeniyle de İstanbul’da kalamayacağım için onunla gittim. Aynı odada kaldık. Bir gazete küpürü çıkartıp gösterdi. ‘Avukatsın, kariyerin var. Cumhuriyet’e atılan bombalarla ilgili bu gençleri teslim ederiz’ diyerek vazgeçirmeye çalıştım. Öğleden sonra uyandığımda Erhan Timuroğlu, İsmail Sağır ve Arslan otelde yoktu. Aynı gün televizyonda Arslan’ı gördüm. Timuroğlu ile Sağır’ı aradım. Odadaydılar. Çağırıp Arslan’ın Danıştay’a saldırdığını söyledim.  Ankara Otogarı’na gittik. Ben kardeşimin yanına  Nevşehir’e gittim. (Radikal)