scorecardresearch.com

Ergenekon'da 'hayali' bir gün

Ergenekon'da 'hayali' bir gün
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen "Ergenekon" davasının bugünkü duruşmasında tutuklu sanıklardan Erol Ölmez'in çapraz sorgusu tamamlandı


"Ergenekon" davasının bugünkü duruşmasında tutuklu sanıklardan Erol Ölmez, Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’ün kendisine ait bazı mektuplara ilişkin sorularını yanıtladı. Bu mektupları hayali olarak yazdığını, içindeki bilgilerin doğru olmadığını öne süren Ölmez, mektupları Sabah, Zaman ve Hürriyet gazeteleri ile Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’e gönderdiğini söyledi.Ölmez, "Yandaş basına gönderdim, bir de savcıya gönderdim. Bizi suçladı ya hayali olan şeylerle, ’al’ dedim, suç yazılırsa bu şekilde yazılır gibisinden" dedi.
Başkan Şengün’ün, "Hiç yurt dışına gittin mi?" sorusuna, bir süre gemicilik yaptığını, pasaportla ise sadece Yunan bandıralı, Refah Partisi’nin Bosna-Hersek’e yardımlarını taşıyan bir gemiyle gittiği cevabını veren Ölmez, "Gemide bir Türk bendim. Refah Partisi’nin yardımları, konserve falan vardı. Hatta gönderdikleri konserveler de bozuktu. Onu biliyorum" diye konuştu.
Erol Ölmez, mektupları yazdıktan sonra savcılar tarafından çağrılıp çağrılmadığını soran Şengün’ü yanıtlarken, çağrılmadığını, muhtemelen yazdıklarını savcıların da ciddiye almadığını belirtti.

Ölmez, "Savcıların iddia ettiği şemalar falan vardı. Ben de buna bakıp hayali bir şema çizdim. Bir de yandaş basında çıkıyor. Ben de bir gün gazeteleri aldım, orada gördüğüm haberlere göre, hayalimde bir şeyler uydurup yazdım" dedi.Savcı Mehmet Ali Pekgüzel de Kuvayi Milliye Derneği’ne ilk geldiğinde Hüseyin Görüm’le karşılaştığını söylediğini hatırlatarak, bu ilk görüşmede Görüm’ün kendisine motorize ekiplerden, Kürt mafyasıyla mücadeleden bahsedip bahsetmediğini sordu.
Ölmez, motorize ekiplerin, yardım yerine daha hızlı ulaşmak için motosikletli yardım ekibi oluşturma amaçlı, Görüm’ün sadece düşüncede kalan bir projesi olduğunu, Kürt mafyasını ise duymadığını belirtti. Tutuklu sanık Erol Ölmez, "O öyle bir şey konuşmaz. Odasından çıkmazdı, Kur’an-ı Kerim’den başka bir şey okumazdı, öyle bir şey yapmazdı" diye konuştu.
Pekgüzel’in, dün savcı Zekeriya Öz’le görüşmesini anlattığını hatırlatarak, "Bu ziyarette yanınızda başka kimse yok muydu?" sorusu üzerine Ölmez, "Zabıt katibi bir bayan vardı. Jandarmayı savcı çıkardı. Avukat da, ’işim var’ deyip çıktı, benim işim bittikten sonra geri geldi" yanıtını verdi.
Ölmez, "Savcı ifadenizi tek başına yazıp mı size imzalattı?" sorusuna karşılık, "Ben konuştuktan sonra kalktı, kendisi bayana söyledi o da yazmaya başladı" dedi. Savcı Pekgüzel, Ölmez’e, bir telefon tapesinde "Nebil" adlı kişiye, "Bunları telefonda konuşmayalım, bir görüşelim seninle. Yalnız farklı konulara gireceğim. Yeni Şafak Gazetesi al görürsün" dediğini belirterek, o tarihli Yeni Şafak Gazetesi’nde Ümraniye’de ele geçirilen bombalar ve tutuklamaların yer aldığını belirtti.

Ölmez de, görüşmeyi tutuklanan kişiler arasında kendisinin de bir süre gittiği Kuvayi Milliye Derneği’nden Hüseyin Görüm’ün resmini görmesi üzerine yaptığını, telefon tapelerindeki konuşmalarının çoğunun geyik amaçlı ya da espri içeren, gerçekle alakası olmayan şeyler olduğunu savundu. Erol Ölmez, bir telefon tapesinde, "Bizi mollaların içine soktunuz, aralarına takıldık. Ne yapalım soktunuz bizi" ifadeleri ile gizli tanık 17’nin Çarşamba’da İsmailağa Cemaati’ne girmek için sakal bıraktığının hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu:"Mollaların arasına girdim evet. Arkadaşıma taşınınca Çarşamba’da oturmaya başladım. Fatih Çarşamba ayrı bir dünya.
İnsanlar sarıklı, cübbeli. Acayip acayip insanlar yani. ’Mollalaların arasında kaldım’ diye bu şekilde söylüyorum yani. İsmailağa cemaati öyle bir yer ki, kamerası, şusu, busu var. İstersiniz kamera kayıtlarını, görürsünüz girdiysem eğer."

MALKİ CİNAYETİ
Tutuklu sanık Ölmez, savcı Pekgüzel’in, gönderdiği mektuplarda Nesim Malki’yi kendisinin öldürdüğünü ifade ettiğini hatırlatması üzerine de, bunu daha önce belirttiği gibi hayali olarak yazdığını ileri sürdü.
Pekgüzel’in, "Yani hepsi hayaliydi" demesi üzerine Ölmez, "Evet, savcıya, ’siz de beni hayali bir örgütle suçladınız, istihbaratçı yaptınız, buyurun bu da benim hayalim’ demek amacıyla yazdım" dedi.Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in, "Bu resmi makamları meşgul etmek anlamına gelmiyor mu?" sorusuna karşılık, Erol Ölmez, şunları söyledi:"Siz bizi meşgul etmediniz mi 14 aydır? İstihbaratçı yaptınız, tetikçi yaptınız. Ailem darmadağın oldu. Benim içim yanıyor. Beni terörist yaptınız. Ailemden ne istediniz? Boş boş konuştuğum, geyik muhabbetlerinden beni terörist yaptınız. Beni devşiremediğinizden dolayı, hakkınızda suç duyurusunda bulunduğum için saldırıya geçtiniz bana karşı. Siz iddianameyi hayal kurarak yazmışsınız ya, hayal kurarak tetikçi yaptınız, hayal kurarak istihbaratçı yaptınız ya, ben de hayal kurdum."Ölmez, Savcı Pekgüzel’in, "Savunmanızı da mı hayali yaptınız?" sorusuna ise, "Hayır, savunmamı yüreğimle yaptım. İçten gelerek konuştum. Gerçekleri konuştum" cevabını verdi.

ABDULLAH ARAPOĞLU’NUN SAVUNMASI
Duruşmada Ölmez’in çapraz sorgusunun tamamlanmasının ardından tutuklu sanıklardan Abdullah Arapoğlu’nun savunmasına geçildi. Savunmasını yapan Arapoğlu, reklamcılık ve dergicilikten sonra bir GSM firmasının telefon hattı satışını yaptığını söyledi.İnternet üzerinden araştırma yaparken Kuvayı Milliye Derneği’ni gördüğünü, telefon kartı satışı için uğradığını, Hüseyin Görüm ile tanıştığını, yasal dernek olduğu için sıcak baktığını ifade eden Arapoğlu, daha sonra da telefon hattı satmak için derneğe gittiğini kaydetti. Arapoğlu, derneğin başında emekli albayın olduğunu öğrenince askere yakın olduğunu düşündüğünü belirterek, Kahraman Şahin’in de kendisine Bağcılar temsilciliğini önerdiğini anlattı. Abdullah Arapoğlu, "Hiçbir gayri yasal bir derneğe üye değilim. Ergenekon deyimini burada duydum" dedi.
Polisler tarafından, El-Kaide örgütüne yönelik ihbar alınması üzerine kendisinin de gözaltına alındığının bildirildiğini ileri süren Arapoğlu, polislerin kendisine baskı yaptığını, Kuvayı Milliye konusunda konuşması için konular açarak kendisini yönlendirmeye çalıştığını söyledi. Arapoğlu, yaptığı telefon görüşmelerinin suç içermediğini savunarak, tutuklandıktan sonra Bayrampaşa Cezaevi’ne konulduğunu, 4 El-Kaide şüphelisinin bulunduğu alanda, kendisinin ayrı bir hücrede 2 hafta tutulduğunu anlattı. Arapoğlu, "Burada mikrop kapan gözümde görme sorunu çekiyorum. Psikolojim bozuldu. Kendi çıkarları için bu davayı sürdürenler bende ölene dek iz bırakmıştır" diye konuştu. Yine Bayrampaşa Cezaevi’nde kalırken yanına konulan Mehmet Yıldırım adlı kişinin "Ergenekon" soruşturmasından tutuklu olduğunu belirterek, kendisine yakın davrandığını, Veli Küçük’ten söz ettiğini, kendisinden bilgi almaya çalıştığını öne süren Arapoğlu, bu kişinin 2 hafta sonra tahliye edildiğini iddia etti. Abdullah Arapoğlu, "Benim Bayrampaşa’da tutulmamın altında aslında ne düşüncesi yatıyordu? 14 aydır tutukluyum. Adaletin işlemesini, tahliyemi istiyorum" diyerek savunmasını tamamladı.(aa)


ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/9248919248913

YORUMLAR
(3 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

sanırım bende hapsedılecegım:) - conversation

ıcımde bır hıs var gecen gun bır ruya gordum ruyamda sulatanımız efendımız bana ananıda al git diyordu. işşizoldugum için bayagı bır arasştırdim google ruyada recep ivedik gormek ne demek anlama gelir diye arattırdım ama bırsey bulamadım. derken bu işi belen bır hocaya sormaya karar verdim. uc vakte kadar bir kapalı alana hapsedilecekmişim.:) dusunmeyı burakalı cok zaman oldugu ıcın bunun ne anlam geldıgını anlayamayacagım soylendı. umarım ordakı gunlerım rahat gecer. allah devletımıze zeval vermesin.

Bir gün gelecek , çocuklarımıza - mk1959

"evladım , ergenekon tertibi hayalidir inanma, hiç bizler insanları mağdur edip ZİNDANLARA tıkayıp yıllarca mağdur edermiyiz " diyeceğiz , utancımızdan ama ne yazık ki ERGENEKON TERTİBİNDE herşeyin gerçekten hayali olduğu hergeçen gün ortaya çıkıyor. RAHATSIZ ETTİĞİMİZ SİLİVRİDEKİ ZİNDANDAKİ YURTSEVENLERDEN ,ÖZÜR DİLERİZ!

Bozuk Konserve - cevdetcoskun

Refah Partisinin Bosna-Hersek'e gonderdigi konservelerin bozuk oldugunu aciklamasindan dolayi idam edilse yeridir.O tarihte simdiki AKP lideri de Refah Partisinde idi. Hangi cesaretle basbakanin gecmiste mensubu oldugu bir partinin kirli islerini acikliyor.Cezasini cekmeli!!!!