'Ergenekon'un el yazısıyla suikast planları gün ışığına çıktı

'Ergenekon'un el yazısıyla suikast planları gün ışığına çıktı
'Ergenekon'un el yazısıyla suikast planları gün ışığına çıktı

Ek klasörde Patrik Mutafyan, Başbakan Erdoğan, KazımGenç ve Ali Balkız?a suikast planları yer aldı.

Üçüncü Ergenekon iddianamesinin ek klasörlerinde plan halinde kalan suikastlar tüm 'detay'larıyla yer aldı. Zirve katliamı ve 'Tarık Ümit vakası'nda Ergenekon izi arandı

İSTANBUL - Üçüncü Ergenekon iddianamesine kaynak oluşturan ek klasörlerdeki en çarpıcı belgeler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Alevi kanaat önderleri Ali Balkız, Kazım Genç, Ermeni Patriği Mutafyan ve Sivas’ta Ermeni cemaati önderi Minas Durmazgüler’e yönelik resimli suikast belgeleri oldu. Eklerdeki belgelerde bu kişilerin ev fotoğrafları, ‘google earth’ten sokakların gösterildiği haritalar yer alıyor. Suikast planları el yazısıyla detaylı anlatılmış.
Gerçekleşmesi halinde Türkiye’de büyük bir kaosa neden olacak suikast planlarından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik plan, tutuklu sanık yarbay Mustafa Dönmez’in askeri lojmandaki evinde ele geçirildi.
Plan bir ajandanın kapağındaki cep kısmında, iki adet A4 kâğıdı üzerine yazılı olarak bulundu. Bu iki kâğıtta aynı bölgeyi gösterdiği anlaşılan uzak ve yakın mesafeli uydu fotoğrafları yer alıyor.
 ‘Resim 1’ olarak belirtilen fotoğrafın üzerinde bir binanın çevresinin kırmızı kalemle çizildiği, işaretlenen binadan çizgi şeklinde ok çıkartıldığı, kırmızı kalemle çizilen binadan çıkartılan ok işaretinin üzerine ‘220m’ ibaresinin yazıldığı saptandı. Çizime göre okun sonu yeşil alanda bitiyordu, yine aynı resimde yol ve sokak adları yazılıydı.
‘Resim 2’ olarak belirtilen fotoğrafta ise bir önceki uydu fotoğrafında işaretlenen binanın çevresi kırmızı kalemle çiziliydi. Bir nokta işaretlenerek yürüyüş yolu üzerine kesik çizgi şeklinde yön okları çizilmişti. Adreslerle ilgili yapılan çalışmalarda Resim 1 ve Resim 2’de kırmızı kalemle etrafı çizilen binada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın evinin bulunduğu anlaşıldı.

‘Hedef’lerin geliş gidiş saati
İddianame eklerinde yer alan diğer suikast planları Ermeni Patriği Mutafyan, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız ve Pir Sultan Abdal Derneği Genel Sekreteri Kazım Genç’e yönelik. Bu planlar ise eski Özel Harekât Daire Başkanvekili İbrahim Şahin’in evinde ele geçirildi. Her üç kişiye yönelik suikast planlarındaki benzerlik dikkat çekiciydi. Planlar el yazısıyla hazırlanmıştı.
‘Hedef’lerin yaşadığı yerler google earth’ten alınan bir harita üzerinde işaretlenmişti. ‘Hedef’in gidiş, geliş saatleri belirlenmişti. Suikast planlarına göre, bu eylemleri Şahin’e bağlı örgüt hücresi gerçekleştirilecekti. Planlarda ilk olarak kimin ne şekil öldürüleceği yazıldı.
Örneğin, Mutafyan, ‘Law’ silahıyla, Balkız ve Genç bombayla öldürülecekti. Planlarda hücre elemanlarına kodlar veriliyor. Örneğin Mutafyan’la ilgili planda ‘bbbb’ olarak belirtilen elemanın ‘Law silahlarınıtemin edeceği, ‘cccc’ olarak belirtilen elemanın gözcülük yapacağı, ‘dddd’ ve ‘eeee’ olarak belirtilen elemanların emniyeti sağlayacağı, ‘ffff’ ve ‘gggg’ olarak belirtilen elemanların ise tetikçilik yapacağı belirtiliyor.
Planlarda eylemin aşamaları da yazılıyor. İlk aşama hedefin giriş, çıkış saatlerinin saptanması. Silah temini, güvenlik alma, gözetleme ve eylemin (suikast) gerçekleştirileceği yazıyor.
Örneğin Mutafyan’la ilgili planın beşinci aşamasında şöyle deniyor: “‘Hedefin’ sokağa girmesiyle her iki tetikçi de atış yapmaya hazır olacak ve birisi atış yaptığında, diğeri de hedef gözetmeksizin atışını gerçekleştirecek ve hedef bölgesinden uzaklaşacaklardır.”

Alışveriş merkezine bomba
Ankara’daki bir alışveriş merkeziyle ilgili suikast planı da el yazısıyla hazırlanmış. Alışveriş merkezinin bulunduğu Eryaman bölgesindeki polis karakolları, merkezin hangi gün ve saatlerde yoğun olduğu, binanın kapalı devre kamera sistemiyle ilgili bilgiler planlarda yer alıyor. Önceki planlarda olduğu gibi bunda da elemanlara kodlar verilerek, bombayı aşama aşama nasıl patlatacakları anlatılıyor. Bu planda dikkat çeken noktaysa, alışveriş merkezinin bulunduğu bölgedeki halkın durumu ve halkın etnik kökeninin de araştırılmış olması. ‘Sünni’lerin yoğun olarak yaşadığı bölgenin seçilmesi iddianamede şöyle yorumlanıyor: “Bu eylemin Balkız ve Genç’e yönelik suikastlardan sonra yapılarak ülkede toplumun farklı kesimlerinin birbirlerine karşı kışkırtarak ve hemen akabinde birbirlerinden öç alma duygusuyla hareket ettiğinin izleniminin verilerek Alevi-Sünni çatışması çıkartmak olduğu anlaşılmıştır.”

Askerden dansöz oynatın emri!
Ek klasörlerde eski MİT çalışanı emekli Albay Hüseyin Vural’da bulunan ilginç bir belge de yer alıyor. Bir belgede ise üst düzey komutanların yaptığı çok gizli konuşmalar, okullarda kız öğrencilerin kız arkadaşlığa teşvik edilmesi gibi konular,  toplantılarda dansöz oynatılmasının ve içki içilmesinin zorlanması gibi emirler yer alıyor. 

‘Veli Küçük talimat verdi...’
Ek klasörlerde, esrarengiz biçimde ortadan kaybolan MİT’çi Tarık Ümit’in amcası Cemalettin Ümit’in 4 Kasım 2008 tarihinde Organize İşler Müdürlüğü’nde verdiği ifadesi de göze çarpıyor. Amca Cemalettin Ümit ifadesinde şunları dedi:
“Tarık’ın arabasının Çerkezköy civarında bir köy yolunda terk edilmiş olarak bulunduğu haberi geldi. Tarık’ın terk edilmiş arabasıyla ilgili işlemleri yürüten jandarma görevlisinin bir süre sonra şahsımıza karşı tavır değişikliğinin içine girdiğinin altını çizmek istiyorum. Daha sonra Tarık Ümit’e ait bahsi geçen plakanın eski Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın imzası ile verildiğini tespit edildi. Aracın kaybolması ile ilgili beni kızımı ve damadımı gözaltına aldılar. Ancak İzmit İl Jandarma Komutanı Veli Küçük’ün talimatı ile serbest kaldık. Bu geceden sonra biz Tarık Ümit’in ailesi olarak Tarık Ümit’in kaybolması ile ilgili resmi bir başvuruda bulunmadık. Resmi süreç jandarmanın kaybolan araç ile ilgili çalışması ile başladı. Yukarıda belirtmiş olduğum tüm gelişmeleri herhangi bir resmi kaynaktan sağlamadım. Ancak şuan ve hiçbir zaman açıklayamayacağım gayriresmi bir kanaldan öğrendim.”

182 klasör not, belge, plan...
Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan üçüncü iddianameye dayanak olan 182 klasör, sanık avukatlarına dağıtıldı. İki DVD’den oluşan klasörlerde sanıklardan ele geçirilen belgeler, sanıkların ifadeleri ile iletişim tespit tutnakları var.
Klasörlerde ayrıca gizli tanık ifadelerinden, suikast planı krokilerine, eski Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün ifadesinden, ‘çok gizli’ ibareli askeri belgelere, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast planının detaylarına kadar pek çok belge bulunuyor. Belgelerde, Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal ile Bedrettin Dalan’ın,  firari şüpheli Turhan Çömez ile Emin Gürses’in, Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel ile Mustafa Balbay ve Şener Eruygur arasındaki konuşma tutunakları gibi birçok kişinin ayrıntılı konuşmaları yer alıyor. Eski Özel Harekât Daire Başkanvekili İbrahim Şahin’den ele geçirilen, ‘suikast listesi olduğu iddia edilen S-1 listesi, Orhan Pamuk ile ilgili bilgileri içerir el yazısı dokümanı, ‘Hrant Dink olayı ve Ermeni Kürtler ve benzeri başlıklı’ yazılar ek klasörlerdeki belgelerden birkaçı. 

Zirve Yayınevi katliamında Ergenekon izi
Ek klasörler sayesinde Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamının tutuklu sanıklarından Varol Bülent Aral’ın savcı Zekeriya Öz’e ‘tanık’ sıfatıyla ifade verdiği anlaşıldı. Katliamın azmettiricisi olmakla suçlananVarol Bülent  Aral, 22 Nisan 2009’da savcı Öz’e önce tutuklu bulunduğu cezaevinden mektup yazdı.
Aral mektubunda, Malatya misyoner katliamı,  Hrant Dink cinayeti, Uğur Mumcu suikastıyla ilgili bilgisi olduğunu iddia ediyor. Aral mektubundan bir ay sonra 22 Mayıs 2009 tarihinde üç sayfa ifade verdi. 

‘Paraları bol’
Aral ifadesinde, DYP Gençlik Kolları Başkanlığını yapan Çetin Yalvaç ve bazı arkadaşlarının kendisine Alevi-Sünni, Türk-Kürt ve misyonerlik isimli dosyalar gösterdiğini söylüyor. Bu kişilerin kendisine Kürtlerin nüfusunun arttığını ve 40-50 misyoner kilisesi açıldığını, bunların parasının bol olduğunu, oraları basacaklarını söylediklerini anlatıyor. Ancak Aral bu arkadaşlarına muhalefet ettiğini belirtiyor. Aral, bahsettiği kişilerin anlattıklarını önce askeriye sonra da polise giderek aktardığını ifade ediyor. 

İbrahim Şahin’in ‘defalarca düzelttiği metin’

Şahin’in ‘terörle mücadeleyle ilgili birimin başına geçtiğinde yapacağı konuşma metni’ de ek klasörde.
Eski Özel Harekât Daire Başkanvekili İbrahim Şahin’in terörle mücadeleyle ilgili birimde görev alacağını düşünerek hazırladığı el yazısı konuşma metni de ek klasörlerde yer alıyor. “Sayın Genel Kurmay Başkanım, Komutanlarım ve değerli misafirler...” diye başlayan ve pek çok kez düzeltilen metin şöyle:
“Tarafıma tevdi edilen görevin ve bana duyulan güvenin bilincindeyim. Yaklaşık 30 senedir devam eden ve iç güvenliğimizde büyük tahribata sebep olan terör olayları neticesinde TEK DEVLET, TEK BAYRAK, TEK VATAN yapımız bir takım bölücü zihniyetteki insanlar tarafından rahatça tartışma ortamına çekilmekte ve Milli Birlik ve Beraberliğimizi bozmaya çalışmaktadır. Dış güçler ve ülkemiz içindeki destek verdidiği terör olayları, siyasi platformda rahatça seslendirilmeye başlanmıştır. (...) Şu hususu özellikle belirtmekte yarar olduğu düşüncesindeyim. Bizler Elhadürüllahu ala nimet-il İslam diyen yani Allahu Teala’nın islamla şereflendirdiği ve Cumhuriyetimizin  kurucusu büyük önder Atatürk’ün En büyük servetim Türk olarak doğmaktır şeklinde ifade ettiği Müslüman Türkleriz. Hiçbir millete naship olmayan diğer bir özelliğimizde İslam’ın kalıcı olarak müjdelenmiş bir kavim olmamızdır. Bu gerçekler altında konuşmama son verirken Vatanım Bayrağım Onurumdur diyerek hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum.”
(Radikal)