Erin ölümü meçhul

Ümraniye Cezaevi'ndeki operasyonda yaşamını yitiren askerin, mahkûmlarca vurulmadığını belgeleyen Adli Tıp Raporu, mahkeme kararına da esas oldu.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

İSTANBUL - Ümraniye Cezaevi'ndeki operasyonda kurşunlanarak hayatını kaybeden jandarma eri Nurettin Kurt'u muhkûmların öldürmediği kesinleşti. Erin mahkûmlarca öldürülmediği Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin olaylar nedeniyle haklarında dava açılan 399 kişi arasında bulunan 46 kişinin tutukluluğunu kaldırdığı karar metninde yer aldı.
19 Aralık gecesi 'Hayata Dönüş' adı verilen operasyonlardan biri olan Ümraniye Cezaevi'ndeki operasyonda yedi mahkûm ile jandarma Nurettin Kurt ölmüştü. Olaydan sonra yetkililer, teslim ol çağrılarına tutukluların ateşle kaşılık verdiğini, bu ateş sırasında Kurt'un kafasına isabet eden bir kurşunla öldüğünü açıklamıştı.
Otopsi raporu delil
Operasyonların F tipi cezaevlerine sevk edilen 399 tutuklu ve hükümlü hakkında jandarma Nurettin Kurt'un kurşunlanarak öldürülmesinden ötürü adam öldürmek, isyan çıkarmak ve kamu malına zarar vermek suçlarından dava açılmış ve tümü hakkında tutuklama kararı verilmişti.
1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin adli tıp uzmanlarının raporlarına dayanarak 46 tutuklu ve hükümlü hakkında verdiği tahliye kararında, "Dosyadaki toplanan deliller, görevli maktule ait otopsi raporundaki bulgular ve sanıklara ait olduğu ileri sürülen tabancaların niteliğine göre..." denildi.
Kurt'un İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsisinde ölümün, 'ateşli silah yaralanmasına bağlı beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu' meydana geldiği belirtilerek şöyle denildi:
"Ölüme yol açan kafa bölgesindeki yaralanmanın, yüksek kinetik enerjili bir silah ile husulünün mümkün olduğu ve müstakilen öldürücü nitelikte bulunduğu, gerek saçlı deride, gerekse kafa kubbe kemiklerinde kayıplar bulunması nedeniyle giriş ve çıkış yaraları tefrik edilemediğinden atış mesafesi tayini yapılamadığı, cesetten mermi çekirdeği elde edilememiştir."
G-3 veya Kalaşnikof
Olayların ardından cezaevinde yapılan aramalardan sonra düzenlenen 'Olay yeri tespit tutanağı'nda, ateşli silahlar kapsamına giren beş adet tabanca bulunduğu belirtildi. Adli tıp uzmanları, tabancaların otopside belirtilen 'yüksek kinetik enerjili silahlar' kapsamına girmediğini, ancak askerlerin kullandığı G-3 ve Kalaşnikof tüfeklerin 'yüksek kinetik enerjili silahlar' kategorisi içerisine girdiğini söylemişti.