Eroin serbest bırakılmalı

Terörü finanse eden eroine karşı savaş isteyen Doç. Dr. Galip İsen: Eroini kontrol edebilmek için satışının suç olmaktan çıkarılması gerekiyor.
Haber: NEŞE DÜZEL / Arşivi

Bütün dünyayı etkileyen New York'taki terör olayı bugün hâlâ sahipsiz ve nedensiz olarak duruyor ortada. Nedenini hâlâ kimse bulamadı. Sizce bu terör olayının nedensiz ve sahipsiz kalmasının ardındaki neden nedir?
New York'taki terör olayının sahibi büyük ihtimalle meçhul kalacak. Ama bu olayın nedensiz ve sahipsiz kaldığını hâlâ çok az insan fark ediyor. Herkes suçluyu buldu, cezasını kesti. Aslında dünyada böyle nedensiz ve sahipsiz kalan terör olayları var. 1996'da Atlanta'da olimpiyat standında patlayan bomba da sahipsiz kalmıştı. O zaman da gösterilen ilk tepki 'bunu Araplar, Müslümanlar yaptı' şeklinde olmuştu. Terörizm ile Doğu, İslam ve Araplar
arasında hemen bir bağ kurulmuştu. Bu hazır kalıplardan kurtulmadıkça meseleleri çözmemiz mümkün değildir.
Şimdi Amerika'nın karşı saldırısı bekleniyor. Sizce bu bir Amerika-Afganistan çatışması mı olacak? Yoksa geniş vadeye yayılan ve birçok ülkeyi kapsayan bir savaşın eşiğinde miyiz?
Amerika'nın Afganistan'a giriş sebebi nedir? Terörizmi ortadan kaldırmak, terör odaklarını kurutmak. Peki terör odağı Afganistan mı? Dünyayı bir satranç tahtası, ülkeleri de birbirinden ayrı satranç taşlarıymış gibi görmek hatadır. Bush da aynı hatayı yapıyor. Oysa dünyadaki bütün taşlar artık birbirinin içinde. Bugün Roma'ya gittiğinizde, Habeşliyi de, Etiyopyalıyı da, Fransız'ı da görüyorsunuz. Artık savaş için toprağına girdiğiniz ülke, zaten sizin içinize girmiş durumda. Dünya ülkeleri aştı. Ama biz hâlâ dünyayı ülkeler bazında görüyoruz. Amerika, Afganistan'ı dümdüz edebilir. Ama orada bazı şeyleri yaptığı zaman Amerika'nın da içinde kendilerini zaten ezik hisseden kesimler var, Müslümanlar var. Bir Afganlı kafasını taktıktan sonra, vücudunu canlı nükleer bomba haline getirip, Amerika'nın göbeğinde kendisini uçurabilir. Nükleer malzeme edinmek çok kolay. İnternette nükleer bombanın nasıl yapıldığı bile tarif edildi. Ama bu çatışma başka bir çatışmadır.
Nedir bu çatışma sizce?
Bu, 50 yıl boyunca çift kutuplu dünya palavrasının arkasına gizlenen ebedi ve ezeli bir çatışmadır. Modernle modern olmayanın beş yüz yıllık çatışmasıdır bu. Şimdi o çatışma meydana çıktı. Modernitenin kalesi, lokomotifi olan Amerika'nın kâbelerine saldırıldı. Modernitenin kalbine bıçak saplandı. Bu mutlaka cevabını görecektir. Modern olanla modern olmayan arasındaki çatışma, Amerika-Afganistan çatışmasıyla bitmeyecektir.
Dünyayı nasıl bir savaş bekliyor?
Dünyayı bir terör savaşı bekliyor. İnsanlığı artık ülke blokları halinde değil, zihin blokları halinde düşünmeliyiz. Mantaliteler, düşünce biçimleri arasındaki bir savaş bu. Oklahoma'da yaşananı gördük. Binanın havaya uçmasıyla yüzlerce insan öldü. Bunu da yapan ideotik bir klanın fedaisiydi.
Örgütlü terör, tarihin en büyük terör olayını New York'ta gerçekleştirerek, bu saldırıyla kendini de bitirmiş olmayacak mı peki?
Terör niye bitsin ki... İnsanlar seviyor bunu. Bu, Habil ve Kâbil'le başlamış.
İnsanlar için ölümün bir cazibesi vardır. Bu ölüm ve öldürme arzusuyla bazı davaları, idealleri birleştirdiğinizde, terör dediğiniz şey hep olacaktır.
Örgütlü terörden söz ediyorum. Örgütlü terörle savaşa girilmesi halinde, bu Batı'yı nasıl etkileyecek?
Amerika'yı ve Batı'yı doğrudan terörün hedefi haline getirecek. Buna Türkiye de dahil. Artık hiçbir şeyi o kadar rahat yapamayacağız. Otobüse bile rahat binemeyeceğiz. Korkacağız... Terör ve korku modern hayatın temeline yerleşecek. Nasıl New York'ta kapı çaldığında, önce kapı deliğinden bakıyorsunuz, eşinizin arkasında üç tane zenci var mı yok mu baktıktan sonra zinciri açıyorsunuz, bu tutum hayatımızın her alanına girecek. Terör korkusu daha da fazla yaşanacak. Bir 'korku medeniyetine' girilecek. Ancak bu korku sürecinden sonra sistemler değişmeye başlayacak. Yeni bir sistem kurularak korkunun ve terörün önüne geçilebilecek.
Dünya büyük ihtimalle bu çatışmadan sonra eski dünya olarak kalamayacak. Bu olaylardan sonra nasıl bir dünya beklemeliyiz?
Modern dünya korkmamanın bir yolunu bulacak. Korkmamanın reçetesi de akıldır, rasyonalitedir. Eğer iki dünya savaşı, Soğuk Savaş ve diğer vartalar atlatılabildiyse, modernitenin özünü oluşturan rasyonalite mutlaka buna da kendi çözümlerini bulacaktır.
Bu güce ve dinamiğe sahiptir. Çünkü eğer modernseniz, Batı dünyasının temel prensiplerden vazgeçemezsiniz. Özgürlüğünüzden, bireyliğinizden, eşitlikten, ademi merkeziyetçilikten vazgeçemezsiniz. Terör ise modern dünyanın normal diye kabul ettiği bu temel verileri hedefliyor. Ancak şunu da bilmek lazım ki bugüne kadar hiçbir medeniyet barbarların saldırısıyla dışarıdan yıkılmadı. Hep kendi iç dinamiklerinin dağılması sonucunda yıkıldı. Bu modernite medeniyeti de belli yeni güvenceler getirerek sistemini sürdürecek.
Bu çatışma, şu aşamada bir Hıristiyan-Müslüman çatışması görüntüsü de veriyor. Dünyada birçok din ve mezhep varken asıl sürtüşme neden Müslümanlarla Hristiyanlar arasında gözüküyor? Hristiyanlar ve Müslümanlar içten içe bitmemiş bir hesaplaşmanın düşmanlığını mı taşıyorlar?
Bu bir mantalite çatışması. Eğer bir ayrım varsa, bu onların Müslüman ya da Hıristiyan olmasından ötürü değil, dünyaya bakışlarının farklı olmasından ötürü var. Modernitenin kurucusu Erasmus, Hıristiyanlara 'Bir araya gelmemiz lazım' diye seslenir. Bu yüzyılların
refleksidir onlarda. Bir de büyük terör olaylarında önce dönüp Araplara ve İslam âlemine bakılması doğaldır.
Niye?
Çünkü Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ), 1967 İsrail-Arap savaşından beri, terörü bir siyaset aracı olarak kullanmaya başlamasıyla, terör olaylarında parmaklar Müslümanlara döndü. Terörü icat eden tabii ki Araplar ya da Müslümanlar değil, hatta onlar İsrail terörünün önceki kurbanları ama bugünkü algılama böyle. Ayrıca biz, Müslüman dendiğinde kendimizi Araplardan ayırıyoruz ama Batı'nın böyle bir eğilimi yok. Beş yüz yıllık modern olanla modern olmayanın çatışma sürecinin büyük bölümünde, Türk dendiğinde Müslümanların tümü algılanmıştır.
Erasmus'un mesela 'Neden Türklerle savaşmalı' diye bir yazısı da vardır. Onlara göre, Batı Batı'dır. Doğu Doğu'dur. İkisinin buluşması imkânsızdır.
Müslüman ülkeler ne yazık ki bugün gelişmemiş toplumlar arasında yer alıyorlar. Niye Müslümanlıkla gelişmişlik arasında bir çelişki varmış gibi gözüküyor? Bu dini bir nedene mi yoksa başka nedenlere mi dayanıyor?
Hıristiyan ülkeler arasında da gelişmemiş olanları var ama Müslüman ülkeler istisnasız blok halinde gelişmemişler. En gelişmişleri biziz. Müslümanların ademi merkeziyetçilik yerine, kırılması çok güç olan, değişime kapalı, diktatörlere boyun eğen monoblok bir tepeden inme örgütlenme biçiminden tutun da, matematikle olan ilişkilerine varıncaya kadar bir sürü nedeni var bunun. Mesela matematik akılcılığın temelidir. Müslüman dünya matematikten sadece sıralama ve sayma işlemi yapmak için yararlanır. Modern dünya ise matematikten görelilik sağlamak, oranlama yapmak için de yararlanır. Bu, mutlakiyete yönelik düşünce biçimiyle, göreliliğe yönelik düşünce biçimi arasındaki farktır. Eğer göreliliğe göre düşünüyorsanız sonsuz açılımlarınız vardır. Müslümanlar sonuçta Rönesans ve reform yaşamamışlardır.
Rönesans ve reformu yaşamamış olmak nasıl bir sonuç yaratır?
Rönesans ve reformu tesadüfler yaratmadı. Bu, düşünce sorgulamasının, hayattan nasıl haz alınacağı sorusunun bir sonucudur. Türkler, Orta Asya'dan göçleri sırasında, çok soru soranları tanrılara kurban ederlermiş. Ayrıca Hıristiyan toplumlarda hayatın altyapısı estetiktir. Hıristiyanlıkta inkâr edemeyeceğiniz tek şey estetiktir. Resmidir, heykelidir, şehirlerin örgütlenmesi, mimarisidir. Müslümanlıkta hemen hiç yoktur estetik. En baba gelebildiği yer hat sanatıdır. Hat da sanat değildir, en iyi ihtimalle zanaattır. Ufku açmaz.
Gelişmişlerle gelişmemişler arasında büyük bir hesaplaşmaya dönecek gibi gözüken bu çatışmanın, dünyadaki üretim araçlarının değiştiği, bilgisayarın hayatımıza iyice yerleştiği bir döneme rastlaması bir tesadüf mü, yoksa bunun da kendine göre bir mantığı var mı?
Teknolojinin payı mutlaka var. Bu çatışmanın sonunda neler yaşanabilir artık ona bakmalıyız. Belli tampon bölgeler oluşturarak, modern dünya kendini izole edebilir. Artık yabancıyı daha sıkı bir filtrasyondan geçirir. Zaten ilk refleks vizeyi kısıtlamak oldu. Modern dünya kendi içindeki yabancıları bir asimilasyondan geçirebilir. Mesela Almanya'da kırk sene yaşayıp Almanca bilmeyenler var. Almanya bunun bir daha yaşanmasına izin vermez ve bu yabancıları kontrol eder. Bir de sıra terörün kazanç kaynağı eroine gelebilir.
Nasıl?
Bu tür maddelerin kontrol altına alınabilmesi
için satışının suç olmaktan çıkarılması ve bunların yasal bir piyasada kontrollü bir şekilde satılabilmesi gerekebilir. Teröre vurulacak en büyük darbe de budur. Bu çözüm, senelerdir kapalı kapılar ardında konuşulan bir şeydir. Ekonomist dergisinde son on yılda bu konuda birkaç yazı çıktı. Böyle bir uygulama, eroin kullanımını azaltabilir ve hatta eroinin sonunu bile getirebilir. Eroini yasaklayarak elde edemediğiniz bir sonucu belki onu serbest bırakarak elde edebilirsiniz. Bir de tabii eroin işinden sadece terör örgütleri büyük paralar kazanmıyor. Bu işten, mafya türü organize suç birimleri kazanıyor. Bir tür devlet kazanıyor. Ancak eroin ticareti, diğer bütün işleri katlayan kâr marjlarıyla kapitalizmin eşit şartlar altında rekabet etme kuralını dümdüz ediyor. Bu karapara, eroin kaçakçılarıyla yasal işadamları arasında büyük bir haksız rekabet yaratıyor.
Peki, globalizm denilen küresel bütünleşmeye dünya bir çatışma yaşamadan geçemez miydi?
Globalizm geniş anlamla modernitenin, dar anlamla kapitalizmin vardığı bir aşamadır. Dünyada çatışma olacak, çünkü yedi milyar insanı birdenbire modernleştiremezsiniz. Ancak New York'taki terör olayı değişim için bir fırsat olarak kullanılabilir. Belki bu, Batı toplumunun eroine ve eroin kullanana bakış açısını da değiştirecek. Eroin, Batılının hiç umrunda değildir ve onun için eroinman süpürülmesi gereken toplumsal bir çöptür. Kolunda iğneyle ölürse hiç olmazsa vergilerden karşılanan bir hastane masrafı da olmaz. Ama Batılı, New York'taki dehşetle birlikte şimdi bu eroin işinin kendi hayatının bütünlüğünü, normalliğini tehdit ettiğini gördü. Batılı insan , terörü finanse eden eroin konusunda farklı bir baskı yapabilir artık. Kamu nefretinin kanalize edilmesiyle birlikte de terörün finansmanının önü kesilebilir.
İnsanoğlunun hâlâ çözümü kanda ve ölümde araması, insanların gelişmesinin çok güç olduğunun bir göstergesi mi acaba?
Öyle. Modernitenin içinde bile kansız yaşayalım tercihi tekil değil, sadece ağırlıklı bir tercih. Kan, şiddet önceliklerini kaybetmiyor. Zaten bunun filmleri de modernitenin kalbinden, Hollywood'dan çıkıyor.
Terörle savaş sürecine girildi şimdi. Yaşanacak savaş sizce son savaş mı olacak, yoksa dünya yeni çağa geçerken başka savaşlar da yaşamak zorunda kalacak mı?
İnsanlar başka terör olayları da yaşayacak. Ve, New York'taki terör olayının sonucunda savaş noktasına gelmenin bir irrasyonalite olduğunu modernitenin akılcılığı görecek. Görmek de zorunda. Çünkü dünyada iki milyar Müslüman'dan en az üç yüz bin fedai çıkarırsınız. Ben bunu hesaplayabiliyorsam, CIA de hesaplayabiliyordur. Bunu göze alamazlar. Eğer kurunun yanında yaş da yanarsa, siz devlet terörü uygulamış olursunuz ki, bu çok daha tehlikelidir. Kendi içinize hâkim olamamaya başlarsınız. Bu yüzden, terörle savaşı askeri harekâtlarla yapmak mümkün değil. Asıl savaş, terörün finansmanını sağlayan eroine karşı yapılmalıdır. Eğer eroin gelirini kontrol altına alırsanız, terörü ciddi şekilde engellersiniz.
Amerika terörle mücadeleyi eroin üzerinden yapmak zorunda. Böylece Amerika sadece terörün finansmanını değil, kendi içindeki suç çetelerinin de belini çökertecek. Ayrıca karaparanın haksız rekabetinden yakınan iş çevrelerinin baskısını da bertaraf edecek.
Türkiye bütün bu değişimlerden nasıl etkilenecek sizce?
Türkiye bir açmazda. Bundan sonra sağlıklı gelişmek için sahiden modern olmak, modernitenin ilkelerini benimsemek zorunda. Bunun pratik reçetesi de Avrupa Birliği'nin istediklerini vermektir. Türkiye eğer AB'nin istediklerini ağlaya ağlaya yaparsa, bunun ciddi cezalarını çekecek. Dünyada artık gücün tarifi değişti. Eskiden güç dendiğinde,
kaç tüfeği, tankı var buna bakılırdı. Şimdi güç denilen şey, dünyada kararları ve sonuçları etkileyebilme, onlara yön verebilme
kabiliyeti. Bu kabiliyet Amerika'da bol
miktarda var. Türkiye'de ise çok cüzi miktarda var.
Dünya büyük bir çatışmanın hengâmesinden geçerken bu olanlar globalizmi nasıl etkileyecek?
New York'taki terör saldırısı modern dünyanın uyanışıdır. Başka bir dünya bulunduğu ve bu dünyanın gerektiğinde tehdit olabileceğine yönelik bir uyarıdır bu. Eğer modern dünya bu uyarıyı dikkate alırsa, o zaman işte dünya ciddi değişim ve dönüşümlerden geçer.
***
Galip İsen NEDEN?
Bütün dünya, New York'taki olaydan sonra insanoğlunun terörle ilişkisinin bu boyutlara ulaşması karşısında dehşete kapıldı. Ve bundan sonra ne olacağını merak etmeye başladı. Hemen herkes, bundan böyle dünyada yeni bir dönemin açılacağını hissetti. Bunu hissetmesine hissetti ama, bu yeni dönemin korku mu, yoksa güven mi getireceği konusunda gene hemen herkes kararsız kaldı. New York'taki terör olayının bir Hıristiyan-Müslüman çatışması görüntüsü almasının gerçeklere mi dayandığı, yoksa bugün yaşadığımız özel koşulların ortaya çıkardığı bir görüntü mü olduğu insanların aklını kurcaladı. Bütün bu kuşkulara, korkulara, tartışmalara yol açan terörün ardında neyin olduğunu, kimin olduğunu ve amacının ne olduğunu siyaset ve sosyal bilimler uzmanı Galip İsen ile konuştuk. Bu öğretim yılında Bilgi Üniversitesi'nde ders verecek olan Doç. Dr. Galip İsen'in sosyal psikoloji, tarih içinde insanlığın hareketleri, terör ve modernleşme, kimlik kavramı üzerine araştırma ve çalışmaları var.