@ismailsaymaz

Ertuğrul Karakaya anmasına 6 yıl sonra beraat

Ertuğrul Karakaya anmasına 6 yıl sonra beraat
Ertuğrul Karakaya anmasına 6 yıl sonra beraat
ODTÜ'lü Ertuğrul Karakaya'yı vuran jandarma iki yılda beraat etti, onu anma törenine katılan annesi altı yılda!
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - ODTÜ’lü Ertuğrul Karakaya’yı 1977’de öldüren jandarma iki yıl gibi kısa bir süre içinde beraat ederken; oğlunun ölüm yıldönümünde mezarında yapılan anmaya katılan 73 yaşındaki annesi, amcalarını hiç görmemiş iki yeğeni, o gün törene dahi katılamayan kardeşi, tam altı yıllık bir sürecin ardından “suçsuzluklarını” ispatlayabildi. İki polisin izinsiz çektiği görüntülere istinaden savcılık, hem “öldürülmek" haricinde bir kaydı bulunmayan Karakaya’yı hem de onu anan ailesini “suçlu” ilan etmiş; mahkemenin “Karakaya suçsuzdur, onu anmak da ifade özgürlüğüdür” demesine karşın kararı temyiz etmişti. Yargıtay, mahkemeyi haklı bulup bu utanca son verdi.

ODTÜ’lü Ertuğrul Karakaya’nın 27. ölüm yıldönümünde, yani 8 Haziran 2006’da, yakınları ve sevenleri Salihli Asri Mezarlığı’ndaki mezarı başında toplanmıştı. Polisin tuttuğu tutanağa göre saat 16.00’da, Karakaya’nın 72 yaşındaki annesi Ayşe, kardeşi Erol’un 23 ve 20 yaşındaki kızları Ayşen ile Nurşen’in yanı sıra ÖDP, EMEP, TKP ve Eğitim-Sen’lilerin de aralarında olduğu 30-35 kişilik bir grup anmaya katıldı. Beş katılımcının da araç plakalarını not eden polise göre tören sırasında adliyede katip olarak çalışan Nazif Cengiz Kutlu, Ertuğrul Karakaya’yı anlattı. Ardından “sazlı sözlü olarak şarkılar” söylendi; “Ertuğrul yaşıyor, mücadele sürüyor” ve “Devrim Şehitleri ölümsüzdür” sloganları atıldı. Anne Karakaya tören bitiminde katılımcıların hepsine teşekkür etti. Tören saat 17.00’de bitti; herkes evlerine dağıldı. Bir tek, töreni daha önce alınmış hiçbir yasal izin olmaksızın kamerayla izleyen iki polis ve ‘dev bir örgütü çökerttiğini” düşünen Savcı Seyfullah Öselmiş hariç!

Savcı Öselmiş hemen, töreni izleyen polislerin ifadelerini aldı. Polis Süleyman Aydelik, “Mezar başında ölenin annesi ve katip konuşma yaptı. Her ikisi de öleni övücü cümleler kullandılar. İyi bir insan olduğunu, cesur olduğunu, devrim şehidi olduğunu belirttiler. Hatta katip, ölenin arkadaşı olduğunu belirtti ve teşekkür etti” dedi.

HEMEN "DEV-YOL'CU OLDUĞUNU" GÖSTEREN BELGELERİ İSTEDİ!

Savcı Öselmiş, çeşitli yazışmalar yaparak Ertuğrul Karakaya’nın “Dev-Yol isimli örgüt mensubu olduğuna dair bütün belgelerin” gönderilmesini istedi. Salihli Emniyeti’nden gönderilen yazıda, “Karakaya’nın 1977’de ODTÜ’de öğrenciyken Dev-Yol ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada öldürüldüğü” fakat, “Herhangi bir terör örgütünün mensubu olduğuna dair bilgi ve belgenin mevcut olmadığı” belirtildi. Ankara Emniyeti ise Karakaya’nın “girdiği çatışmada ölü ele geçirildiğini” ileri sürüyor, Uşak Emniyeti de aynı bilgiyi veriyordu.

Savcı Öselmiş, daha sonra görüntüleri incelemesi için bilirkişilik yapan polise gönderdi. Bilirkişi polis, ses içermeyen görüntüleri inceleyip, “Suç eylemine uyan bir hareketin olmadığı” sonucuna vardı. Buna karşın Savcı Öselmiş, anmaya katıldığını saptadığı kişileri tespit edip ifadeye çağırdı. Karakaya’nın annesi Ayşe, “29 seneden bu yana çocuğumun mezarına gidip gelirim. O gün de anma yapıldı, slogan atılmadı. Bir terör örgütünün, solcu veya sağcı örgütün sloganı atılmadı. Oğlumun yasadışı örgüt üyeliği yoktu” dedi. Torunu Nurşen, babaannesi Ayşe’yi amcasının mezarına hep kendisinin götürdüğünü söyledi. Kardeşi Ayşen de, “Ben amcamı hiç görmedim. Ailemle birlikte sürekli mezarına gidiyoruz. O gün de gittik. Türküler söylendi. Slogan atılmadı. Ben de atmadım. Suçsuzum” diyordu.

KARDEŞİ 'SEHVEN' ŞÜPHELİ

Babaları Erol, o gün bakkaldan ayrılamadığı için mezarlığa gidemediği halde ‘sehven’ şüpheli sayılmıştı. Diğer şüpheliler de Karakaya’nın suçlu olmadığını, bir jandarma tarafından öldürüldüğünü, onu anmanın da suç oluşturmadığını söyledi. Fakat Savcı Öselmiş, aralarında anne Ayşe, torunlar Ayşen ve Nurşen, anmaya dahi katılmamış kardeş Erol’un da aralarında olduğu 20 kişiye ‘suçu ve suçluyu övme’ suçundan dava açtı. Öselmiş’in iddianamesinde, “1977’de yasadışı örgüt üyesiyken güvenlik güçleriyle çatışmaya girerek öldürülen ve örgüt üyesi olmak ve güvenlik kuvvetlerine silahlı direnme göstermek suretiyle suç işleyen Ertuğrul Karakaya’nın ölüm yıldönümü olan suç tarihinde umuma açık mezarlık içerisinde aleni olarak kendisini ve yaptıklarını övmek” ifadesini kullanıyordu.

Dava 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nde açıldı. Ailenin avukatları da duruşmada, Karakaya’nın öldürülmesine ilişkin Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava dosyasının getirtilmesini istedi. Dosyaya ulaşan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19 Haziran 1979 tarihli gerekçeli kararına göre Karakaya, “Dur” ihtarında bulunan iki jandarmaya silah çekmiş fakat tetik düşürdüğü halde tabanca ateş almamış, kaçtığı sırada arkasından ateş eden Osman Özdemir adlı jandarmanın mermisiyle ölmüştü. Karakaya Ailesi’nin gıyabında görülen dava sırasında Osman Özdemir yalnızca dört gün tutuklu kalmıştı. Dava, 19 Haziran 1979’da beraatle sonuçlanmıştı. 

YENİ SAVCI DA DİRENDİ

Salihli 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki dava 16 Kasım 2007’de bitti ve mahkeme, “Karakaya’nın herhangi bir suçtan dolayı hükümlü olmadığını, hakkında bir ceza hükmü bulunmadığını” kaydederken, “Bazı bilgi ve belgelerin bir kişiyi suçlu ya da bir eylemi suç olarak belirlemesi, demokratik hukuk devletinde kabul edilemez” dedi. Mezar başında atılan sloganlar için de, “İfade özgürlüğü demokratik toplumun zorunlu temellerinden biri olup ilerlemesi ve her bireyin özgüveni için gereklidir. Bunlar demokratik toplumun olmazsa olmaz çokseslilik, tolerans ve hoşgörü gerekleridir” dedi. Karara ilk karşı çıkan, Savcı Öselmiş’in yerine atanan Bülent Canoğlu oldu. Kararı temyiz eden Savcı Canoğlu, “Karakaya’nın ölümüne neden olan yasak silah taşıma ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenlik görevlisi olan Türk Silahlı Kuvvetleri unsuru jandarma görevlilerine silahla direnme eylemleri övülmektedir” diyerek, ailenin dört ferdini dışta bırakıp 16 kişi için ceza istedi. İtirazı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Karakaya’nın ölümünün 35. yıl dönümünde, 13 Haziran 2012’de, mahkemenin kararını onadı ve karar, 7 Temmuz’da kesinleşti.