Ertuğrul Kürkçü: CHP sürece katılsın ama nasıl?

Ertuğrul Kürkçü: CHP sürece katılsın ama nasıl?
Ertuğrul Kürkçü: CHP sürece katılsın ama nasıl?
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, CHP'nin çözüm sürecinde dışlandığını, BDP'nin de by-pass edilmek istendiğini söyleyerek, "Baştan beri AKP'nin yanlış hareket ettiğini düşünüyorum" dedi.

Radikal.com.tr – 68 öğrenci hareketinin ve esasen bu hareketin içinden beslenen Türkiye sol/sosyalist hareketinin sembol isimlerinden, BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Fırat Haber Ajansı’na bir mülakat verdi. 

‘Çözüm süreci’nin “Öcalan’la devlet arasında İmralı’da varılmış olan bir genel mutabakatın adım adım açımlanması” olarak gördüğünü söyleyen Kürkçü, “bir müzakere sürecinde olunmadığı, tamamlanmış bir müzakerenin sonuçlarının değerlendirildiği” yorumunu yaptı. 

Kürkçü’nün en dikkat çekici sözleri ise CHP ’nin çözüm sürecindeki pozisyonuna ilişkin sözleri oldu. CHP’nin sürece katılmak için başlangıçta bilgilendirme istediğini ancak bunun yapılmadığını söyleyen Kürkçü; daha sonra da bu partinin ‘sürece kredi açtığını’ ancak bunun da ‘Senin kredin batsın, lazım değil’ denerek geri çevrildiğini söyledi. Çözüm sürecinin ilk günlerinde CHP şeffaflık ve ayrıntılı bilgilendirme istemiş, daha sonra Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu “Çözüm sürecine kredi tanıdıklarını” söylemiş, ancak Başbakan Erdoğan CHP ve Kılıçdaroğlu’nu sert sözlerle eleştirmişti.

Fıratnews’ten Nilay Egeli’ye konuşan Ertuğrul Kürkçü’nün sözlerinden satır başları şöyle:

“İki düzey var; birincisi global kararlar düzeyi. Bu global kararlar düzeyinin bitmiş olduğunu görüyorum. Ancak icrası, sahada gerçekleşmesi, planlaması, sürecin tanziminin hem bir mücadele konusu hem de bunun bir müzakere olduğunu görüyorum. Dolayısıyla müzakere de tamamen yok değil. Ancak hükümetin sürecin tümünün kontrolünü elinde tutma eğiliminde olduğunu; dolayısıyla aşağıdan inisiyatifi halkın süreci biçimlendirmesine, bütün olarak toplumun çeşitli güç odaklarının süreçte rol alıp toplumun tamamının kabulleri üzerinden sürecin şekillenmesine hükümetin çok razı olmadığını anlıyorum.”


‘CHP SÜRECE KATILSIN AMA…’
“Baştan beri AKP ’nin yanlış hareket ettiğini düşünüyorum. Evet bir müzakere yapması ve bunu bir açılıma dönüştürme eğilimi önemli. Bizi tamamen başka bir evreye taşıyor, bu bir gerçek. Ama bunu yaparken Meclis’teki tüm partileri, mümkünse BDP’yi by-pass ederek bunu yapma eğiliminin ürünü bu. CHP sürece katılsın ama nasıl katılsın? Kendimizi onların yerine koyalım. Tamamen iyi niyetli olduklarını düşünelim. Bize kimse bilgi vermiyor. ‘Size kredi açıyoruz’ diyoruz. ‘Senin kredin batsın lazım değil’ diyor. Ardından sürece katılın diyor. Bilgi diyoruz, bilgi verilmiyor. Hiçbir politik parti kendisinin bu şekilde muhatap alınmasına razı olmaz. Ben AKP’nin işleri kolaylaştırmadığını düşünüyorum.”

“Ama madalyonun öbür tarafında da başka hakikatler var. CHP’nin ulusalcı kanadı ki şu anda üstünlüğü ele geçirmiş görünüyor. Onlar da bu süreci oyalamak istiyorlar. Yani sonuca varmaması üzerinden süreçte yer almak istiyorlar. Yani herkes birbirine çelme takıyor. Burası problemli. Ancak burada sorumluluk AKP’de. AKP bu süreci problemsiz götürebilecek yolları bulabilirdi. Kamuoyunu daha iyi yönlendirebilirdi. Bu yapılmadı.


‘PKK, BDP OLACAK’
“PKK silahlı alandan silahsız alana geçtikten sonra PKK BDP olacak demektir, bunun başka yolu var mı? 300 PKK yöneticisini genel af olmadığı için bir kenara koydun, geriye kalan on binlerce insan ne olacak? Bunlar siyaset yapacak. Bunlara siyaset alanı tanımıyorsun. Siyaset yapan BDP’yi tasfiyeye çalışıyorsun. Burada hala özgürlükçü ve demokratik yaklaşım değil güvenlikçi yaklaşım var. Süreçte bunun ağırlık taşıdığını görüyoruz. Ya da en azından AKP açısından böyle gitmek istediğini görüyoruz. Bu hala tamamlanmaya çalışılan birinci aşama için bile oldukça pürüzlü. Fakat yine de ben bunun açılan yolun çığır açan yeni bir dönem olma gerçeğini gölgelemeyeceğini düşünüyorum.
“Öcalan’la mutabakata varıldığını bildiğimiz akil insanlar. Akil İnsanlar Heyeti bizim öngördüğümüz, PKK ile devlet arasında bir aracı rol oynayacak, süreci tanzim edecek bir kuvvetti. Dolayısıyla kuvvetli kişiliklerden oluşması bekleniyordu. Bu tamamen, başka bir şey oldu bir tebliğ grubu halini aldı. Barış tebligatı yapıyor Türkiye’de. Bu da olsun, yapılsın. Fakat çatışmasızlığı organize etmek ve çatışmayı bunları ezmeden yeniden başlatamayacağınız bir yeni standart üstünlük konum sağlamıyor. Onun da 3 aylık süresi var, işte 2 ay kaldı. 2 ay sonra tamam raporları aldık teşekkür ediyoruz denilecek bu kadar.”


‘BİZ DE ADA’YA GİDİP GELEBİLİRSEK’
“Sürecin Öcalan’ın gayretleri sayesinde rotada tutulduğunu düşünüyorum. Önümüzde 4 konferans süreci var; Türkiye’de, Avrupa’da, Kürdistan’da ve Güney’de. Bu konferans süreci önemli. Bu da Öcalan’ın önerisi. Genelde Öcalan merkezli olduğu için dışarıdakilerin öneri yapmasının zor olduğu bir süreç. Güçlükler var. Eğer yaza doğru beklenen olur, Öcalan İmralı’da daha geniş bir çalışma yürütme imkanı bulursa o zaman daha seri yürüyebilir işler. Benim anladığım Öcalan Eylül’e kadar bitmesini istiyor, silahlı güçlerin alandan çekilmesi konusunun. Eğer bu olabilirse ya da buna paralel Öcalan adada daha çok çalışma imkanı bulursa, yani bizler de adaya gidip görüşebilir duruma gelirsek o zaman süreç hızlanabilir. Fakat ben Hükümetin bu süreçte kontrollü gittiğini, milliyetçi tabanla arayı iyi tutarak yürümek istediğini görüyorum. Bu belki onlar için bir zaruriyettir. Çünkü AKP’nin de tamamen çözümcü bir pozisyonda olmadığını düşünüyorum. Hem teşkilat hem milletvekili olarak. MHP ’liler bazen onlardan daha ılımlı geliyor insana.”