@ismailsaymaz

Esenyurt'ta fatura, taşerona ve elektrikçiye kalıyor

Esenyurt'ta fatura, taşerona ve elektrikçiye kalıyor
Esenyurt'ta fatura, taşerona ve elektrikçiye kalıyor
Esenyurt'taki AVM inşaatındaki yatakhane olarak kullanılan çadırlarda çıkan yangında 11 işçinin yanarak ölmesini ilişkin davada bilirkişi raporu, aileleri isyan ettirdi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Esenyurt’taki AVM inşaatındaki yatakhane olarak kullanılan çadırlarda çıkan yangında 11 işçinin yanarak ölmesini ilişkin davada bilirkişi raporu, aileleri isyan ettirdi. Daha önce Çalışma Bakanlığı tarafından hazırlanan raporda, AVM sahibi Marmapark, şantiye sorumlusu Kayı İnşaat ve demir işini alan Kaldem adlı firma aynı arda sorumlu tutulurken; yeni raporda tüm fatura, taşeron şirkete ve onun elektrik teknisyenine kaldı. Çalışma koşullarını düzeltmesi için 200 kez uyarıldığı ve kendi denetim elemanı tarafından para cezası kesildiği halde adım atmayan Kaldem’in üç sahibi ve elektrikçisi asli kusurlu sayılırken, ne AVM’nin sahipleri, ne de şantiyeden sorumlu şirket kusurlu bulundu. Esenyurt Davası’nda ölen işçilerin aileleri rapora itiraz etti. Öte yandan Muğla’da, yedi işçinin bir atık su deposunda zehirlenerek ölmesine ilişkin, belediye ile şirket arasında imzalanan imtiyaz sözleşmesine güvenliği ve işçi sağlığına hiç değinilmediği gün yüzüne çıktı.
Esenyurt’ta, 11 Mart 2012’de Marmarapark AVM’in inşaatında çadırlarda çıkan yangında 11 işçinin yanarak ölmesine ilişkin bilirkişi raporu mahkemeye ulaştı. İTÜ’den Prof. Ahmet Faik Mergen, Dr. Murat Kuruoğlu ve İnşaat Mühendisi Tayfun Çubukçu’nun hazırladığı 1 Temmuz 2013 tarihli bilirkişi raporunda göre, Kaldem adlı taşeron firmanın sahipleri Mehmet ve Abdullah Altun’un asli kusurlu olduğu ifade edildi. Kaldem’in Miratek adlı denetim firması tarafından 200 kez uyarılmasına ve kendi iş güvenliği (İSG) sorumlusu tarafından para cezası kesilmesine rağmen önlem almadığı savunularak, şöyle denildi:
“İşçilerin kendi işçisi olması, çadırların malzeme temini, elektrik altyapısının kendisi tarafından yapılmış olması, yatakhane çadırındaki yangın önlemelerinin yetersizliği, yaklaşık 200 uyarıya rağmen uyarıları kapsam bakımından tam ve zamanında yerine getirmemesi, kesilen para cezalarına rağmen yeterli önlemleri almamış olması, kendi ISG sorumlu tarafından da kendi firmasına para cezası kesilmiş olmasına rağmen önlem almamış olması...”
Kalıpçı Kadir Altun, “yangına neden olan yatakların içeri taşınması talimatı vermesi” nedeniyle, çadıra elektrik tesisatı döşeyen Şaban Bakırcı ise “yangına elektrik tesisatının neden olması ve işini gerekli titizlikle yapmamasından dolayı” asli kusurlu sayıldı. Kaldem’in İSG Sorumlusu Cem Yıllar ise “Kendi firmasına dahi ceza keserek önlemler almasına çalışmış olmasına karşın yeterince denetlemeyi başaramamıştır” denerek, tali kusurlu görüldü. TAPAS İnşaat’ın İSG sorumlusu Hikmet Tezcan ile Miratek’in İSG sorumlusu Ömer Faruk Gülmez de tali kusurlu kabul edildi.

BAKANLIK 'ÜÇÜ DE SUÇLU' DİYORDU
Buna karşın AVM sorumlusu olan Marmarapark’ın temsilcisi Andreas Michail Hohlman ve ikinci inşaat şirketi Kayı İnşaat’ın kusurlu olmadığı savunuldu. Esenyurt Davası avukatları bu yönüyle rapora itiraz edip dosyanın tekrar bilirkişiye gönderilmesini istedi. Zira Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu’nun hazırladığı 29 Mart 2012 tarihli raporda, AVM inşaatı şantiyesinin bütün kontrol ve yönetiminin Marmarapark tarafından Kayı İnşaat’a verildiği, Kayı’nın her tür beton ve demir işini Kaldem’e verdiği ifade edildi. Bu bakımdan Marmarapark’ın asıl işveren, Kayı’ın alt işveren, Kaldem’in ikinci alt işveren olduğu, Kayı ile Kaldem arasında “muvazaalı (danışlıklı) sözleşme” imzalandığı kaydedildi. Raporda, üç firmanın da sorumlu olduğu vurgulandı. 


Muğla’da iş güvenliği sözleşmeye girmemiş

Bu arada, geçen ay Muğla Milas’a bağlı Güllük beldesinde Tepe-Akfen Su ve Kanalizasyon İşletmesi Güllük Şube Müdürlüğüne bağlı atık su terfi istasyonunda atık su ile dolu yedi metre derinliğindeki depoya bakım yapmaya giren işçiler ve arkadaşlarının depodan çıkmaması üzerine yardıma inenlerin de olduğu yedi kişi, metan yazından zehirlenerek hayatını kaybetmişti. Yapılar soruşturma kapsamında Güllük Belediyesi Tepe-Akfen arasında imzalanan 29 Ağustos 2000 tarihli imtiyaz sözleşmesine ulaşıldı. Yirmi sayfalık sözleşmede içme suyu inşaatının kapsamı, gerekli testlerin detayı, imtiyaz sahibini devralan şirketin temin etmesi gereken belgeler, su tarifenin belirlenmesi ve atık su hizmetinde abonelerden alınacak ücretler tek tek sıralandığı halde iş güvenliği ve iş sağlığı konusunda herhangi bir maddenin eklenmediği görülüyor. Avukat Erbay Yucak, “İşçilerin bir ölçüm aleti veya gaz maskesi bulunsaydı şimdi hayattaydılar” diyor.