Esirleri gösteri kurtarmış

Irak'ta direnişçilerce kaçırılan ve öldürülme korkusuyla yaşadıkları bir haftanın sonunda serbest bırakılan yedi Türk, dün sabah ailelerine kavuştu.

ADANA - Irak'ta direnişçilerce kaçırılan ve öldürülme korkusuyla yaşadıkları bir haftanın sonunda serbest bırakılan yedi Türk, dün sabah ailelerine kavuştu. Irak polisinin kendilerini, ABD'li oldukları düşüncesiyle linç etmek isteyen gruptan kurtardığını, ancak direnişçilere teslim ettiğini anlatan mağdurlar, "Bizi Türk ve Müslüman olduğumuz ve televizyonlardan İstanbul'da ABD aleyhinde yapılan gösteriyi izledikleri için öldürmediler" dedi. Felluce'den şirket görevlilerince alınan, önce Musul'daki şantiyeye getirilen Türkler önceki gece de Habur Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye geldi. Esirler kaçırılma öykülerini şöyle anlattı:
Ser-Ka Limited Şirketi Proje Müdürü Tarkan Kanat Arıkoğlu: Denetleme için gittiğimiz Felluce çıkışında, yerel polisçe aracımız durduruldu ve dört arkadaşım ile birlikte bizi esir alan kişilere teslim edildik. Beni, araçtaki dört arkadaşımdan ayırarak başka bir yere götürdüler. Ellerimi ve gözümü bağladılar. Arapça bilmediğim için anlaşamadık. Müslüman olduğumuz için bizi öldürmeyeceklerini söylediler. Ayrıca, televizyonlardan
İstanbul'da ABD aleyhinde yapılan bir gösteriyi izlediklerini, bunun da öldürmeme kararında payı olduğunu anlattılar. Çok korkulu anlardı. Bir daha Felluce veya Bağdat'a gitmem.
'Gözlerimizi bağladılar'
Mehmet Karakaya: Aslında Musul'da çalışıyorduk. Fakat Felluce'de bir iş alınmıştı. Bizi götüren taksici yeri bilmiyormuş, kaybolduk. İki-üç yerde adres sordu. Amerikan kampını sorunca millet üzerimize yürüdü, bizi Amerikalı sanıp linç etmeye kalktılar. Iraklı polisler bizi kurtarıp, karakola götürdü, sonra direnişçilere verdi. Ellerimizi ve gözlerimizi bağlayıp, bizi bir eve götürdüler. 'Tomorrow' (yarın) diyerek, boğazımızı keseceklerini anlatıyorlardı. 12-13 saat ellerimiz ve gözlerimiz bağlı bir yerde tuttular. Türk ve Müslüman olduğumuzu anlayınca öldürmekten vazgeçtiler.
Hayri Ekinci: Çalışmaya gitmiştik. Herkesin bir amacı vardı. Musul'dan Felluce'ye geçmek istedik. Bir araba tahsis ettiler, kaybolduk. Bizi Musul'a götürmelerini istedik, 'iki katı para verelim' dedik. Israr etmemize rağmen şoför devam etti. Belki 20 kişiye adres sordu. Bana göre tuzaktı. Iraklı polisler bizi halktan kurtardı, sonra direnişçilere verdi. 30 saniye geç kalsalardı, belki halk bizi linç ederdi. 12 saat bağlı kaldık. Bizi keseceklerini söylüyorlardı. Arkadaşımız Ali Nuri Cesur, namaz için müsaade istedi. Arapça bilmediğimiz için Allah-u Ekber diyerek, eli bağlı namaza başladı. Bu hareketinden sonra Müslüman olduğumuzu öğrendiler. İnek almak için devletten aldığım borcu ödeyebilmek amacıyla gitmiştim, yapacağım başka bir iş yok, yine gitmeyi düşünüyorum.
Erdal Bilgin: Bizi linçten kurtarıp karakola götüren polisler çok iyi davrandı. Bir süre sonra da gözlerimizi bağlayıp, bilmediğimiz bir yere götürdüler. Görüntülerimizi televizyon ve gazetelere verdiler. 'Türklerin Amerikalılara çalışmasını istemiyoruz. Savaş bittikten sonra zaten tüm iş bağlantılarımızı Türkiye ile yapacağız' dediler. İstanbul'da ABD aleyhine yapılan gösterilerden çok memnun olduklarını söylediler.
Ali Nuri Cesur: Yabancı dil bilmediğimizi için Türk olduğumuzu anlatamadık. Bizi bir eve götürdüler. İlk günler ABD'li sandıkları için kötü davrandılar. Bizi öldüreceklerini söylediler. Namaz kılmak istediğimi bildirdim. 'Allah-u Ekber' dedim. Ezan okunuyordu. Türk ve Müslüman olduğumuza inanınca iyi davranmaya başladılar. Bu sırada görüntülerimizi kaydedip, ailelerimize mesaj göndermemizi istediler. Direnişçiler bize, Türk oldukları söylenen iki kişiyi daha gösterdi, onların akıbetini bilmiyoruz."
Daha önce rehin alınan ve pazar günü serbest kaldığı bilgileri alınan Bülent Yanık'ın durumu ise belirsizliğini koruyor.