Eski Adalet Bakanı Türk'e 'F tipi' protestosu

ÇHD ve TAYAD üyesi bir grup, eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün, Uluslararası Hukuk Kurultayı'nda açık oturum yönetmesini protesto etti.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve TAYAD üyesi bir grup, eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün, Uluslararası Hukuk Kurultayı'nda 'Hukuk Devleti ve Direnme Hakkı' konulu açık oturumu yönetmesini protesto etti.
Ankara Barosu tarafından Bilkent Otel'de düzenlenen kurultayın ikinci gününde, oturum başkanlığını Türk'ün yaptığı 'Hukuk Devleti ve Direnme Hakkı' konulu açık oturum, olaylı başladı. ÇHD üyesi avukatlarla TAYAD'lı bir grup, salonun en arka sırasında 'Tecriti kaldırın, ölümleri durdurun' yazılı pankart açarak, Türk'ün oturum başkanlığını kabul etmediklerini dile getiren sloganlar attı.
Göstericilerin, "Adalet kürsüsüne yakışır en son kişi sensin", "Ellerin kan kokuyor" sloganları üzerine Türk, "Ben, bu zavallılara pabuç bırakacak kişi değilim. Burası edepsizlerin yeri değil. Sizin elleriniz kan kokuyor. Bu olayların manevi sorumlusu sizsiniz. Eğer Ankara Barosu bu toplantının düzenini sağlayacaksa, toplantı devam eder. Aksi takdirde toplantıyı terk ediyorum. Sizin bu kaba kuvvet gösterinizi kınıyorum. Sizin bütün bu olaylardaki tutumunuzu lanetliyorum" dedi.
Türk, düzen sağlanıncaya kadar toplantıya ara verdiğini açıkladı, ancak yerinden de ayrılmadı. Tartışmaların devam etmesi üzerine, Baro Başkanı Semih Güner, Türk'ten biraz beklemesini isteyerek, göstericilerin salondan çıkarılacağını söyledi. Eski Baro Başkanı Sadık Erdoğan, göstericilerle konuşarak, salondan çıkmaları konusunda ikna etti.
TAYAD'lılar salondan çıkarıldıktan sonra, ÇHD üyesi avukat Zeki Rüzgar, Türk'ü eleştiren bir konuşma yapmaya başladı. Baro Başkanı Güner, Rüzgar'a müdahale ederek, "Bu baronun üyesiyseniz, lütfen saygı duyun" diye uyardı. Rüzgar konuşmaya devam edince, Güner, sinirli bir şekilde, "Sizi dinlemek istemiyoruz" diye tepki gösterdi.
Türk, göstericilerin salondan çıkarılmasının ardından başlayan toplantıda yaptığı konuşmada, bu gösterinin bir direniş hakkı olarak da nitelenebileceğini ifade etti. Türk, "Direniş hakkı, hukukun üstünlüğünü sağlamak için kullanılan bir araçtır. Burada bir toplantının yapılmasına engel olunuyorsa, bu hangi amaca hizmet ediyorsa, bunu takdirlerinize sunmak istiyorum" dedi.
Eylemi gerçekleştirenlerin söylediklerinin tersine, kendi bakanlığı döneminde cezaevlerinde devlet otoritesinin sağlandığını, insanca yaşama koşullarının gerçekleştirildiğini söyleyen Türk, "Cezaevlerinde bugün tecrit asla söz konusu değildir" diye konuştu. Eylemleri 'tamamen haksız' diye niteleyen Türk, şöyle devam etti:
"Bu eylemler, hala cezaevlerinde ölüm oruçlarını sürdürenlerin hayatlarını kaybetmelerine neden olmaktadır. Bu çocuklar bizim yavrularımızdır. Ama bu çeşit insanların tutumu yüzünden, hala direnirseniz, cezaevleri eski haline gelir. Eskiden olduğu gibi orada ideolojik amaçlarla, dilediğiniz gibi at koşturabilirsiniz. Bu çeşit eylemler, cezaevlerinde meydana gelen ölümlerin en büyük sorumluluğunu taşımaktadır ve hala bu tür eylemler yapılabilmesini üzüntüyle karşılıyorum. Yoksa demokratik bir ülkede elbette iktidarlarının yaptıkları, herkesin yaptığı eleştiriye açıktır. Biz bundan ancak memnuniyet duyarız. Ama bu eleştiriler, toplumun daha ileriye gitmesine yardımcı olmalıdır. Yoksa yanlış bir uygulamanın sürüp gitmesine katkıda bulunmak ne ülkeye hizmettir ne de herhangi bir amaca hizmet eder."