'Eski nesil' nükleer


100 bin karşı imza
Nükleer Karşıtı Platform'un 100 bin imza toplayıp durdurmaya çalıştığı yasa, Meclis'te jet hızıyla görüşüldü. CHP, yasanın Türkiye'yi yabancılara bağımlı kılacağını savundu. Meclis'e sesini duyurmaya çalışan çevrecilere, Ufuk Uras destek verdi.
En son teknoloji değil
İTÜ Enerji Enstitüsü ve Nükleer Araştırmalar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Atilla Özgener'e göre küresel ısınmaya karşı çare, nükleer enerji. Ancak Özgener, "Bu yasayla son teknoloji olan dördüncü değil, ikinci-üçüncü nesil santral kurulur" diyor.
Haber: SERKAN OCAK / Arşivi

İSTANBUL - İTÜ Enerji Enstitüsü ve Nükleer Araştırmalar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Atilla Özgener, Türkiye'de nükleer santral kurulmasına ilişkin yasanın en çok tartışılan yönlerini Radikal için cevapladı.
Üzerinde tartışılan 11 maddelik yasanın sadece bir 'ön yasa' olduğunu, detayların yeni yasa ve yönetmeliklerle belirleneceğini söyleyen Özgener'e göre halen ortaya atılan iddiaların bir kısmı 'anlamsız'. Yasa 2020'ye kadar Türkiye'de üç nükleer santral kurulmasını içeriyor. Özgener, bu yasaya dayanarak Türkiye'de kurulacak santralların 'en ileri teknoloji' denilen 'dördüncü nesil' değil, iki veya üçüncü nesil olacağını söylüyor.

Yasada nükleer atıkların nasıl bertaraf edileceği belirtilmiş mi?
Yasada yok. Ancak 11 maddelik bir yasadan zaten başka bir şey beklenmez. Ocak ayında yeni bir yasa çıkacak nükleer santrallar konusunda.

Santralların söküm maliyeti kurulmasından daha fazla mı?
Kesinlikle doğru değil. Ayrıca santralın yapımı söylendiği gibi yıllar sürmüyor. Dünyada bu işi en hızlı yapan ülke Japonya. Beş-altı yılda kuruyor. Türkiye de sanırım sekiz yılda kurar. Amerika'da bir nükleer santral için ömrü 40 yıl denildi ancak hâlâ çalışıyor. Şu an bir nükleer santrala 60 yıl ömür biçilebilir. Yani 2010'da kurulacak nükler santralın 2070'lerde sökülmesi gündeme gelecek. Söküm maliyetlerini şimdiden konuşmanın pek bir anlamı yok. Kaldı ki bu konuyu Türkiye'nin değil, Amerika, Japonya gibi nükleer konuda daha ileri olan ülkelerin konuşması daha doğru.

Hangi teknoloji kullanılacak?
Dünya nükleer sanral teknolojisinde dört nesilden bahsedilir. İlk reaktörler 1950-60'ları kapsıyor. İkinci nesil, ki bunlar dünyadaki santralların yüzde 90'ını kapsar, 1980'leri kapsıyor. Üçüncü nesil reaktörler Japonya, Tayvan ve Güney Kore gibi ülkelerde var. Bir tane de yeni Finlandiya'da yapımına başlandı. Dördüncü nesil santrallar geleceğe yönelik tasarlanmış. Şu anda yapılmış olan yok. 2020'lerde yapımı düşünülüyor. Türkiye'de kanuna bakıldığında ikinci veya üçüncü nesil teknoloji kullanılacağını söyleyebiliriz.

Nükleere ihtiyaç var mı, yenilenebilir enerji yetmez mi?
Reaktör yapımına ilişkin ilk teşebbüs 1967'de başladı. 1960'larda bu işe soyunan Türkiye bizimle aynı seviyede olanların fersah fersah gerisinde kaldı. Güney Kore, Amerika'ya dahi enerji satabilecek düzeye geldi. Ancak hâlâ her şey geçmiş değil. Küresel ısınma karşısında nükleer enerji olmazsa olmaz. İkame edecek tek güç nükleer santral. Rüzgârla bu olmaz. Kesintisiz enerji sağlanması gerekir. Doğalgaz ile dışa bağımlı hale geliyorsunuz. Her zaman emre amade olan santrallardan bahsediyorum. Bunu da ancak kömür, petrol veya nükleer sağlar.

Eleştiriler yersiz mi?
Tartışmalar mutlaka olmalı. Ama çevreci kuruluşların çoğu yeterli bilgiye sahip olmadan konuşup toplumu yanlış yönlendirebiliyor.