'Etik Haftası'nda rüşvet masaya yatırıldı

Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu'nun 'Etik Haftası'nda hazırladığı raporda rüşvet, bahşiş, rant, hediye vermenin nedenleri ve çözüm önerileri sunuldu





ANKARA - Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nca trafik, tabu, imar ve kamu yönetimi konusundaki araştırma sonuçlarına göre, "(Trafikteki) Birçok durumda rüşvet verme teklifi, özel veya ticari sürücü olsun vatandaştan geliyor; Türkiye’de yerel yönetimlerde imar ve planlama konusunda yaşanan etik sorunların temel kaynağı rant."


Çalışmalarına ilişkin soruları yanıtlayan Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bilal Eryılmaz (yanda), 10 sektörde çalışma yaptıklarını belirterek, kurul olarak "Kamu Yönetiminde Çıkar Çatışması", "Tapu Hizmetleri", "Trafik Hizmetleri" ve "Yerel Yönetimlerin İmar Uygulamaları" konulu projeler hazırladıklarını söyledi.
Bu projelerin yarın yapılacak "Kamuda ve Toplumda Etik Algılaması" konulu konferansta ele alınacağını anlatan Eryılmaz, sağlık hizmetleri, güvenlik hizmetleri, kamu ihaleleri, kayıt dışı ekonomi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, etik, kültür ve toplum alanlarında da projeler hazırlandığını kaydetti. Bu araştırmaların "saha araştırması" olduğunu ifade eden Eryılmaz, çalışmaların anket ve mülakat esas alınarak yapıldığını belirtti.
Eryılmaz, "Bu 10 sektör kamuoyumuzun çok hassas olarak üzerinde birtakım değerlendirme yaptığı sektörler. Bu sektörlerdeki mevcut durum nedir? Bunlara nasıl çözümler üretilebilir? Dün Sayın Başbakanımıza bu çalışmaları takdim ettik. Sayın Başbakanımızın, ’gerek mali, gerekse insan kaynakları bakımından gerekli ihtiyaçlarınız varsa bunları takviye ederiz. İlave çalışmalar da gerekiyorsa bunları da yaparız’ diye bize bir yaklaşımı oldu" şeklinde konuştu.
Etik Haftası’nın dün başladığını anımsatan Eryılmaz, "Bu hafta boyunca her kurum değişik etkinliklerle etik konularını, etik bilincini geliştirmeye çalışıyor" dedi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle dün görüşerek, etik liderlik konusunda neler yapılabileceğini değerlendirdiklerini belirten Eryılmaz, "etik konusunun Türkiye’nin gündeminde tutulması gerektiğini" dile getirdi. Eryılmaz, "Bu yalnızca kamunun tek başına çözebileceği bir şey değil. Çünkü kamuda bir yozlaşma ve yolsuzluk varsa, böyle bir algı varsa bunun öbür tarafında özel sektör var, sivil toplum var. Her üç sektöre de müşterek görevler, işbirliği düşüyor" diye konuştu.
Etik bilincini artırmanın yolunun eğitim dayandığını anlatan Eryılmaz, bakanlıklardaki personel sayılarını dikkate alarak, yaklaşık 85 kişiyi eğitici eğitimi çerçevesinde yetiştirdiklerini, bu arkadaşlardan seminerlerde yararlandıklarını kaydetti.
Eğitimin, insan kaynaklarının geliştirilebilmesi açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Eryılmaz, "Türkiye’de insan kaynaklarına özellikle hizmet içi eğitim bakımından yeterli bir zaman, kaynak para harcanmadığını gördük. İnsan kaynaklarını geliştirmemiz lazım" dedi.
Eryılmaz, okulların müfredat programlarında bir ünite olarak etiğin nasıl geliştirilebileceğinin ele alınacağını, ders olarak da işlenebileceğini söyledi.


"HEDİYE KÜLTÜRÜ..."

 

Kurul tarafından yapılan projeleri genel olarak değerlendiren Eryılmaz, çalışmalar esnasında kimi kurumların kapalı sistem içinde çalıştıklarını, "kol kırılır yen içinde kalır" mantığıyla hareket ettiklerini, sorunlarını açıkça tartışmaktan çekindiklerini ve yeterince şeffaf bir politika izlemediklerini gördüklerini anlattı.
Bilal Eryılmaz, şunları kaydetti:  "Mevcut kurumsal kültür etik bir altyapının geliştirilmesine çok elverişli değil. Çünkü kurumlarda yer yer çok yozlaşma var. Hediye kültürü kimi kurumlarda ve kimi yerlerde çok yaygın... Ve bu hediye kültürünün olduğu yerde, okullarımız da dahil eğitimin kaliteli ve etik olacağını söylemek mümkün değil. İlkokullarda 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla biz bu konuda gerekli tedbirlerin alınması ile ilgili genelge yayınladık. Birtakım gelişmeler oldu şüphesiz ama bu devam ediyorsa burada öğretmenlerin etiğe ilişkin sözel bilgileri, öğrencilerin hayatına pratik olarak hiçbir olumlu katkı sağlamayacak." "Kamuya karşı toplumun belirli bir güven sorunu olduğunu, bir yolsuzluk algısı olduğunu" belirten Eryılmaz, "bunun kurumda kuruma değiştiğini" söyledi. "Personelin etik ile ilgili bilgisi veya eğitimi çok yetersiz ya da olmadığını" ifade eden Eryılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

"Üst düzey kamu yöneticilerinin etik liderlik konusundaki rolleri yok veya çok zayıf. Performans kültürü yok. Bunun için de davranış kültürüne göre kamu yönetiminde işler yürütülmeye çalışılıyor. Etik değerler ve dürüstlük konusunun kamu kurumlarında yükselen bir değer olmasını istiyoruz. Kamu kurumlarının web sayfasına baktığımız zaman etik değerlerinin görülmesi gerekir, bunlar yok. Özel sektörümüz için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Batıdaki emsallerin hepsinde web sayfalarında etik değerleri vardır ve üst düzey yönetimi içinde etik komisyonları vardır özel sektörde."
"Hediye kültürünün yaygın olduğunu" anlatan Eryılmaz, "Bunun bir tarafında özel sektör var. Özel sektörün sivil topluma hediye vermemesini, kamu görevlilerine hediye verilmemesini düşünüyoruz. Kamu görevlileri de bu hediye görünümünden rahatsız onlar da bunu istemiyorlar ama böyle bir ’makama boş gidilmez’ felsefesi var" diye konuştu.
Kamu kaynaklarını kullanarak hediye verilemeyeceğini de belirten Eryılmaz, "Hediye konusu basit bir medeni ilişkiler meselesi olmaktan çıkıyor, zaman içinde rüşvete dönüşüyor. Çünkü iyi bir hediye alan kişinin, hediyeyi veren kişiye karşı tutumu biraz daha farklı olacaktır" dedi.

 


"GÜNDELİK RÜŞVET SORUNU"

 


Kurul tarafından yaptırılan "Türkiye’nin büyük şehirlerinde trafik hizmetlerinde ’gündelik rüşvet’ sorunu" araştırmasında, "trafik hizmetlerindeki rüşvet" konusuna ilişkin sonuçlar ortaya konuluyor.
İstanbul, Ankara ve İzmir’de trafik hizmetlerine ilişkin anketin sonuçlarının değerlendirildiği raporda, "Araştırma, toplumdaki kültürel tolerans ile polis alt kültürü arasında dolaylı bir etkileşim olduğunu ve gündelik rüşvet yolsuzluğunun özellikle toplumdan kaynaklandığını ortaya koymuştur. Görev esnasında vatandaşlardan küçük miktarda para, hediye, içecek ve benzeri şeyleri kabul eden polis memurları daha büyük yolsuzluklara eğilimli hale gelmektedir" deniliyor.
"Polis personel anketi"ne göre araştırmanın sonuçlarında, "üstlerin astları hediyeleşme ve rüşvet konusunda yeterince denetlemediğinin görüldüğü", "yetersiz maaşın tek başına rüşvete sebep olmadığı, ancak çalışanların yaklaşık dörtte bir oranında etkileyeceğinin görüldüğü" değerlendirmesi yapılıyor. Ankete katılan polislere göre, "Polis memurları ya da sürücüler iletişimlerinde rüşvet teklifi ya da kabulü anlamında herhangi bir şey ima ettiklerinde, rüşvet bekleyen polis memuruysa vatandaşların etkilenme oranı yüzde 50 iken; sürücü teklif ediyorsa polis memurunun etkilenme oranı yüzde 80." Araştırmada, "polislerin büyük bir kısmının hediyeleşmek ve parayı kabul etmeyi rüşvet olarak algıladığı" belirtiliyor.
Raporda şunlar kaydedildi:  "Etik duyarlılığı artırma konusunda ’kurum kültürü’ çok zayıf kalmaktadır. Avrupa Polis Etiği Kuralları’nın ülkemize uyarlanmış şekli olan ’Kolluk Etiği’ sokaktaki polisin davranışlarına henüz yansımamıştır. Trafik polislerine yönelik etik duyarlılık kazandırmayı hedefleyen ’hizmet öncesi ve hizmet içi etik eğitimi’ tespit edilememiştir.
Şoför esnafı ile trafik polisleri arasındaki görev ilişkilerinin sistematik yozlaşma ve rüşvete imkan sağlayan unsurları içerdiği tespit edilmiştir. Birçok durumda rüşvet verme teklifi, özel veya ticari sürücü olsun, vatandaştan gelmektedir.
Bazı cezaların sürücüler tarafından ödenmesi imkansız denecek kadar yüksek olması rüşvet çarkını işler hale getirmektedir."


"YEREL YÖNETİMLERDE ETİK"

"Yerel Yönetimlerde Planlama Etiği" projesi raporunda ise bu çalışma kapsamında "yerel yönetimlerde imar ve planlama etiğinin araştırıldığı" belirtiliyor.  Raporda, şu değerlendirmeye yer veriliyor:  "Türkiye’de yerel yönetimlerde imar ve planlama konusunda yaşanan etik sorunların temel kaynağının ’rant’ olduğu orta çıkmıştır. Bunu sırasıyla belediye meclislerinin yapısı ve üyeleri, yasal yaptırım zayıflığı, ikili ahlak anlayışı, hızlı kentleşme, yerel yönetimlerde çalışan plancıların koşulları, bilirkişilik mekanizması ve imarlı arazi yetersizliği izlemiştir." Planlamada, bu etik sorunların azaltılması için, "planlama konusundaki yasal mevzuat ve yetkili kurum karmaşıklığının giderilmesi, kurumlar arasında etkili bir iletişim oluşturulması, arazi üzerinden elde edilen ranta vergi konularak ranta bağlı plan değişikliklerinin sınırlandırılması, yerel düzeydeki planları onaylayan merci olan belediye meclislerinin yapısının revize edilmesi, imar ve çevre etiğine aykırı uygulamaları önleyici yasal yaptırımların güçlendirilmesi" gibi önerilerde bulunuluyor.


"TAPU HİZMETLERİNDE ETİK"



"Tapu Hizmetlerinde Etik Araştırması" sonuçlarında, "vatandaşların büyük çoğunluğunun tapu sicil müdürlüklerinde hediye ve bahşişin yaygın olduğunu düşündüğü" sonucuna yer veriliyor.
Raporda, "Tapu hizmetlerinde çalışanlar tarafından en yaygın görülen etik dışı davranış ’mevzuata uygun yapılan işlemlerle ilgili bahşiş veya hediye’ kabul etmedir. Bunu akraba, eş, dost, hemşehri, siyasal görüş gibi bir nedenle ayrımcılık veya kayırmacılık yapma izlemektedir. Tapu çalışanları, üst yöneticiler, vatandaşlar ve emlakçılar, yolsuzluktan ziyade işlerin hızlandırılması amacıyla ek menfaat temin edildiği konusunda hemfikirdir" değerlendirilmesi yapılıyor. "Vatandaş memnuniyetinin sağlanmasına ve etik dışı davranışların önlenmesine yönelik" değerlendirmelerin de yer aldığı raporda, "insan kaynaklarının geliştirilmesi, halkla ve diğer kurumlarla ilişkilerin geliştirilmesi, mevzuatın gözden geçirilmesi, iş süreçlerinin iyileştirilmesi" öneriliyor.
"Kamu Yönetiminde Çıkar Çatışması" isimli çalışmada ise "Türk kamu görevlilerinin çıkar çatışması ile ilgili bilinç düzeyinin tanımlanması ve Türk mevzuatının etik altyapı ile ilgili eksikliklerinin vurgulanması"nın amaçlandığı belirtiliyor. "Başta anayasa olmak üzere ilgili mevzuatın kamu yönetiminde etik düzenlemeler içerdiği" belirtilen raporda, "çıkar çatışmasıyla ilgili genel bir yasal düzenlemenin bulunmadığı" kaydediliyor. Ankara, İstanbul, İzmir, Mardin, Trabzon ve Uşak’ta etik komisyon üyeleri ve belediye üst düzey yönetici temsilcileri ile yapılan görüşmelerden elde edilen bulgulara yer verilen raporda, "toplumsal güven sorunu bulunduğu, yolsuzlukla mücadelenin etkili olmasına rağmen yolsuzluk algısının yaygın olduğu, etik komisyonların çalışmadığı, etik eğitim programının yetersiz olduğu, etkili bir etik liderliğe ihtiyaç bulunduğu" değerlendirmesi yer alıyor. (aa)