Evren'in eyalet önerisi Kürtleri parçalar

Bucak'a göre tek çözüm federasyon.


Hak ve Özgürlükler Partisi lideri Sertaç Bucak, Kenan Evren'in dile getirdiği eyalet sistemi önerisinin Kürtleri parçalayacağını söylüyor. Bucak, "Türkiye AB üyesi olmazsa daha kolay bölünür. AB Türkiye'nin birliğinin çimentosudur" diyor.

  • Neşe Düzel
  • Haber: NEŞE DÜZEL / Arşivi

    NEDEN? Sertaç Bucak
    Sorunları çözmemek konusundaki inat, Hasan Cemal'in de dediği gibi Türkiye'yi yavaş yavaş bir tımarhaneye çeviriyor. Darbeci Evren 'bölücü Evren' haline gelebiliyor. Sorunlarımıza öyle sadakatle bağlanmışız ki, her çözüm önerisini ihanetle eş tutuyoruz ve bu sorunların içinde çırpınıp duruyoruz. Bizim takılı kaldığımız sorunların dışında ise hayat bize aldırmadan hareket ediyor. Güney'de Kürt devleti kuruluyor. Türkiye'deki Kürtlerin önerileri biçim değiştiriyor. Türkiye, Ankara eksenli çözümsüzlüklere kendini böyle hapsederken, Kürtler meseleye nasıl bakıyor? Ne istiyorlar? Evren'in önerisi onlara ne düşündürüyor? Kürt dediğimiz sadece tek parça mı? Görüş ayrılıkları neler? Bunları, Bucak aşiretinin önde gelen üyelerinden olan, kendisi on dört yaşındayken, Barzani'nin görüşlerini Türkiye'de savunan Kürdistan Demokrat Partisi'ni Türkiye'de kuran babası yanında vurulan, 32 yıl Avrupa'da sürgünde kalan ve Kemal Burkay'la çalışmış olan, dört yıl önce Türkiye'ye dönen ve dört ay önce de Hak ve Özgürlükler Partisi 'HAK-PAR'ın başkanlığını Abdülmelik Fırat'tan devralan petrol mühendisi Sertaç Bucak'a sorduk.


    Eskiden Türkiye'deki Kürt tartışmalarının odağında PKK vardı. Ama artık tartışmaların odağında Barzani var. Türkiye'deki Kürtler Barzani'yi nasıl değerlendiriyor?
    Türkiye'de şöyle bir paradoksal yaklaşım var. Kıbrıs'taki Türklerin devlet olma hakkı var ama Kürtlerin nerede olurlarsa olsunlar, böyle bir hakkı yok. Oysa Irak egemen bir ülke. Orada Kürtlerin bir federe yapı oluşturmasından ya da demokratik haklara kavuşmasından Türkiye'nin niye rahatsız olduğunu anlayamıyoruz biz. Türkiye'deki Kürtler, Kürtlerin Irak'ta elde ettikleri kazanımlara çok büyük bir sempatiyle bakıyorlar. Çünkü Kürtlere daima şu söylendi. 'Kürtler adam olmaz... Kürtler...'
    Evet... Başka ne söylendi Kürtlere?
    'Kürtler kendi kendisini yönetemez, Kürt diye bir şey yoktur, Kürtlerin dili yoktur, Kürtler kart kurttur' dendi. Ve şimdi birden yanı başımızda, sınırın öte tarafında Kürtlerin parlamentosu var, polisi var. Ordusu oluşuyor. Üniversiteleri var. Kürtler hiç devlet kurmamıştı, şimdi yeni bir oluşuma gidiliyor. Irak gibi bir ateş çemberinin içinde Kürt bölgesi hem ekonomik hem sosyal bakımdan istikrarlı bir biçimde gelişiyor. Şimdi Türkiye'deki Kürtler umutlu. Yanı başlarındaki o gelişmeyi gördüklerinde, demek biz de Türkiye sınırları içinde böylesi bir oluşum yaratabiliriz. Üniversitelerimizi kurabiliriz. Bizim de bir dilimiz var. Biz de saygı görürüz' diye düşünüyorlar.
    Kürtler, Kuzey Irak'taki yeni yapıyla ilgili başka ne düşünüyorlar?
    Barzani, Bush tarafından kabul edildiğinde, 'Bizden biri dünyanın en büyük devletinin başkanı tarafından 'sayın başkan' diye kabul görüyor, diye herkes çok mutlu oldu mesela. Yıllarca horlanmış insanlar için bu çok önemli bir gelişmedir. Türkiye'deki Kürtler hem Barzani'ye hem oradaki Kürt bölgesel yönetimine büyük bir sempatiyle bakıyorlar. Çünkü bu, onlar için iyi bir örnek. Üstelik sadece Türkiye'deki Kürtler için değil, bölgedeki tüm Kürtlerin sorununun çözümü ve demokrasi için iyi bir örnek bu. Mesela Irak'taki Kürt federe devletinde, Erbil'de ve çeşitli Kürt kentlerinde Türkmen partileri var. Süryanilerin, Keldanilerin, Türkmenlerin kendi okulları, televizyonları, radyoları var. Bu gelişmeler bize güven veriyor. 'Yarın öbür gün burada söz sahibi olduğumuz zaman, biz demek ki ötekilere karşı bize davranıldığı gibi davranmayacağız. Biz daha iyi davranacağız' diyoruz.
    Türkiye'deki Kürtlere 'iyi örnek oluyor' dediğiniz K.Irak'taki yapı, federe bir devlet yapısı. Türkiye'de siz de federasyon mu istiyorsunuz?
    Tabii, bizim parti programımızda da var bu. Avrupa'da da, İspanya, Belçika gibi federasyon biçimleri var. Sivil yönetimlerin ve demokrasinin iyi işlediği, sorunların tartışılabildiği ülkelerde, insanlar en iyi yönetim biçimlerini yaratabilirler. Bu, Belçika'da federasyon olmuş. Bizde niye olmasın? Türkiye'de yaşayan Kürtlere 1920'lerde birtakım vaatlerde bulunuldu ve bunların hepsi 1924'te unutuldu. Bu yüzden Kürtlerin devlete karşı bir güven bunalımı var. Bu güven bunalımını aşabilmeleri için, Kürtlerin bir idari statüye kavuşması lazım. Bana göre bu statü de 'federasyon'dur. Kuzey Irak Türkiye'deki Kürtlere örnek oldu ama Türkiye federasyon olsa da Türkiye'nin sınırları korunacaktır. Türkiye bu ülkede yaşayan herkesin etnik kökenine saygılı, demokrasiye saygılı bir devlet olacaktır. Federasyon, Türkiye'deki demokrasinin tam anlamıyla işlemesiyle olabilir ancak.
    Anlamadım...
    Federasyon ikinci aşamadır. Türkiye'de bir federasyon talebi üzerinde aklı selim bir tartışma yapılabilmesi için önce Türkiye'nin bütünüyle demokratikleşmesi gerekiyor. Partiler yasasının değişmesi, örgütlenme özgürlüğünün yaratılması gerekiyor.
    Ancak Avrupa standartları yaşama geçirildikten sonra Kürt sorununa idari anlamda nasıl bir çözüm getirilebilir diye tartışabiliriz biz. Eğer Kopenhag Kriterleri tam anlamıyla uygulanırsa, Türkiye'de Kürt sorunun çözümü için önemli bir adım atılmış olur.
    Türkiye'nin hak ve özgürlükler konusunda AB standartlarına kavuşmasıyla Kürt sorunu çözülmez mi sizce?
    Tam anlamıyla çözülmez. Mesela Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerde Kürtçenin de resmi dil olmasını istiyoruz. Bu, AB'nin Kopenhag Kriterleri içinde yok.
    AB üyesi hiçbir devletin iki tane resmi dili yok. Türkiye'de devletin iki resmi dilinin olmasını mı istiyorsunuz?
    Evet, onu istiyoruz. Bu tartışılır tabii. Kürt federe devletinde resmi dil Kürtçe olur. Türkçe de zaten bütün devletin resmi dilidir. Bu olabilir. Ayrıca diğer yerlerde, mesela İstanbul'daki Kürtler de isterlerse Kürtçe eğitim yapan okullarda okuyabilirler.
    Türkiye'deki Kürtler, Barzani'yi bütün Kürtlerin lideri olarak görüyor mu? Ya da Kürtlerin arasında onu böyle görenler var mı?
    Barzani, Irak Kürdistan Demokrat Partisi'nin genel başkanı. Ve ayrıca şu anda orada federe Kürt devletinin de başkanı. Barzani Türkiye'de bütün Kürtler tarafından çok takdir ediliyor ama bütün Kürtlerin lideri olarak görülmüyor. Kendi bölgesinde böyle bir yönetimi gerçekleştirdiği için onu örnek alanlar var. Yoksa olay, öyle 'Büyük Kürdistan' hedefi falan değil. Barzani'ye sempati yaptıklarından ötürü çok büyük. Ama eğer Ankara Kürtlere sahip çıkmazsa, Kürt sorununu çözmezse, Kürtleri şimdiye kadarki bu tavırla ve siyasetle yönetmeye kalkarsa, Kürtler yüzünü Erbil'e döneceklerdir. Çünkü insanlar, Erbil'dekilerin ekonomik, siyasi ve sosyal durumlarının daha ileride olduğunu görüyorlar. 'Onlar da Kürt, biz de Kürtüz. Peki biz niye böyleyiz, onlar niye öyle' dediklerinde, Erbil bir çekim merkezi olur onlar için.
    Kürtlerin yüzünü Erbil'e dönmesi, Kuzey Irak'la birleşmek istemeleri demek değil midir?
    Aynen öyledir. Eğer Türkiye'deki yöneticiler, 80 yıllık politikada ısrar ederlerse bu işin gideceği yer orasıdır. Çünkü siz vatandaş olarak yaşadığınız ülkede mutlu olmazsanız, başka yerlerde çözüm ararsınız. Bundan daha doğal bir şey olamaz.
    Barzani'nin Kürtler arasında itibarının artmasını PKK nasıl değerlendiriyor sizce?
    Öcalan çok eski değerlendirmelerinde, Kuzey Irak'taki gelişmeleri Türkiye'ye hep bir tehlike olarak gösterdi. 'ABD ve İngilizler orada bir kukla Kürt devleti yaratıyor. Bunlar ilkel milliyetçidirler. Kürt sorunun çözemezler.
    Aynı şeyi Türkiye'de de yapmak istiyorlar. Bu, halklar arasında birbirini boğazlamaya yol açar Türkiye'de' dedi. Son dönemde, Öcalan bu konuda açık bir şey söylemiyor. Ama dağdakiler ve DTP eski Barzani karşıtı söylemleri artık savunmuyorlar. DTP de, PKK da Barzani'ye pozitif yaklaşıyorlar.
    Kürtlerin liderliği konusunda ileride Barzani ile PKK arasında bir çekişme ortaya çıkar mı?
    Geçmişte Irak'ta böyle bir çatışma çıktı. En son 1998'de savaştılar. Şimdi öyle bir çatışma söz konusu değil, birbirlerine saygılı davranıyorlar. Birbirlerinin aleyhinde propaganda yapmıyorlar. Bakın... Türkiye'de statükoyu korumak isteyenler PKK'nin K.Irak'ta bulunmasını hep sorun olarak gösteriyorlar ama PKK bir gerekçedir. Asıl sorun, K. Irak'taki oluşumdur, Kürtlerin orada gelişmesidir. PKK, statükocuların elinden bu gerekçeyi almak için silahını bırakmalıdır. Barzani ve Talabani bu anlamda PKK'yi etkilediler. Açıkça söylenmiyor ama PKK'nin ateşkesi, Talabani'nin ve ABD'nin etkisiyle oldu. Fakat Öcalan ne yaptı? Ateşkese mayıs ayına kadar diye bir sınırlama getirdi sonra. Böyle derseniz, size ateşkes ve barış konusunda güvenilir mi. Ben güvenemiyorum bu ateşkese.
    Öcalan ateşkese niye sınırlama getirdi? Amaç neydi?
    Ben Öcalan'ın İmralı Adası'ndan bu devletin derin devleti tarafından yönlendirildiği inancını taşıyorum.
    Derin devlet PKK sorununun bitmesini istemiyor mu?
    İstemiyor tabii. Bu ülkede statükoyu korumak, söz sahibi olmak için ihtiyacı var ona. PKK'nin silahlı hareketine ihtiyacı var. Biz ise silahların tümüyle koşulsuz bırakılmasından yanayız. Çünkü siz silahı bıraktığınızda, Türkiye ne diyecek o zaman? Şimdi 'Terör sorunu var onun için ben partiler yasasını değiştirmem. Genel af getirmem, 301'i değiştirmem...' diyor. PKK silahı bıraktığında ne diyecek devlet? Asker ne diyecek? 250 bin askeri sınıra yığmanın bir gerekçesi kalacak mı? PKK silahları tümüyle bırakırsa...
    Ne olur?
    Şahinlerin elinden kozları alınır ve Türkiye'de demokrasi mücadelesi hız kazanır. AKP'nin de bu tutukluğu kalmaz. Türkiye'de demokrasi öyle gelişir ki, bambaşka şeyler gündeme gelebilir. Türkiye'nin AB performansı üç, dört misline çıkar ve tam üyelik süresi kısalır. Bugün ise Kerkük'e girme tartışmaları yapılıyor. Gerçi ABD orada olduğu için gidemezler ama bu hengâme ortamı belirli güçlerin hesabına geliyor. Çünkü Türkiye'nin AB üyesi olmasıyla ve demokratikleşmesiyle asker ve sivil bürokraside çıkarlarını ve iktidarlarını kaybedecek bazı güçler var. Yalnız şunu görmek lazım. DTP'de yavaş yavaş değişiklikler oluyor. Ahmet Türk 'Biz kesinlikle barışçıl ve demokratik bir çözümden yanayız.
    Bu sorun şiddetle çözülmez' diyor.
    Türkiye, Kerkük'ün Kürt denetimi altına girmesine çok ciddi tepki veriyor. Bu tepkinin fiili bir çatışmaya dönebileceğini düşünüyor musunuz?
    Türkiye'nin böyle bir maceraya girebileceğine ihtimal vermiyorum. Olursa, korkunç sonuçlara yol açar. Barzani 'sizi çiçeklerle karşılayacak değiliz' dedi. Buna direneceklerdir. Her şey karmakarışık olur, sınırlar hallaç pamuğuna döner. Ayrıca sadece Irak devleti ve Kürt yönetimi değil, Amerika da Kerkük konusunda bir taraf. Irak Anayasası'nın 142'nci maddesine göre Kerkük'te önce nüfus sayımı sonra da referandum yapılacak. Türkiye kendi egemenliğinde olmayan, başka bir egemen devletteki bir şehirle ilgili bazı şeyler ileri sürüyor şimdi. Bu çok paranoyak bir olay. Bu ne uluslararası diplomasiyle, ne Irak anayasasıyla, ne de komşuluk ilişkileriyle bağdaşıyor. Aslında Türkiye'nin tepkisinin ana nedeni Türkmenler değil?
    Ana neden ne?
    Ana neden Kürtler. Kerkük konusunda Türkmenler göstermelik bir neden. Eğer Türkiye Cumhuriyeti gerçekten Türkmenleri savunuyorsa, onları Saddam döneminde niye savunmadı? O dönemde en çok acı çekenler Kürtlerle Türkmenler oldu. Bugün Türkmenlerin durumu o günkü gibi değil. Partileri, okulları, televizyonları var. Yönetimde temsil ediliyorlar.
    Peki Barzani'nin Kerkük'ü resmen kendi denetimi altına alması nasıl sonuçlar doğurur?
    Kerkük'te yaşayan insanlar, referandumda o bölgenin Kürt federe yönetimine bağlanmasını kabul ederlerse orası resmen Kürt bölgesi içinde olacak. Kürt yönetiminin orada yaşayan Arapların, Türkmenlerin, Keldanilerin, bütün diğer azınlıkların hak ve hukuklarını gözeteceğine inanıyorum. Türkmenlerin Saddam dönemine oranla çok daha iyi koşullarda yaşayabileceğini düşünüyorum.
    Türkiye'deki Kürtler eğer onlara bir seçme imkânı verilirse Kuzey Irak'taki Kürt devletinin vatandaşı olmayı mı, yoksa Türk devletinin vatandaşı olmayı mı seçer?
    Kürt kökenli bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bugün bu ülkede kimliğime sahip çıkarak hangi haklara sahibim dersem, ve bir de Irak'taki yönetimde bir Kürt vatandaşı olarak hangi haklara sahip olabilirim diye düşünürsem, duygusal olarak oranın vatandaşı olmayı isterim. Seçme imkânı verilse, haklarımın şu anda orada daha iyi savunulduğu inancındayım.
    Kürtler Amerika'ya güveniyor mu, yoksa Amerika'nın geçmişte baba Barzani'ye yaptığı gibi bir anda dönebileceğinden endişe ediyor mu?
    Sanmıyorum. Uluslararası ilişkilerde yüzde 100 güven olmaz ama, Kürtlerle Amerikalılar bugün önemli müttefikler. Bölgede İsrail'den sonra Kürtler ABD'nin en önemli müttefiki konumunda. Müttefik olarak Türkiye'den daha önemliler şu anda.
    12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren, Türkiye'nin eyaletlere bölünmesini önerdi. Bunun bir gün olacağını söyledi. Bu eyaletlerden biri de Evren'e göre Diyarbakır. Böyle bir eyalet sistemi Kürt meselesinin çözümünü nasıl etkiler?
    Çözmez. Hatta başka sorunlar gündeme getirebilir. Eyalet sistemi, Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgeleri bölme anlamına gelir ve federasyon istemini olumsuz etkiler. Evren'in önerisine göre, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde Diyarbakır ve Erzurum eyaletleri olacak diyelim. Bu durum, hem federasyonu geciktirir hem de Kürtleri parçalar.
    Evren'in sözlerini Kürtler nasıl değerlendiriyor?
    Karışık. Kimi kötü bir imajı olduğu için onun bu konuda bir şey demeye hakkı yok diyor. Kimi de söylemini, diğer yöneticiler bundan ders çıkarabilir diye önemli buluyor.
    Türkiye AB üyesi olursa, Türkiye'deki Kürtler buranın vatandaşı olarak kalmayı mı isterler? Yoksa K.Irak'taki Kürt devletinin vatandaşı olmayı mı tercih ederler?
    Buranın vatandaşı olmayı tercih ederler. Bakın... Türkiye'de 'AB Türkiye'yi bölüyor' diyorlar. Hayır AB, Türkiye'nin birliğinin çimentosudur.
    Bunu çok iyi görmek lazım. AB üyesi olmazsa, Türkiye'nin bölünmesi çok daha kolaydır. Çünkü Türkiye'de değişim olmayacak demektir bu.
    Bir AB üyesinin bölünmesi ise çok zordur. Ayrıca AB üyesi bir Türkiye'de bugünkü Kürt politikası da olmaz.
    Türkiye ile K. Irak'taki Kürt devleti arasında bir çatışma çıkarsa buradaki Kürtler ne yapar sizce?
    Türkler Kürtleri kaybeder. Ondan sonra artık 'biz size şunu vereceğiz' deseler de, Kürtler Türklere inanmazlar. Çünkü 'siz oradaki Kürdün hakkına tahammül edemiyorsunuz, benim hakkıma nasıl tahammül edeceksiniz' derler. Güven sıfıra iner ve Kürtler ciddi demokratik muhalefet yaparlar. Yani sivil itaatsizlik yaparız. Çocuklarımızı okula göndermeyiz, yolları, askerlerin önünü keseriz. 'Biz oradaki Türklerin haklarını savunmaya gidiyoruz' söylemine karşı Kürtler, 'önce kendi mutfağınızı düzeltin. Bizim haklarımızı güvence altına alın. Sonra oralara gidin' derler. Kürtler gerçekten böyle düşünüyor şimdi.
    Hem Kürtler bir şeyde söz sahibi oluyor diye biz ne hakla hemen oraya saldırıyoruz? 'Kürtler Türkiye'nin dışında da olsa, hiçbir yerde bir hak sahibi olmamalı. Bunun için gerekirse işin güvenlik boyutunu öne çıkarıp askeri müdahalede bulunuruz' demek olacak iş değil. Türkiye bu paranoyadan kurtulmalı...