'F tipi'nde şikâyet çok

Komisyon da dertli
Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nun Bolu F Tipi raporuna göre herkes şikâyetçi. Mahkûmlar, "Görüşte eş ve anneler sözle taciz ediliyor. Muayenesiz teşhis konuluyor. Psikologla görüşme gardiyan eşliğinde. Aramalarda cinsel taciz ve dayak var" diyor.
Kutsal kitap istisna
Gardiyan: "Personel ve maaş az. Evde bayramı unuttuk. Siyasi mahkûmlar bizi köle görüyor." Komisyon: "Ferdi kötü muamele var. Yüksek lisans talebinin reddi anlaşılmaz. 'Üç kitap' şartı yanlış." Gelişme: Kutsal kitaplar 'üç kitap' şartının dışına alındı.
Haber: AHMET KIVANÇ / Arşivi

ANKARA - TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'nun Bolu F Tipi Cezaevi'nde yaptığı incelemelerde mahkûmlar cezaevi yönetiminden ve gardiyanlardan, gardiyanlar da mahkûmlardan ve çalışma koşullarından yakındı. Komisyon, "Cezaevinde yaygın olmayan bir şekilde ferdi bazda da olsa kötü muamele devam etmektedir" sonucuna ulaştı.
Komisyon Başkanı Mehmet Elkatmış ile Komisyon üyeleri Cavit Torun, Hakan Taşçı, Yüksel Çorbacıoğlu ve Faruk Ünsal'ın Bolu F Tipi Cezaevi'yle ilgili raporu tamamlandı. Bolu Cumhuriyet Başsavcısı Hamdi Ünal Karabeyoğlu'ndan bilgi alan Komisyon, daha sonra otuz dolayında mahkûm ve gardiyanla da görüştü.
Karabeyoğlu'nun Komisyon üyelerine verdiği bilgiye göre cezaevinde, 71'i terör, 18'i adli hükümlü ve 94'ü de organize suç mensubu olmak üzere toplam 183 tutuklu ve hükümlü kalıyor. Cezaevinde 138'i kadrolu, 28'i de geçici personel olmak üzere 166 kişi çalışıyor. Karabeyoğlu bir görevliye 1.1 mahkûmun düştüğü cezaevinde yeterli sayıda infaz koruma memuru ve doktor bulunmamasından yakınırken, mahkûmların isteği üzerine bakanlık talimatıyla kutsal kitapların, mahkûmlara konulan üç kitap sınırlaması dışına çıkartıldığı bilgisini aktardı.
'Hakaret edip soydular'
Komisyonun ifadesine başvurduğu mahkûmlar ise cezaevi yönetimine ve gardiyanlara yönelik ağır suçlamalarda bulundu. Büyük bölümü Hizbullah ve diğer İslami örgüt üyelerinin oluşturduğu mahkûmların ifadelerinden önemli satırbaşları şöyle:

  • Açık görüşte annemize sarıldığımızda gardiyanlar 'Karıya sarılmak yasak' diyerek rahatsız etmektedirler. Kitap getiren akrabalarımız gözaltına alınmakta. Eşlerimiz 'Niye bu adamla evlendin' denilerek rahatsız edilmekte.
  • Hastalanıp doktora çıktığımızda doktorun karşısında asker gibi beklemek zorundayız. Sadece hastalığımız hakkında sözlü bilgi veriyoruz. Doktor muayene yapmadan sözlü bilgiye dayanarak teşhiste bulunup ilaç yazmaktadır.
  • Açık görüşte ziyaretçilerimize kantinden bir şeyler
    ısmarlayabiliyoruz. Ancak aldığımız şeyleri odalara götürmek yasak olduğu
    için orada yemek zorundayız. O yüzden bir keresinde ziyaretçilerime
    ısmarladığım çikolataların hepsini orada yemek zorunda kaldım; içim dışım çikolata oldu.
  • Cezaevine giriş ve çıkışlarda sadece iç çamaşırlarımız bırakılarak arama yapılmaktadır. Madem soyularak arama yapılacaktı neden cihazlara ihtiyaç duyuldu.
  • Sosyal alandan yararlanma konusunda bürokratik engeller çıkarılmaktadır. Açık havaya ayda iki kez çıkartılıyoruz. Ancak bu yetersiz. Ayrıca arama ve yağmur olursa çıkarılmıyoruz. Gardiyanlar iş yüklerini azaltmak için bizi olur olmaz şikâyet edip, sosyal alanlara 8-12 ay çıkma yasağı konuluyor.
  • Sorunlarımız olduğunda psikoloğa çıkartılıyoruz ancak iletişim kuramıyoruz. Psikoloğa gittiğimizde sağımızda ve solumuzda gardiyanlar bulunmaktadır. Sorunlarımızı bu halde, ayakta anlatmaya çalışıyoruz.
  • Burası tam bir işkence yeri. Eskişehir Cezaevi'nden buraya nakledileceğim söylenince sorun olmasın diye saçımı üç, sakalımı da bir numara tıraş ettirdim. Buraya geldiğimde saçım yere yatırılarak koyun kırpar gibi tıraş edildi. Berber bu tıraşın 'hoş geldin tıraşı' olduğunu söyledi.
  • Bize gelen ve gönderdiğimiz mektuplarda normal hayatta kullanılan "Allahu Ekber, billah" gibi kelimeler Mektup Okuma Komisyonu tarafından çizilmektedir. Cezaevi müdürü bize, "Ben sizin inancınıza karşıyım, düşmanım" dedi. Burada din düşmanlığı var.
  • Aramalarda parmaklama yapılıyor.
  • Bir akşam asker ve infaz koruma memurlarından oluşan büyük bir kalabalık geldi ve beni zorla odadan çıkararak döve döve götürdüler. İki defa acile gittim. Altı ay sonra doktora çıkarıldım, yaralarım iyileştiğinden sonuç alamadım Fıtık teşhisi konuldu.
  • mahkûmlar birbirleriyle notlarla haberleşirken adım yazılı olduğu için bir yıl sosyal alana çıkma yasağı aldım.
    Gardiyanlar silah istedi
    Komisyon'un bilgisine başvurduğu gardiyanlar ise personel eksikliğinden ve maaşlarının düşüklüğünden yakındı. Yaklaşık 30 yıldır cezaevlerinde çalışan bir gardiyan iş hayatında hiçbir bayramı evinde geçiremediğini belirtirken, bazı gardiyanlar, özellikle siyasi mahkûmların gardiyanları kendilerini kölesi gibi gördüğünü söyledi. Gardiyanlar, kendilerine iyi davranmayan mahkûmlar üzerinde caydırıcı olması için silah taşıma talebinde bulundu.
    Komisyon raporunda, cezaevinde yaygın olmayan bir şekilde ferdi bazda da olsa kötü muamelenin devam ettiği ve bunda cezavevi idaresinin inisiyatif kullanmamasının önemli etken olduğu belirtildi. Durumun düzelmesi için mahkûmların da çaba göstererek sağlıklı iletişimin sağlanması gerektiği vurgulanan raporda, mahkûmların kendilerini geliştirmelerine imkan tanınması istendi.
    Bir mahkûmun yüksek lisans talebinin yanıtsız bırakılmasının hayretle karşılandığı ifade edilen raporda, kutsal kitapların üç kitap sınırlamasından çıkarılmasının sevindirici olduğu, üç kitap sınırlamasına gitmenin mantıki bir tarafının bulunmadığı kaydedildi. Komisyon ayrıca, mektuplarda, 'Gündelik yaşamda kullanılan' bazı ifadelerin çizilmesinin mevzuatla bağdaşmadığını düşünüyor.