Faili meçhuller davası başladı

Faili meçhuller davası başladı
Faili meçhuller davası başladı
Mehmet Ağar, Korkut Eken, bazı eski özel harekat polisleri ve "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da arasında bulunduğu 19 kişinin, 1990'lı yıllarda işlenen 18 faili meçhul cinayetle ilgili yargılanmasına başlandı.

ANKARA - Mehmet Ağar, Korkut Eken, bazı eski Özel Harekat polisleri ve "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da arasında bulunduğu 19 kişi hakkında, 1990'larda işlenen 18 faili meçhul cinayetle ilgili "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında adam öldürmek, adam öldürmeye iştirak" suçundan açılan davanın görülmesine başlandı.

Kapatılan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinden Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesine devredilen davanın duruşmasına tutuklu sanık Ayhan Çarkın ile tutuksuz sanıklar Mehmet Korkut Eken, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Seyfettin Lap, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Uğur Şahin ve Lokman Külünk, bazı müştekiler ve tarafların avukatları katıldı.

Hakim Tekman Savaş Nemli, duruşmanın başında tarafları birbirlerinin sözlerini kesmemeleri konusunda uyardı.
Müşteki avukatları, bu sözleri kendilerine yönelik söylediği gerekçesiyle Nemli'ye tepki gösterdi.

Sanıklardan Mehmet Ağar ile Yusuf Yüksel'in mazeretleri nedeniyle savunmalarının celse arasında alındığı tutanağa geçirildi.
Bu sırada bir müşteki avukatı, "Usulle ilgili bir şey sorabilir miyim?" diye sordu. Başkan Nemli'nin, "Hayır" demesi üzerine, sanık avukatları "Bu şiddet niye? O zaman biz dışarı çıkalım" dedi.

Birçok cinayete azmettirmekle suçlanan sanık Mehmet Korkut Eken, savunmasında, savcılıkta ve Abdulmecit Baskın'ın öldürülmesine ilişkin dava kapsamında daha önce verdiği ifadeleri tekrarladığını bildirerek, "Bu arkadaşların sadece eğitim programlarını yaptım. 1982'den beri bu arkadaşları yetiştirdim. Hepsini takip ettim. Biliyorum ve gurur duyuyorum. Benim aslında burada olmamam gerekiyordu. Adı geçen şahısları (maktuller) tanımıyorum. Zaten o dönemlerde Menteş'te eğitimdeydim. Sonrasında eğitim için Balıkesir'e gittim" dedi.

Yükselen tansiyon nedeniyle duruşmaya ara
Eken'in savunması bittikten sonra müşteki avukatlarından Barkın Timtik söz verilmeden konuşmaya başladı.
Mahkeme Başkanı Nemli, bunu tutanağa geçirirken, bazı sanık avukatları tepki gösterdi. Bunun üzerine Nemli, "bir kısım müşteki tarafında yer alan vekillerin" söz verilmeden konuşmaya başladığını tutanağa yazdırdı ve mübaşirden konuşan bir avukatı dışarı çıkarmasını istedi.

Avukatların tepkileri üzerine Nemli, bu şekilde duruşmaya devam edilemeyeceğini bildirerek, on dakika ara verdiğini söyledi.
Aranın ardından duruşma sükunetle başladı.

Sanıklardan Ahmet Demirel'in avukatı, müvekkilinin 10 gün önce üçüncü kez kalp krizi geçirdiğini bildirerek, öncelikle ifadesinin alınmasını ve ardından duruşma salonundan ayrılmasına izin verilmesini istedi.

Savunması alınan Demirel, kalp ve damar hastası olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
"Bizler katil değiliz, devlet adına görev yapmış insanlarız. Çarkın da bizlerle çalıştı. Çok ufak boyutta telefonla münakaşamız olmuştur. Onun dışında husumetimiz söz konusu değil. Arkadaşımızın, daha önce de beyan ettiği gibi herhalde başkalarının telkinleriyle bizleri suçladığını düşünüyorum. O dönemlerde nerede olduğumu dahi hatırlamıyorum. Örnek olarak, beni bir olaya karıştırmış. O olay sırasında yurt dışında olduğumu çok iyi hatırlıyorum. Ne kanunsuz emir aldım ne verdim. Tamamen arkadaşımızın senaryosu olduğunu düşünüyorum. Ayakta duramıyorum. Çok kötü durumdayım. Behçet Cantürk olayında yurt dışındaydım. Ayın 17'sinde Çekoslovakya'dan döndüm. Cinayetlere karışmadım. Kimi cinayetleri basından öğrendim."

Sanık Ziya Bandırmalıoğlu, suçlamaların hiçbirini kabul etmeyerek, "O tarihlerin büyük kısmında Menteş Özel Harekat Birliği'ndeydim" dedi.

Sanık Ercan Ersoy ise cinayetlerin hiçbirisinden haberdar olmadığını söyledi. Savcıya 2011'de verdiği ifadede, Namık Erdoğan'ın öldürülmesi konusunda söylemediği şeylerin yer aldığını savunan Ersoy, "Benim böyle bir ifadem yok. Ne şekilde girdiğini bilmiyorum. Maktulleri tanımadığım gibi suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Diğer arkadaşlarımın da katılıp katılmadıklarını bilmiyorum. Katıldıklarını da zannetmiyorum" diye konuştu.

Sanık Seyfettin Lap, kanunsuz hiçbir emir almadıklarını, kendi başlarına da hareket etmediklerini ifade ederek, "Herkes bu olaylara serpiştirilmiş. Benim adımın geçtiği olay tarihinde Balıkesir'de olduğumu beyan ettim. Suçlamaları kabul etmiyorum. İstanbul 'da bir ilçede terörle mücadele amirliği yaptım. Kötü muameleden hiçbir soruşturma geçirmedim" ifadelerini kullandı.

Sanık Ayhan Özkan da öldürülen kişileri tanımadığını bildirerek, Ayhan Çarkın'ın kendisini Mecit Baskın cinayetinde fail olarak gösterdiğini belirtti. Bu cinayete ne katıldığını ne de bilgisi olduğunu söyleyen Özkan, suçlamaları reddetti.

Faik Candan cinayetiyle suçlanan sanık Lokman Külünk ise cinayet tarihinde Balıkesir'de kursta olduğunu, Candan'ı tanımadığını anlattı ve "Suçlamaları kabul etmiyorum. Neler olduğunu bilmiyorum" dedi.

Sanık Uğur Şahin ise daha önce savcının sorduğu bütün sorulara yanıt verdiğini anlatarak, "Sorulacak bir şey kaldığını tahmin etmiyorum. Hiçbir suçu da kabul etmiyorum" diye konuştu.

Sanık avukatları müvekkillerinin savunmalarına katıldıklarını bildirirken, sanıklardan Ayhan Çarkın avukatı hazır bulunmadığı gerekçesiyle bu celse savunmasını yapmadı.

"Lütfen yaralarımızı sarın"
Sanıkların ardından hazır bulunan bütün müştekiler ile avukatlarına beyanları soruldu.

Söz alanların tümü davaya müdahillik talebinde bulundu ve sanıkların cezalandırılmasını istedi.

Maktül eski ANAP Keskin İlçe Başkanı Metin Vural'ın kızı Tülin Vural, "Ayhan Çarkın her şeyi itiraf etti ama ne yazık ki herkes yurt dışında şehir dışında olduğunu söylüyor, inkar ediyor. Lütfen artık yaralarımızı sarın. Her şey ortada zaten" dedi.

Maktül Namık Erdoğan'ın kardeşlerinden Naif Erdoğan, "Ayhan Çarkın'ın vicdanı vicdansızlığa dayanamadı ve bu dava açıldı" ifadesini kullanırken, TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu'na verdikleri ifadelerin getirtilmesini istedi.

Necdet Erdoğan ise cinayette 20 yıldır bir arpa boyu yol alınmadığını savunarak, "Bu sistem demokratlaşmadan, derin devlet sığlaşmadan, devlet kendi Kürt halkıyla yüzleşmeden bu cinayetler çözülmeyecek" ifadelerini kullandı.

Namık Erdoğan'ın kızı Begüm Erdoğan, "Burada olan ya da olmayan bütün sorumluların cezasını çekmesini istiyoruz. Biz 20 yıldır her gün ölüyoruz" diye konuştu.

Maktül Yusuf Ekinci'nin oğlu Sertaç Kamil Ekinci, bu cinayetlerin, devletin en üst kademelerinde alınan kararlar sonucu işlendiğine ilişkin ciddi iddialar bulunduğu anlatarak, mahkemeye tarihi sorumluluk düştüğünü söyledi. Ekinci, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Mesut Yılmaz, Özer Uçuran Çiller, Orhan Taşanlar, Kemal Yazıcıoğlu ve Kutlu Savaş'ın da arasında bulunduğu kimi kişilerin dinlenmesini ve "ölüm listesi"nin araştırılmasını talep etti.

Yusuf Ekinci'nin ağabeyi Tarık Ziya Ekinci de kardeşinin öldürülmesinden itibaren davayla yakından ilgilendiğini ifade ederek, "İşlenen cinayetler bu zavallı tetikçilerin işledikleri cinayetler değildir. Devlet adına işlenen cinayetlerdir" dedi.

"Adalet duygumuz alt üst oldu"
Maktül Savaş Buldan'ın eşi, HDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan'ın avukatları da sanıkların cezalandırılmasını talep ettiler.
Buldan'ın avukatlarından Meral Danış Beştaş, sanıklara savunmalarının ardından, en basit suçlarda sorulacak kadar dahi soru sorulmadığını ifade ederek, "Bir sorgu mu yapıldı, emin değilim. Sorgu böyle yapılmaz. Onlarca cinayetten bahsediliyor. Sanıklar da 'Eğitimdeydim' diyor. Davanın bir numaralı sanığı özel celsede dinleniyor. Ayrıcalıklı bir sanık. Bizim adalet duygumuz alt üst oldu. Mehmet Ağar'ın bugün burada niye olmadığını mahkemenin açıklamasını istiyoruz" diye konuştu.

Müşteki avukatlarından Özgür Yılmaz, sonuna kadar davayı takip edeceklerini bildirdi. Yılmaz'ın, sanıklara hitaben, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabileceklerini söylemesi üzerine sanık avukatlarından Basri Aydın ayağa kalkarak, Yılmaz'dan sanıklara değil, mahkeme heyetine hitaben konuşmasını istedi.

Diğer müşteki avukatları da tutuksuz sanıkların tutuklanmalarını istediler.

Mahkeme heyeti, daha sonra duruşmaya bir süre ara verdi. (AA)