Faili meçhuller davasında Temizöz'ü suçlayan tanık kalmadı

1990'lı yıllarda Cizre ve çevresinde işlenen çok sayıda faili meçhul cinayetin çözülme umudu olan Albay Temizöz davasında iki gizli tanıktan sonra soruşturmanın başlamasını sağlayan son tanıkta ifade değiştirdi

İSTANBUL - Bir dönemin faili meçhul cinayetlerinin aydınlanacağı umudunu doğuran Cizre Davası’nda, garip gelişmelere bir yenisi daha eklendi. ‘Sokak Lambası’ ve ‘Tükenmez Kalem’ adlı gizli tanıklardan sonra bu kez de, “Korucubaşı olan ağabeyim Kamil Atağ, dönemin Cizre Jandarma Bölük Komutanı Temizöz’ün bilgisi ve talimatıyla, PKK üyesi olduğu veya örgüte yardım ettiği ileri sürülen kişileri sorgulayıp infaz ettirdi” diyerek soruşturmanın başlatılmasını ve davanın açılmasını sağlayan Mehmet Nuri Binzet de ifadesini geri çekti. Doğu ve Güneydoğu için ‘umut’ niteliğindeki dava, böylece tanıksız kaldı.     
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın beşi tutuklu altı sanık için açtığı dava, sanıklardan, eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ’ın kardeşi Mehmet Nuri Binzet’in itirafıyla başladı. Kendisi de daha önce koruculuk yapan Binzet, ‘hürriyeti kısıtlama’dan tutuklu bulunduğu Midyat M Tipi Cezaevi’nden ilçe savcılığına başvurup, Cizre’de 1990’larda tanık olduğu suçlara ilişkin konuşmak istedi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13 Mart 2009’da ifadesini aldığı Binzet, ifadelerinde verdiği bilgilerden bazıları şöyleydi:

‘Sorgulayıp infaz ediyorlardı’
* Cizre’de iki dönem belediye başkanlığı yapan korucubaşı ve ağabeylerim Kamil Atağ ile Kukel Atağ, evlerinin alt katlarını nezarethaneye dönüştürmüştü. Burada, PKK ile ilişkide oldukları düşünülen kişiler işkence yapıp öldürüyorlardı.  

* Kamil Atağ, Cizre Jandarma Komutanı Albay Cemal Temizöz ile ilişkideydi. Temizöz sayesinde başkan seçildi.

* Kuştepe köyünde konuşlanıp askeri kamp kuran Hizbullah’ın Atağ ve Temizöz’le bağlantısı vardı. 

* Aralık 1993’te, PKK’ye yardım ettiği öne sürülen ‘Beşir’ adlı kişi akrabam Bayram Polat tarafından öldürüldü. Evraklar, çatışmada vurulmuş gibi hazırlandı.

* Ocak-Şubat 1994’te, İskan Aslan, Kukel’in evinin nezarethanesinde sorgulandı. Sorguya, Selim Hoca olarak bildiğim astsubay ile Yavuz isimli JİTEM grup lideri, itirafçı Abdulhakim Güven ve Bedran kod adlı Adem Yakin katıldı. Aslan, dördüncü gün Hizbullah’a ait sığınakta infaz edildi.

* 1994’te Mustafa Aydın ve Mehmet İlbasan işkenceli sorgudan sonra infaz edildi. İlk kurşunu Temizöz sıktı.
Bu ifadelerden sonra, ekipte görev aldıklarını ileri süren iki eski itirafçı, savcılığa başvurarak ifade verdi. İddianamede, ‘Sokak Lambası’ ve ‘Tükenmez Kalem’ adlarıyla anılan itirafçıların anlatımları, Binzet’inkiyle örtüşüyordu. Onlar daha detaylı olarak cinayetleri anlatmışlardı. Böylece 20 faili meçhul cinayetin açıklığa kavuşturulacağı düşünülüyordu..
Bu soruşturma kapsamında, mart ayında Kayseri Jandarma Alay Komutanı olan Temizöz, korucubaşı Kamil Atağ, oğlu Tamer, kardeşi Kukel, itirafçılar Adem Yakin, Hıdır Altuğ ve Fırat Altın (Abdulhakim Güven) gözaltına alındı. Kukel Atağ dışındakiler tutuklandı. İddianame, 14 Temmuz’da hazırlandı. Haklarında ‘cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, örgüt üyesi olmak, cinayete azmettirmek ve cinayet’ten Albay Temizöz için dokuz, Kamil Atağ için beş, Adem Yakin için dört, Tamer Atağ, Fırat Altın ve Hıdır Altuğ için iki, Kukel Atağ için bir kez ağırlaştırılmış müebbet istendi.
Ancak iddianameden beş gün sonra gizli tanık ‘Sokak Lambası’ ve ‘Tükenmez Kalem’ ifadelerini geri çekti. Savcılığa dilekçe gönderen Sokak Lambası, “Tahmine, yoruma dayalı şeylerin ifademde geçtiğini fark ettim” derken, Tükenmez Kalem “Vaat edilen kimlik değiştirme, estetik ameliyat, Avrupa’ya gönderme, parasal destek sözleri bulunmaz fırsattı. İfadelerde neler olduğunu bilmiyorum” dedi.
Ardından dün de Kamil Atağ’ın kardeşi Mehmet Nuri Binzet ifadesini geri çekti. Savcılığa gönderdiği dilekçesinde, küçük yaşta kendisini okutmayıp köy korucusu yapan ailesine ve silah altına alınmasına onay verdiği için de Temizöz’e karşı nefret duygusu beslediğini belirtti. Sanıkların yargılanmasına 11 Eylül’de 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.
Soruşturmayı takip eden avukat Tahir Elçi, ifadelerin geri çekilmiş olmasının dosyayı etkilese bile iddianameyi tümüyle çökertmeyeceğini belirterek, şöyle dedi: “Tek delil, o tanıkların ifadesi de değildi. Dosyada başka görgü tanıkları var. İtirafçıların BOTAŞ noktasından alıp götürdüğü kişilere ilişkin tanık ifadeleri var. Bir tanık her zaman ifadesini değiştirebilir, geri alabilir. Bu verilen ifadeleri tümüyle hükümsüz kılmaz. Ortada cesetler var, bilgiler ve itiraflar var.” (Radikal)