Faili meçhullerin çözüm zamanı

Faili meçhullerin çözüm zamanı
Faili meçhullerin çözüm zamanı
BDP'li Sırrı Süreyya Önder, zamanaşımı sınırına yaklaşan faili meçhul cinayet dosyalarının çözümü için 'Meclis araştırması' açılmasını istedi.
Haber: TARIK IŞIK - tarik.isik@radikal.com.tr / Arşivi

BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, ‘zamanaşımı sınırında’ olan faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için ‘Meclis araştırması’ açılmasını istedi. Önder önergesinde,”Bu faili meçhul cinayetler suç örgütü kurduğu mahkemece kesinleşen dönemin yetkililerinden Mehmet Ağar’ın, dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in ve MGK’nın sorumluluğunda yaşanmıştır. Eğer o dönemki MGK tutanakları araştırılırsa bu faili meçhul cinayetlere uzanan süreç aydınlanacaktır” dedi.
BDP’li Önder, başvurunun gerekçesinde 1990’lı yılların Türkiye ’de faili meçhul cinayetlerin en yoğun yaşandığı yıllar olduğunu hatırlattı. Bu dönemde resmi olmayan verilere göre, 18 bine yakın kişinin faili meçhul cinayetler sonucu hayatını kaybettiğini ifade eden Önder, şöyle dedi:
“Faili meçhul cinayetler ne yazık ki devlet ve hükümetlerin sorumluluğunda, bilgisi dahilinde ve hatta devlet içinde örgütlenen güçlerce işlenmiştir. İşadamları, siyasetçiler, milletvekilleri, gazeteciler, avukatlar, sendikacılar, insan hakları savunucuları faili meçhul cinayetlerin hedefi olmuş, binlerce yurttaşımız bu cinayetlerde katledilmiştir. Faili meçhul cinayetler arasında en dikkati çeken eski başbakanlardan Tansu Çiller dönemindeki cinayetler olmuştur. Avukat Yusuf Ekinci, Avukat Medet Serhat, Kürt işadamları: Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım, Hacı Karay, Çiller döneminde, Çiller’in bilgisi ve sorumluluğunda katledilmişlerdir. Avukatlar ve Kürt işadamları Tansu Çiller’in Holiday Inn Otel’de yaptığı ve işadamlarını bizzat hedef gösterdiği açıklamalar sonrası birer birer öldürülmüşlerdir.”

Üzerleri örtüldü

“Ne yazık ki faili meçhul cinayetler tozlu raflarda tutulmuş, etkili bir soruşturma yapılmamış, bu insanlık suçunun üzeri örtülmüştür” diyen Önder, “Soruşturmalar eski TCK’ya göre yürütülmektedir. Buna göre zamanaşımı süresi bu suçlar için 20 yıldır. Faili meçhul cinayetlerin işlendiği yıllar 1990’lı yıllar olması nedeniyle soruşturmaların çoğu önümüzdeki 1 - 2 yıl içerisinde zamanaşımına uğrayacaktır. Katillerden hesap sorulması için bir an evvel davaların açılması ve faili meçhul cinayetlerde zamanaşımının kaldırılması, bir hukuk devleti olarak ülkemizin acil çözüm bekleyen sorunları arasındadır. Bu amaçla bir komisyon kurularak, faili meçhul cinayetlerin araştırılması, etkili bir soruşturma yürütülmesinin önünün açılması zorunluluk ar zetmektedir” dedi.

Önder, Ekinci’yi sordu

Önder, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in cevaplaması istemiyle verdiği soru önergesinde de 25 Şubat 1994’te Gölbaşı’nda cesedi bulunan Avukat Yusuf Ekinci cinayeti ile ilgili şu soruları sordu:
Geçen 19 yıla ve bilgilerin kamuoyuna yansımasına rağmen gizlilik kararının halen devam etmesinin gerekçesi nedir?
19 yılda failler bulunamazken zamanaşımının dolması için kalan 1 yıllık sürede soruşturmanın tamamlanarak davanın açılması düşünülmekte midir?
Adalet duygusuna duyulan güvenin sarsılmasına engel olmak amacıyla, sürenin azlığı düşünülerek soruşturmanın hızlanması bir gereklilik haline gelmiştir. Bu konuda alınan bir önlem var mıdır? Aksi halde dosya zamanaşımına uğrayarak failler cezasız kalacaktır.
Bakanlığınızın faili meçhul cinayetlerde zamanaşımını ortadan kaldırmak için yürüttüğü bir çalışma var mıdır?

1993: Kapkara yıl

Bu arada 2013 Türkiye’de karanlıkta kalan birçok faili meçhul cinayet dosyası için kader yılı. 1993 yılında işlenen ve aradan 20 yıl geçmesine karşın hâlâ üzerlerindeki sır perdesi aralanmayan cinayetler bu yıl zamanaşımına uğrayacak. Türkiye’nin son 20 yılına damga vuran bazı cinayetler:
UĞUR MUMCU: 24 Ocak 1993’te, aracına yerleştirilen bombanın patlatılması sonucu hayatını kaybetti. Olay yerindeki delillerin cımbızla toplanması gerekirken süpürüldüğü iddia edildi. Bir dönem İslamcı örgütlerin üzerine ‘yıkılan’ suikastın arkasında MOSSAD ve kontrgerilla olduğu iddia edildi.
EŞREF BİTLİS: Dönemin Jandarma Genel Komutanı.Bitlis’i taşıyan uçak 17 Şubat 1993’te ‘resmi açıklamalara göre’ buzlanma nedeniyle düştü. Ölümünden kısa bir süre önce İncirlik Üssü’nden kalkan ABD uçaklarının PKK ’ya yardım dağıttığını söyleyen Bitlis, bölgede konuşlandırılan Çekiç Güç kuvvetlerinin Türkiye’den ayrılması gerektiğini savunuyordu. Bitlis’in JİTEM’in şaibeli faaliyetlerine karşı olduğu da biliniyordu.
BAHTİYAR AYDIN: Dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı. 22 Ekim 1993’te Lice Asayiş Bölük Komutanlığı binası önünde tek kurşunla başından vuruldu. Aydın, yasadışı şiddet yöntemlerini tasvip etmemesi ile tanınıyordu. TSK, Aydın’ı PKK’nın şehit ettiğini açıkladı. Yüksekova çetesine yönelik soruşturma kapsamında sorgulanan bir çete üyesi verdiği ifadede Aydın’ın JİTEM adına çalışan itirafçılar tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Şemdin Sakık’a göre ise Aydın’ı bir asker şehit etti.
CEM ERSEVER: Eşref Bitlis’in şüpheli ölümünden sonra askerlikten istifa eden Binbaşı Cem Ersever’in cesedi 4 Kasım 1993’te elleri önden bağlanmı kafasına iki el ateş edilmiş şekilde bulundu. ‘JİTEM’in karakutusu’ olarak bilinen Ersever, PKK ile mücadelede etkin olarak rol alan isimlerin başında geliyordu.