scorecardresearch.com

Faili meçhul komisyonu üyeleri 1000 cinayeti 15 yıl önce görmüştü...

TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu'nun üyeleri, 15 yıl önce bugün cinayet itiraflarıyla apaçık ortaya çıkan gerçekleri görmüştü: Komisyon faili meçhul cinayetlerin 'devlet adına iş yapanlarca 'devletin menfaati' gerekçesiyle işlendiğini ortaya koymuştu



ANKARA - Eski Özel Harekât polisi Ayhan Çarkın’ın Arena programında yaptığı açıklamalar ve Ergenekon davasının iddianamesinde yer alan bilgiler, faili meçhul cinayetlerin yoğun yaşandığı karanlık bir döneme ilişkin bazı ipuçlarını ortaya koydu. 1993’te Meclis’te kurulan ve iki yıl boyunca çoğu Diyarbakır, İstanbul ve Mardin’de olmak üzere 1000’den fazla ölümü araştıran TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu’nun üyeleri, bugün ortaya çıkan bilgiler ışığında geçmişe baktıklarında o gün yaptıkları ‘tespitlerin’ ne kadar doğru olduğunu gördü. Komisyon üyeleri, faili meçhul cinayetlerin ‘devlet adına iş yapanlar’ca ‘devletin menfaati’ gerekçesiyle işlendiği görüşünde. Ancak delilleri ortaya konulmadı. Çünkü, bu kişiler, yine devlet adına çalışanlarca korundu.

Aşık: Hizbullah nerede?
Komisyon üyelerinden Eyüp Aşık, “Hizbullah ne oldu?” diye sordu. Faili meçhullerin arkasında daha çok Hizbullah örgütünün yer aldığını kaydeden Aşık, “Güneydoğu’da terörle mücadelede devletin en etkili üç silahı vardı. Özel tim, koruculuk ve Hizbullah. PKK’ya asıl darbeyi Hizbullah vurmuştu. Daha sonra Hizbullah örgütüne resmen son verildi. Devlet o zaman büyük ölçüde onların arkasında duruyordu” dedi. Adıyaman’da Hizbullah’ın 80 çeşit faaliyetini gözüyle gördüğünü ancak Emniyet Müdürü ve dönemin İçişleri Bakanı’nın ‘Hizbullah diye bir şey yok’ dediğini anlatan Aşık, “Orada anlıyordum ki, o dönemde Hizbullah’a destek veriliyordu” dedi. Aşık, komisyon olarak faili meçhullerle ilgili birçok şeyi araştırmaya kalktıklarını ancak bilgi alamadıklarını da vurguladı:
“Birinden bir şey istedik bilgi gelmedi, öbürü sorgulanamadı, yardımcı olunmadı. Özel tim, Hizbullah, Ergenekon belki bilmediklerimiz de var, o dönem terörle mücadelede başarılı olunmuştur ama hukuk, insan hakları gitmiştir.”

Korkutata: Engellendik
Komisyon üyelerinden Hüsamettin Korkutata, çalışmalarının ‘egemen güçler’ tarafından engellendiği görüşünde:
“Askerin içinde olanlar, buna savcılar da dahil, bu konuda etkili noktada bulunanlar önümüzü tıkıyordu. Nusret Demiral (eski DGM Başsavcısı) bütün mahkemelere bilgi ve belge almamızı engelleyen yazılar yazıyordu. Bilgi verilmeyince, komisyonun cebren bilgi alma yetkisi yoktu. Özel Harp Dairesi’nden insanlar çağırdığımız zaman göndermiyorlardı. Meclis Başkanlığı’na dahi telefon ediyorlardı, ‘Bunları istemeyin’ diye. O gün asker önünü tıkamıştı ama bugünkü komuta kademesi bu bilgilerin önünü açmıştır.”
Bu olayların içinde Ayhan Çarkın gibi yüzlerce kişi olduğunu kaydeden Korkutata, “Yeşil, Mahmut Yıldırım gibi çok çok insan var. O zamanlar ‘devlet sırrı’ denilmeyip anlatılsaydı, soruşturmalar açılsaydı bu kadar faili meçhuller olmazdı. Çarkın, bunları söylemeli. Başkaları da açıklamalı” dedi. Cinayetlerin devletin içinde kendini daha çok devletçi sananlarca bilindiğini söyleyen Korkutata, Veli Küçük’ün bunlardan biri olduğunu savundu. Korkutata, “Çünkü bunlarla irtibatı vardı. İtirafçı ordusu vardı, bunları devlet adına kullanıyordu” dedi. Savaş Buldan cinayetini de soruşturduklarını anımsatan Korkuata, sözlerini şöyle sürdürdü:
“JİTEM’in kapısında kayboldu. Ondan sonra kimse bilgi vermiyor. Batman’da bilgi veren Emniyet Müdürü’nü görevden aldılar. Ondan sonra adamların ağzını bıçak açmıyor. Bunlar kendiliğinden olan şeyler değil. Hepsi sıkıştırılıyordu. Faili meçhullerin, kendisini devletten daha çok devletçi sanan kişiler tarafından yapıldığı inancı içindeyim. Devletin menfaati diye yaptılar. Birileri de bunları korudu, iyi ki yapılmış deyip üzerine gitmedi. Savcılar da gitmedi. Biz Batman Valisi hakkında suç duyurusunda bulunduk ama hiçbir şey yapılmadı. Daha sonra bu adamın silah işine karıştığı tespit edildi ve hakkında silahtan muamele yapıldı. Uğur Mumcu olayında şahitlerden birinin ifadesinde tahrifat vardı. Sonra o kişi kaçırılıyor, adresi verilmiyor. Bazı şeyler çürütülüyor, sonra ortaya çıkarılıyor.”

Yılmaz: ‘Konuşmayın’ denildi
Komisyon üyesi Mustafa Yılmaz ise o dönem bazı gerçeklerin saptandığını, üzerinde durulsa birçok olayın aydınlatılabileceğini ancak Meclis’in hazırlanan raporu gündeme bile almadığını söyledi. Yılmaz, her şeyin devlet sırrı kapsamına girdiğini belirtti:
“Eski DGM Başsavcısı Nusret Demiral, Emniyet’e yazı yazarak, ‘komisyon üyelerine bilgi vermeyin’ diye talimat vermişti. Özel Harp Dairesi ile ilgili Genelkurmay Başkanlığı’na yazı yazıp, yetkilileri dinlemek istemiştik. Genelkurmay, Meclis Başkanı’na telefon ederek, ‘Komisyon ne yapmak istiyor? Biz elemanlarımızı deşifre ettirmeyiz’ demişti. Hukuki yetki yoktu, önümüzde siyasi ve bürokratik engeller vardı.. Bugün Ergenekon davası açıldı ama eksik. Hiç mi bu davada polis yok? O dönemde bazı suçluları yurtdışına kaçırmak için Nevşehir’de polislerin pasaport verdiğini biliyoruz”

Seyfi: Delilleri vermediler
Komisyon üyesi Osman Seyfi ise Abdi İpekçi cinayetinde başlayarak süre gelen faili meçhulleri incelediklerini belirterek “Devlet içinde bir oluşumun olduğu yolunda şüphelerimiz vardı. Ama pek de ipucu yakalanmadı. Resmi makamlar delilleri bize vermedi” dedi. Faili meçhul cinayetlerin çözümü için siyasi iradenin tarafsız kalarak, yargının arkasında durarak olayları çözebileceğini kaydeden Seyfi, “Ama bundan siyasi rant sağlamaya çalışılırsa sonuç çıkmaz” dedi.

‘Geçmişin izi Ergenekon’da’
‘Faili meçhul’ cinayete kurban giden Kürt işadamı Savaş Buldan’ın eşi DTP milletvekili Pervin Buldan, geçmişte yaşanan bu cinayetlerin aydınlatılması için Ergenekon davasının iyi bir fırsat olduğuna inanıyor: “Davanın üzerine gidilmesi, Ayhan Çarkın’ın yeniden yargılanması gerekiyor. Çarkın’ın basında çıkan ifadeleri ışığında yeniden bir Meclis araştırması istiyorum. Bu nedenle önerge verdim. Cevap alamadım henüz. Türkiye’deki faili meçhul cinayetler bu gelişmeler ışığında yeniden incelenmeli.”
Çarkın’ın geçmişteki cinayetlerde parmağı olduğunu bildiklerini söyleyen Buldan, “O dönem hiçbir işlem yapılmadığı gibi bugün çıkmış diyor ki; ben 1000 cinayet işledim. Bu 1000 cinayet içinde benim eşim de var. Bunu çok iyi biliyorum. Biz o dönem bu ismi görgü tanıklarına dayanarak tespit ettik” dedi.


ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/9049869049868

YORUMLAR
(8 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Bunlar cumhuriyetimizin yapı taşları - haluktopel

Kurulduğu günden beri güçlü bir devlet olamayan Türkiye Cumhuriyeti'nin yapı taşları, sorun çıkaranların kellerinin kesilmesi geleneğinin benimsendiği 600 yıllık Osmanlı idare geleneğinden pek de uzaklaşamamış görünüyor 85 senede. Seçilmemiş seçkinler devletinin Agatha Christie romanlarındaki katiller gibi yaratıcı olmasını beklemek de yersiz. İnsan öldürmenin ne demek olduğunu düşünen yok ki: O muazzam mekanizma, can, kan ve zihin... Neye son verildiğini düşünen var mı? Nerede insanlık tarihinin en kutsal emirlerden biri olan, ÖLDÜRMEYECEKSİN? Hep, gerekirse öldüreceksin deniyor. E neyin gerekli olduğu da karmaşık bir konu tabi. Gerekli merekli değildir insan öldürmek. Sadece günahtır, ayıptır, utanç vericidir. Ar damarı çatlatılmış adamlara vatanın bekası teslim edilirse, olacağı budur. Hangi 1000... Yüzlerce 1000... İnsan olduğumuzdan utanacak kadar 1000. "Gık" diyenin tez kellesini alasız! Böyle olunca edebiyat da gelişmiyor tabi. Suçu ispat etmeye çalışan yok ki. İkinci sayfada bitiyor hikaye, ya işkenceyle itiraf, ya da ölüm. Cellat kaynıyor sokaklar. Başka hiçbir mesleği olmayan cellatlarla... Güneydoğu'da savaş biterse ne olacak dersiniz? Yıllardır adam öldürmekten başka hiçbir işle uğraşmamış insanlar neyle geçinecek barış zamanı? Limon mu satacak? Daha nice 1000'ler gidecek kimbilir. Faili meçhuller gene iyi, hiç değilse ölüleri sayılıyor. Bir de varlığı bile meçhuller var ki, onların sayısını bilen de olmaz. Sadece kişisel vicdan durdurabilir bu can israfını. Tövbekar cellatlara maaş bağlansın, belki o zaman biraz azalır. Öyle onunca da "katiller ödüllendirildi" diye bağırırız. İki ucu dışkı bir durum.

TEK İKİ KELİME - Hevwelatî

POLİS DEVLETİ KORUDUĞU İÇİN YOK.ERGENEKON İSE DEVLETİ YIKMAK İSTEDİĞİ İÇİN VAR.

bir bir yerine biner biner - ferdikaran

mantık çalıştıramıyoruz.nasıl olur.15 yıl veya daha önce oldu ise, onlar kimdi.ne faydası oldu.hırsızlıklar mı bitti.anarşi mi bitti. terör mü bitti.suistimaller mi bitti.iftiralar mı bitti. ne bitti. biri anlatsın. ya da kimler karlı çıktı.

eski defterler - öztürkler

eski defterlerin açılıp durulma sebebi akp nin kötü giden ekonomik gündemi değiştirmek istemesi

DESTEKMİ, TEŞVİKMİ?? - Mevan/Misafir

Bu oluşumlar, Patagonya'da bile yok. Tutsi kabilesinde de. o kabileler, özellikle modern dünya ile özdeş değiller. yani onlarda çöl kanunları (Güçlü güçsüzü yok eder) geçerli ve gizlemiyorlar da. Bizde ise, riyakarlıklık ve yalanlarla yapılıyor. Biz modern dünyanın (AB vs.) tarafı gibi gözüküyoruz, ama uygulamalarımız kabile uygulamalarından farksız. Esasen ırkçılığın ortadan kaldırılması gerekir. PKK'ya Irkçı terör örgütü diyoruz, bunlara ne diyeceğiz ? IRKÇI DEVLET OLUŞUMLARI MI DİYECEĞİZ. En vahimi yıl 2008 ve hala net bişey yok. Çözümü de pek beklenmiyor, Malesef

Faili Mechul Anitlar - Edi Bese

Dönemin Basbakani Tansu Ciller, icisleri Bakani ismet Sezgin, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Agar, OHAL Valisi Ünal Erkan ile Genelkurmay Baskani Dogan Güres bu kisiler sorgulanmadan faili mechul olaylarin aydinlatilmasi imkansiz.Faiilleri belli iken Faili Mechul kalan bu cinayetler bunlarin zamaninda islendi.Acaba birgün gercekten yapanlar kim olursa olsun, mevkileri ne olursa olsun cezalarini bulacaklari günler gelecek mi?

DeVLeT - Raperin 29

bu ve benzeri durumlarda şu gerçek ortaya çıktı. bu ülkede en büyük katil devlet(in) sözde güvenlik güçleri ve onu koruyan yargı ve dönemin siyasetçileridir.