Fatih olmak zor işmiş

İstanbul'un fethinin 548. yılı törenlerinde, leventliğe soyundurulan temizlik işçileri, 'Titanik gibi mübarek' dedikleri kadırgaları çekerken bitap düştü. Döviz büfesi sahibi Sanlı Şaşmaz ise Fatih Sultan Mehmet olmak için çiftliğinden yedi at getirerek etkinlik komitesinin hizmetine sundu.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Fetih kutlamalarında 548 yıl öncesinin şanlı tarihi akıllara 'Neydik ne olduk' düşüncesini getiren tezatlar ve eğlenceli sahnelerle canlandırıldı.
Gemileri karadan yürüten Fatih'in torunları, aylık 200 milyon lira maaşla geçim derdinde olan Beyoğlu Belediyesi temizlik işçileriydi. Kadırgaları çekmeleri karşılığında 5-10 milyon lira mesai ücreti alan 'levent'lerin moralini, kahvehane arkadaşlarının kutlamalara gelerek kendileriyle dalga geçmesi bozdu. Fatih Sultan Mehmet olmak için ise zengin olmak gerekiyordu. Kendisine gerçek adıyla
hitap edenleri "Bana Fatih deyin" diye tersleyen döviz bürosu sahibi Sanlı Şaşmaz, etkinliğe çiftliğinden yedi at getirmesi karşılığında Fatih Sultan Mehmet'i canlandırmaya hak kazanmıştı.
İstanbul'un fethinin 548. yıldönümü nedeniyle düzenlenen etkinliklerin en ilgi çekeni, temsili olarak kadırgaların karadan yürütülmesi ve Fatih Sultan Mehmet ile sadrazamlarının halkı selamlamasıydı. Kutlamalar, Dolmabahçe'de belediye başkanlarının konuşmalarıyla başlarken, Eminönü'nde şerbet satanların kıyafetlerini giyerek levent kılığına giren Beyoğlu Belediyesi temizlik işçileri, kadırgaları çekmek için hazırlık yapıyordu.
Fetihten 548 yıl sonra kadırgaları karadan yürüten Fatih'in torunlarının amacı,
İstanbul'u fethetmek değil, 5-10 milyon liralık mesai ücretini almaktı. Üstelik pek çoğu aylık 200 milyon lira maaşla ay sonunu getirmeyi başararak, İstanbul'un fethi kadar zor bir işi yaptıklarını düşünüyordu.
Hiçbiri İstanbullu değil
Ayrıca fethin üzerinden 548 yıl geçmesine karşın kadırgaları yürütenler arasında 'Nerelisin?'sorusunu 'İstanbulluyum'diye yanıtlayan tek bir kişi bile yoktu.
Törende konuşmaların bitmesiyle zorlu yolculuk başladı. Fatih ve sadrazamları, atlarıyla önde halkı selamlarken leventler, belediye aracından yapılan 'Aslanlarım, yiğitlerim', 'Ha gayret', 'Ya Allah' anonslarıyla motive edilmeye çalışıldı. Düz yolda gaza gelen ve tekbir getirip, 'Ya Allah', 'Biz Osmanlı'nın torunuyuz' diye bağıran leventler, Kadırga Yokuşu'na gelince kendilerini alkışlayan ve 'Biz, biz, biz Fatih'lerin nesliyiz' sloganları atan vatandaşlara, 'Dışardan konuşması kolay' diye yanıt vermeye başladı.
Fatih Sultan Mehmet'in bir gecede 28 kadırgayı geçirdiği mesafeyi kamyon lastiklerinin yardımıyla alan işçilerin, kendi deyimleriyle 'pestili' çıktı. Kadırgalar için 'Titanik gibi mübarek' yorumları yapıldı. 'Yahu niye sahil yolundan gitmiyoruz?', 'Niye çekmiyorsun oğlum?',
'Öldüm valla' sesleri yükselmeye başlayınca, kan ter içinde kalan işçilere su servisi yapıldı. Belediye yetkililerinin korkusu ise geçen seneki gibi lastiklerin patlamasıydı.
Kol saatlerini çıkarmayan leventler de alay konusu oldu. Bazı gençler, 'Bak bak Türk filmi gibi kollarında saat var. Bunlar ne biçim Osmanlı' deyince, ağızlarının payını aldı. Halatlar bırakılabilse daha fazlasını alacaklardı.
Gümüşsuyu yokuşu da çıkılıp Taksim Meydanı'na gelinince leventler sevinç naraları atarak yerlere yayıldı. Burada bazı leventler, etkinliğe gelen çocuklarıyla fotoğraf çektirirken bazı işçiler, çocuğunu getirtmemesinin nedenini 'Sonra evde nasıl laf geçireceğim' diye açıkladı.
Fatih'i ezeceklerdi
Bir saat sonra tekrar yola çıkıldı. Tarlabaşı'ndan inerken süratli bir şekilde kadırgaların arkasına geçerek halatları ters yönde çeken işçiler, Kağıthane'ye inen yokuşta geminin peşinden kısa süre sürüklendi. Gemiler, tekerleklerine takoz konularak durduruldu. Takoz olmasa kadırga, önde yürüyen Fatih Sultan Mehmet ve sadrazamlarının üzerinden geçecekti.
Son durak Kağıthane'ye yaklaşıldığında
'Bitsin bu ıstırap' diye koşmaya başlayan leventler, kaza olacak diye azarlandı. Kağıthane'ye varıldığında ise işçiler, ellerini havada Amerikan usulü çakarak, bu yılı da kazasız atlattıkları için birbirlerini kutladı.


    ETİKETLER:

    Döviz

    ,

    İstanbul

    ,

    Beyoğlu