Fazıl Say: Türkiye hala geriye gidiyor

Dünyaca ünlü Türk piyanist Fazıl Say, "Bir sanatçının sanatçı duyarlılığı ile duygusal olarak içinden geçenleri söyleme hakkı vardır. Türkiye'de endişe duyan insanların sayısı hiç de az değil. Milyonlarca, 20- 30 milyon insanın endişe duyduğunu biliyoruz. Ben de onlardan birisiyim. Bir gerileşme söz konusu" dedi



Say, geçen yıl Süddeutsche Zeitung’a verdiği röportajda hükümetin Türkiye'yi geriye götürdüğünden söz ederken zaman zaman Türkiye'yi terk etmeyi düşündüğünü söylediği hatırlatılınca, “Hala da var tabii, yalnız belki de endişeye alıştık artık” dedi.
Alman Deutche Welle Radyosu’nun sorularını yanıtlayan Fazıl Say, Türkiye’nin konuk ülke olduğu 2008 Frankfurt Kitap Fuarı açılış gecesinde, önce Nazım Hikmet Oratoryosu’nun sahneleneceğinin duyurulduğunu daha sonra bunun yerine Yunus Emre Oratoryosu sahneye konulduğunu hatırlatırken, yapılanın üzücü olduğunu söyledi. Fazıl Say, şöyle devam etti:
“Maalesef üzücü oldu. Frankfurt’ta keşke çalınsaydı, ben o zaman da hep bunları söyledim. Nazım Oratoryosu, Nazım Hikmet’i savunan bir oratoryo olduğu için yakışırdı oraya. Olmaması kötü oldu. Bakanın takdiridir ama yani illegaldi de yaptığı şey. Dolayısıyla yazık oldu.”
Say, üzerinde çalıştığı adını ‘Ahtamar (Akdamar) Balesi Projesi' ile Türkiye- Ermenistan ilişkilerinin iyileştirilmesine katkı sağlamayı amaçladığını anlatırken şöyle konuştu:
“Bu bir bale müziği, bale eseri. Bu da sahne sanatı. ‘Ahtamar' biliyorsunuz bir efsanedir, Anadolu efsanesidir, Van Gölü'nde geçen.. Aynı zamanda hem Ermeniler'in hem de Türkler'in anlattığı bir efsanedir, birbirlerine çok benzer tabii ki. Bir aşk hik?yesi, Ermeni kızıyla Türk genci arasındaki. Bunu 200 sanatçılık bir ekiple; bunun 100 sanatçısı Türkiye’den, 100 sanatçısı Ermenistan’dan olmak üzere sahnelemeyi düşünüyoruz. Böyle projelerin Türkiye ile Ermenistan arasındaki dostluğu pekiştireceğini, sanatla dostluğa yaklaşılacağını ve buzların biraz eriyeceğini hepimiz biliyoruz. Nitekim Türkiye ile Yunanistan arasındaki çekişmeli ilişkiler döneminde de sanatçıların faaliyetleri çok önemli rol oynadı. Buzların erimesiyle dostluklar başladıktan sonra sorunlara el atmaca, dost ortamında çok daha iyi ve kolay olacaktır diye düşünüyoruz. Siyasi sorunlara denge vermek açısından sanatçıların üzerine düşen görevler var.”
Almanlar'ın klasik müzikten dünyanın en iyi anlayan seyircilerinden biri olarak tanımlayan Fazıl Say, önümüzdeki Mart ayında Bern Senfoni Orkestrası ile Almanya’da turneye katılacağını belirtirken, “Dortmund benim evim artık. Dortmund'da, Artist in Recidency'da yılda 4 projemi sunuyorum. Münih, keza yılda 2-3 kez çaldığım, orkestrayla solo yaptığım bir yer, Berlin de öyle. Gelecek seneden itibaren Berlin’de her ay konserimiz olacak. Bir de Almanya’nın diğer şehirlerinde de böyle bazen orkestrayla turneler geçilir. İşte bu turne de Mart’ta Aachen, Wiesbaden, Frankfurt, Stuttgart, Münih gibi birçok yer var, birçok şehirde konser var” diye devam etti.
İstanbul’un 2010’da Avrupa Kültür Başkentliği yapacağını hatırlatan ve İstanbul için projeleri olduğunu söyleyen Say, “Başvurumuzu yaptık. Benim 4 konserlik bir projem var. İçinde bu yıl yazacağım yeni eserim İstanbul Senfonisi de var, Haremde Bin bir gece de var. Ben onun kabul edileceğini tahmin ediyorum” diye konuştu.(dha)