@ismailsaymaz

'Fazla gaz öldürür'

Gazeteci Gökçer Tahincioğlu ve Kemal Göktaş'ın yazdığı kitapta yer alan 11 yıl önceki çevik kuvvet raporu, bugün de tartışılan birçok konuya ışık tutuyor.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Gazeteci Gökçer Tahincioğlu ve Kemal Göktaş, öğrencilere açılan ‘terör’ davalarını “Bu öğrencilere bu işi mi öğrettiler? - Öğrenci Muhalefeti ve Baskılar” adıyla kitaplaştırdı. İletişim Yayınevi’nden çıkan kitapta, 11 yıldır gizlenen bir çevik kuvvet raporuna da yer veriliyor. Raporda, çevik kuvvetin “vatandaşı potansiyel suçlu gördüğü” savunulurken, bir emniyet müdür yardımcısı “Gaz her zaman kullanılmamalı, ölümcül etkiler olabilir. Ölüm olayı olursa, olaylar daha sonra kat kat büyür” diyor. Emniyet bünyesinde 2002’de hazırlanıp kamuoyuna açıklanması uygun görülmediği için gizli tutulan rapor iki emniyet müdürü, iki komiser, bir emniyet amiri ve bir akademisyenden oluşan altı kişilik ekip tarafından hazırlanmış. Raporda şu bilgiler yer alıyor:
POTANSİYEL SUÇLU GÖRÜYORUZÇevik kuvvet polisi: 15 kişilik basın açıklamasına 250 kişi gidiyoruz. İnsanlar önceden çekindiği panzerlerle şimdi fotoğraf çektiriyor. İyice yüz göz olduk. Önyargılı davranıyoruz ve eğitim eksikliğinden kaynaklanıyor. Akşamları eve giderken el kol hareketi yapan vatandaşları çok dövdük. Maalesef vatandaşı potansiyel suçlu olarak görüyoruz.
SERT DAVRANIRSAK GİDERLER:
Çevik kuvvet polisi: Tarafsız olamıyor ve düşünce açısından önyargılı bakabiliyoruz. Bizlere çocukluğumuzdan beri sokağa çıkanların devlete karşı eylem yaptığı empoze ediliyor. Olaya daha önceden psikolojik olarak hazırlanamıyoruz.
GAZ ÖLÜMCÜLDÜR:
Bir müdür yardımcısı “Gaz her zaman kullanılmamalı, ölümcül etkiler olabilir. Ölüm olayı olursa, olaylar daha sonra kat kat büyür” derken, bir emniyet müdürü ise “Gaz kullanma şartlar oluşmuşsa cop ve panzere göre daha akıllıca olanıdır. Islatmaya ve vurmaya göre daha medenice bir yöntem” görüşünü savunuyor.
MUHAFAZAKÂR, OTORİTER: Raportörler polisin çevresindekilere şüpheci gözle bakmasının, potansiyel suçlu olarak görmesinin, biz-onlar ayrımı yapılmasının, muhafazakâr, otoriter ve sert davranma gerekliliğine inancının polis altkültüründen geldiğini savunarak şöyle diyor: “Toplumun tüm kesimlerinin özellikle iyi eğitimli ve yüksek gelirli kesimlerin polislik mesleğinde fazla temsil edilmedikleri görülmektedir. Polislik mesleği cazip hale getirilerek tüm kesimlerin temsil edilmesi sağlanmalıdır.”

Savcı Şalk: DGM’ler daha insaniydi


Kitapta eski DGM Savcısı Talat Şalk’ın görüşlerine yer veriliyor. Şalk DGM’lerin şimdiki ÖYM’lere göre “insani tarafının olduğunu” savunuyor. Şalk, DGM’lerin daha “insancıl” olduğu iddiasına “inisiyatif alarak” tahliye ettiği, dava açmadan kapattığı soruşturmaları örnek gösteriyor. ÖYM’lerdeki cezaları ağır bulduğunu ifade eden Şalk “İnsanlar inanılmaz cezalar alıyorlar. Garip geliyor bana da. Cezalar da değişti, onu da anlamıyorum. Mahir Çayan’ı soruyorlar, ben bile tanımam onu. Doğru değil o yapılanlar. Zorla örgüte bağlamak doğru değil. Tek pankart asma Yargıtay içtihatlarına göre örgüt suçu değil(di). Ona dikkat ederdik. Çoğu zaman tutuklamaya sevk etmezdik” diyor.