Fehmi Koru: Telâş genellikle başa iş açar...

Fehmi Koru: Telâş genellikle başa iş açar...
Fehmi Koru: Telâş genellikle başa iş açar...
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 4 Ocak günü bir grup gazeteciyle Dolmabahçe'deki Çalışma Ofisi'nde bir araya geldiği sırada sözünü ettiği "imzalı mektup" diplomasisinin başrolündeki isimlerden Fehmi Koru, bugünkü yazısında hükümete bazı uyarılarda bulundu.

Radikal.com.tr – Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün mesajını iletmek üzere gittiği ABD ’den, Fethullah Gülen’in yazdığı mektupla dönen gazeteci, bu mektubun Başbakan tarafından gazetecilere aktarılmasıyla merak konusu olmuş, kısa süre içinde bu gazetecinin Fehmi Koru olduğu anlaşılmıştı. Koru, hükümete yakınlığıyla bilinen Star gazetesinde yer alan bugünkü yazısında, siyasi hayata bir kumpas kurulduğunu ancak hükümetin de ‘büyük bir telaşa içinde’ davrandığını belirtti. 17 Aralık operasyonunda beri bir ‘devlet krizi’ yaşandığını belirten Koru, “iktidar partisi ve onunla birlikte hareket edenlerin”, bu krizden kurtulmak için “önünü sonunu düşünmeden” hareket ettiklerini yazdı.

Fehmi Koru’nun bugünkü Star gazetesinde yer alan “Telâşa lüzum yok...” başlıklı yazısı şöyle:


Telâşın da işe yaradığı durumlar muhakkak vardır, ancak ‘kriz’ ortamlarında telâş krizden çıkışı zorlaştırır, hatta yeni krizlere yol da açabilir...

Hiç kuşku yok: Görünüşü ne olursa olsun, ülkemiz, giderek derinleşen bir ‘devlet krizi’ geçiriyor. İçten veya dıştan gelmesi fark etmez, bir el, seçimler öncesinde siyasi hayata müdahale etti ve sandıktan farklı bir ‘tablo’ çıkarmayı umuyor. Etkilenen, siyasi iktidar; o da bu durumdan kurtulmak için, elinden geleni yapma gayretinde...

‘Kumpas’ sözcüğü şu sıralarda yaşananı en çarpıcı biçimde ifade ediyor...

İktidar ve onunla birlikte siyasi hayat, bir ‘kumpas’ ile karşı karşıya ve ‘devlet krizi’ denilebilecek gelişmeyi ortadan kaldırmak da onun görevi... Elbette mümkünse anayasayı, yasaları değiştirmek isteyecek, ‘kumpas’ içerisinde yer aldığını düşündüğü görevlileri yerlerinden edecek, siyasi hayatı rahatlatıp normalleştirecek her türlü adımı atacaktır iktidar partisi; bunları yaparken de gözünü seçim sandığından ayırması beklenmemeli.

Zaten beni ‘telâşa kapılma’ konusunda düşüncelere sevk eden de, kendisini bir ‘kumpas’ ile karşı karşıya bilen iktidarın yapmaya çalıştıkları: HSYK’ya yeni bir biçim vermek için anayasayı değiştirme niyeti... Birilerinin yargıda yanlı davrandıklarını sergileme gayreti... Yargıda ‘kumpas’ sürecinde başı çeken figürlerin kişisel hatalarının üzerine gidilmesi... Kapsamlı tasfiyeler... ‘Kumpas odağı’ olarak görülen yapının temel taşlarıyla oynama...

Bunların her birini büyük bir telâş içerisinde hayata geçirmeye çalışıyor iktidar partisi ve onunla birlikte hareket edenler... Galiba önünü sonunu fazlaca düşünmeden bunu yapıyorlar...

Oysa teenni ve suhûlete en fazla ihtiyaç duyulan ortamlardır ‘kriz’ yaşanan dönemler...

Krizi alt etmek için başvurduğunuz çözümler ilk elde işe yarar görünebilir, size nefes de aldırır; ancak telâşınız, sizi, aldığınız kadar nefesle yetinmek zorunda kalacağınız yanlışlıklara da sürükleyebilir... ‘İyi, doğru, yerinde, yararlı’ olarak gördüğünüz adımların sonu ‘kötü, yanlış, yersiz ve zararlı’ da gelebilir.

Geçmiş iktidarların benzer durumlarda kendileri için uygun gördüğü çıkış stratejilerinin kavurucu etkiler yaşattığıyla hiç karşılaşılmadı mı? Çok karşılaşıldı. Kriz ortamlarında yanlış stratejilerle çıkış arama yoluna gitmeseydi geçmiş iktidarlar, bugün ülkeyi hâlâ DP, AP veya ANAP yönetiyor olurdu.

Telâş genellikle başa iş açar...

Ülkemiz üç aydan kısa bir süre içerisinde sandık başına gidiyor; iktidar partisinin ilk düşünmesi gereken seçimden başarıyla çıkmak değil midir? Bunu yapmak yerine, sistemde köklü değişiklikler arayışına girmek, her ilde yepyeni simaları devleti (ve kendisini) temsille görevlendirmek, seçim-sonrasına pekâlâ ertelenebilecek tartışmalı düzenlemeleri bugünün programına almak...

Hiç değilse benim gözüme akıllıca görünmüyor...

Telâş tablosu, siyasette yapı-taşlarını yerinden oynatarak dengeleri sarsması ve ekonomik göstergelerin bir türlü yerli yerine oturamamasını gündeme getirmesi bir yana, Ak Parti ’ye ve yönetimine her şeye rağmen ‘umutla’ bakanların kafalarını da fena halde karıştırıyor.

Öncelikler sıralamasının hiç bu kadar telâşla oluşturulduğunu görmemiştim.

Biraz sükûnet, biraz teenni lütfen...