Fidan'ın dramını dünya öğrendi

Sarışın bir kadın, Almanya'nın Berlin kentinde parlamento binasının merdivenlerinden çıkarken, yüzünü gizliyor.

BERLİN - Sarışın bir kadın, Almanya'nın Berlin kentinde parlamento binasının merdivenlerinden çıkarken, yüzünü gizliyor. Çünkü ölüm korkusu içinde. Kendisini dövdüğünü ve tecavüz ettiğini söylediği kocasından saklanıyor. Almanya'da yaşayan eşiyle köşe kapmaca oynarken Türkiye'ye dönerse de öldürüleceğinden korkuyor... Çünkü akrabaları onu eşini terk ederek aileyi utandırmakla suçluyor. Haber ajansı Reuters'in Avrupa'daki Müslüman kadınlarla ilgili yazı dizisinin bir bölümü, 19 yaşındaki Fidan'a ayrılmış. Tedirgin bir şekilde saçlarıyla oynarken, "Oraya (Türkiye'ye) dönmeyeceğim. Çok korkuyorum. Orada beni ölüm bekliyor" diyor.
Berlin'de tek başına
Çok az Almanca bilen Fidan'ın tercümanlığını avukatı yapıyor. Üzerindeki cin pantolonu ve kırmızı montuyla Fidan ilk bakışta, Almanya'daki Türk kızlardan farklı görünmüyor. Fakat genç kadın Berlin'de yalnız ve çevresinde olan bitenleri çok az anlayabiliyor. Berlin'de hiç arkadaşı olmadığını ve kocasının onu bulmaması için takma isimle dolaştığını anlatıyor. Fidan, en çok 'namus cinayeti' kurbanı olmaktan korkuyor. Birçok İslami liderin kınamasına rağmen, namus cinayetleri, ailenin ismini korumak gibi geleneksel ve sığ bir fikirle işlenmeye devam ediyor. Namus cinayetlerine İslam ülkelerinde olduğu kadar, Britanya, Almanya, İsveç gibi Avrupa'da yaşayan Müslüman topluluklarda da rastlanıyor. Birleşmiş Milletler yetkilileri, dünyada her yıl 5 bin kadının namus cinayetleri yüzünden hayatını kaybettiğini, birçoğunun da intihar ettiğini söylüyor.
Almanya'da 55 cinayet
Fakat Avrupa'da da tartışılan bu cinayetleri azaltmak için çok az şey yapılıyor. Berlin şehir parlamentosunda sol eğilimli Linke Partisi'ni temsil eden Evrim Baba, "Ailenin namusu kadına bağlı ve eğer namus zarar görürse kadın yok ediliyor" diyor. Polis, Fransa'dan sonra en büyük Müslüman nüfusa sahip Almanya'da 1996'yla 2005 yılları arasında 55 namus cinayeti işlendiğini söylüyor. Kültürel geleneklerin önemli bir rol oynadığı bir Anadolu köyünde büyüyen Fidan çocukluğunu yaşayamamış: "Tek hatırladığım dayak yeme, hiç iyi bir anım yok."
14 yaşında başlayan çile
Fidan, henüz 14 yaşındayken kuzenine verilmiş. Evlenmek istemediğini söyleyince dayak yemiş. Ancak intihar etmeye kalkışınca evlilik iptal edilmiş. Bu kez kız bekâretini kaybettiği için nişanın bozulduğuna dair dedikodular başlamış. Fidan'ın aile namusuna zarar verdiğini düşünen akrabalar, kızı öldürmekle tehdit etmiş, sonunda Almanya'da Fidan'la evlenecek 50 yaşında birini bulunca öldürmekten vazgeçmişler.
Fidan bakire olduğunu ispatlayabilmek için düğün gecesi kocasının ona 'tecavüz' ettiğini anlatıyor, akrabaları da kanlı çarşafı görebilmek için dışarda bekliyormuş. Dayak ve tecavüzle geçen dört aydan sonra Fidan, Almanca hocasının cesaret vermesiyle evden kaçmış. Kocası Fidan'ı bulduğu an Türkiye'ye yollayacağını söylüyor.
Fidan'sa sadece Almanya'da kendine yeni bir yaşam kurmak istiyor. Fakat bu, o kadar kolay değil. Kocasını şikâyet etse bile, sınır dışı edilme durumunun geçmesi için bir yıl beklemesi gerekiyor.
AB kanunları yetmiyor
Almanya'da göçmen kadınlar, boşanıp ülkede özgür kalabilmeleri için iki yıl evli kalmak zorunda. Fidan'ın avukatı Canan Bayram, "Kadınların büyük yasal korumaya ihtiyaçları var" diyor ve ekliyor:
"Avrupa Birliği ve Almanya'nın kanunları, bu ülkelerdeki Müslüman kadınları namus cinayetlerinden koruyamıyor..."