Film değil bilim aşkına Troyalı

Adı Troya kazısıyla anılan Prof. 'Osman' Korfmann, vatandaş oldu, vakıf kurdu; şimdiki hedefi Troya Müzesi'ni kurmak...
Haber: İBRAHİM GÜNEL / Arşivi

ÇANAKKALE - Hollywood, yeni keşfetmiş olabilir... Prof. Dr. Manfred
'Osman' Korfmann1988 yılından beri, yani tam 16 yıldır tarihi gün ışığına çıkarmak için 'Troya'da iğneyle kuyu kazıyor. Bir süre önce Türk vatandaşlığına geçen Korfmann, şimdi de Troya Vakfı'nı kurdu.
İki yıldır Siemens'ın desteklediği kazılar, bundan sonra Çanakkale-Tübingen Vakfı tarafından Türkiye'den finanse edilecek. 320 bin euro'luk malvarlığıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün onayına sunulan vakıf, Çanakkale bölgesinde araştırmalar yürütecek bilim adamlarına destek sağlayacak.
Neden böyle bir vakıf kurma gereksinimi duydunuz?
Tübingen'de bir Troya Vakfı var. Çanakkale'de de vakıf kurma amacımız; öncelikle Troya kazılarını artık Türkiye kaynaklı yürütmeyi istememiz. Kuruluşta ortaya konan para ve malvarlıkları az gelebilir ama buradaki bütün binalara ve malzemelere vakıf sahip olacak. Öğrencilerimin Türkiye'ye yerleşmesini, bu bölgede çalışanlar için imkân oluşturmak istedim.
Mütevelli heyeti kimler?
Kuruluş yasal açıdan tamamlanınca mütevelli heyeti şu kişilerden oluşacak: Ben, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Aydın, İTÜ'den Prof. Dr. Celal Şengör, UNESCO Türk Milli Komitesi üyesi Prof. Dr. Coşkun Özgünel, Çanakkale Seramik ve Kalebodur'dan Süleyman Bodur, Siemens Türk Sanayii ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurul Başkanı Zafer İncecik, Siemens İletişim Direktörü Alp Yörük, Kültür Bakanlığı'ndan Çiğdem Morçöl, Dr. Aslı Erim Özdoğan, Dr. Göksel Sazcı, Tübingen'den Prof. Dr. Muharrem Satır, Ege Üniversitesi'nden Prof. Dr. İlhan Kayan, İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Turan Efe.
Yarım asırlık mola
Schliemann, Dörpfeld ve Blegen'den sonra yarım yüzyıla yakın Troya kazılarında bir boşluk oluştu. Amacınız sizden sonra kazıların durmaması mı?
Evet sonsuza kadar sürsün istiyorum. Öğrencilerimin ve Türk arkadaşlarımın benden sonra kazıları yürütmesini istiyorum. Vakıf da onlara bu imkânı sağlayacak. Türk sanayicileri ve işadamlarını vakfa yardımda bulunmaya çağırıyorum. Böyle bir örnek Türkiye'de ilk defa olacak. Ben bugüne kadar Troya için "Alman kazısıdır" demedim.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi rektörünün danışmanı oldum. Üniversitede arkeoloji bölümü kuruldu ve ciddi, güçlü bir bölüm olmasını sağlamaya çalışıyoruz.
Onsekiz Mart Üniversitesi Senotosu ve Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşı oldunuz.
Çok hoş bir teklifti. Tabii kabul ettim. Hükümetimden özel izin aldım. BadenWürttemberg Eyaleti Devlet Bakanı Christoph Palme de hem Alman hem Türk vatandaşı olmamı onaylayarak beni kutladı. Mektup çok ilginç çünkü, bakan Hıristiyan Demokrat Partisi'nden.
'Karım kızar!'
Kendinizi Alman mı yoksa Türk gibi mi hissediyorsunuz?
Türk vatandaşı olmak yeniden doğmak gibi oldu. Bir de yeniden evlenmek gibi geldi. Yani ikinci bir hanım almak gibi.
Bir de Türk hanımla mı evleneceksiniz?
Yok, karım duyarsa kızar! Bu da basında yer aldı zaten. Karım, "Benim kocamın Türkiye'de bir sevgilisi var, adı Troya" dedi. Ben de diyebilirim ki; benim hanımın da bir Türk sevgilisi var. Çocuklarım da, "Babamız Türktür" diyebilir.
Eşiniz ve çocuklarınız da Türk vatandaşı olacak mı?
Onlar da Türkiye'yi çok seviyor ve bence sakıncası yok. Yalnız benim hanım öğretmendir ve Türk vatandaşı olursa memuriyetten vazgeçmesi gerekiyor.
Alman yasalarına göre 'çifte vatandaş' olamıyorsunuz.
Evet, ama hükümetin özel izniyle olabiliyorsunuz.
3 milyon dolar yolda...
Uzun yıllardır sonuçlanmayan bir Troya Müzesi projesi var. Arazi kamulaştırılalı yıllar oldu ama hâlâ yapım aşamasına gelinmedi. Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu ile geçen hafta görüştüğümde şartnamenin hazırlandığını ve mimari yarışma açılacağını söyledi.
İyi bir haber ve bu sefer olacağına inanıyorum. Çünkü sayın bakanla ben de konuştum. Burada bir toplantı yaptık ve Çanakkale AKP Milletvekili Mehmet Danış tüm Çanakkale halkı önünde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın müze için 3 milyon dolar ayırdığını açıkladı. Ayrıca, Troya dostları, Danış ve bir grup olarak sayın Mumcu'yu ziyaret ettik. Bakan emir verdi ve bir parça arazi daha müze için kamulaştırılacak.
Yeni ayrılan arazinin büyüklüğü ne kadar?
Sanırım 10 bin metrekare kadar. Türkiye'de sabırlı olmak lazım ama sonunda bu müze olacak. İnşallah göreceğim.
Sanırım tüm dünyada büyük yankı uyandıran 'Truva' filmini izlediniz. Troya Kazı Başkanı ve bir uzman olarak filmi nasıl buldunuz?
Tabii MÖ 720-730 yıllarında bir ozan, eski bir söylenceyi kaleme aldı. Homeros, eski bir efsaneyi anlatıyordu. Homeros aslında savaş değil, bir aşk öyküsünü Akhilleus'un öfkesini ve tanrıları anlatıyordu. Şimdi 3200 yıl sonra bir sanatçı da bir film yaparak hikâye anlattı. Bu filmi de eğlence dünyası için yaptı ve bilim adamlarına sormadı. İyi de oldu çünkü, bugüne kadar çekilemez ve sürekli tartışırlardı.
İlyada'da yazan birçok şey filmde değiştirilmiş ama. Zaten filmin girişinde de "İlyada ve Homeros'tan esinlendik" diye yazmışlar.
Filmi olumlu buldum. Çünkü, dikkat çekti ve Troya ile Türkiye'nin reklamını yaptı. Şimdi geçen yıllara oranla dört misli turist geliyor. Çünkü merak başladı. Merak bilimin başlangıcıdır. Bazı gençler de bu yüzden arkeoloji okumaya geliyor. Yalnız bir şeye kızdım, biz her akşam buradan güneşin nereden ve nasıl battığını görüyoruz. Troya'da güneş denizden batıyor. Filimde ise karadan batıyordu. Sanırım Meksika'da çekildiği için böyle oldu.
Filme 'Homeros' onayı
Ama film İlyada'dan bariz farklıydı. Örneğin Agamemnon ve kardeşi Menelaos savaşta ölmez. Akhilleus da savaş sırasında Paris tarafından öldürülür. Ayrıca İlyada'da tahta at ve kentin alınışı yer almaz.
Bu durum sanatçının serbestliğinden kaynaklanıyor. Homeros'un da ne kadar serbest davranıp savaşı değiştirdiğini bilmiyoruz. Onun anlattığı kahramanlar da doğru olmayabilir. Bazı bilim adamları da bunu araştırıyor. Biz arkeolog olarak savaşın olduğunu MÖ 13. yüzyılda buradaki surlarda savunmaya yönelik yapılan değişikliklerden söyleyebiliyoruz. Sizin gibi ben de dünyanın en meşhur Homeros uzmanı Basel Üniversitesi'nden Prof. Dr. Joachim Latacz'a sordum ve filmi beğendiğini söyledi. Bana Agamemnon ile Akhilleus arasındaki gerginliği İlyada'daki gibi iyi yansıttığını söyledi. Sanırım yönetmen Wolfgang Petersen İlyada'yı okudu.
Herhalde yönetmen Petersen, sizin bilimsel bulgularınızı da okumuş. Örneğin Hititler İlyada'da yoktu.
Bizim kazı sonuçlarından elde ettiğimiz bulguları ve gazetelerdeki Troya'yla ilgili bilimsel gelişmeleri okumuş olabilir.