Fındığa ve hamsiye veda vakti

Bahar tadında bir ocak ayı geride kaldı. Kimi bölgelerde montlar, kabanlar dolaplardan hiç çıkmadı, kışı piknikte geçirenler oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre aralık ayı yağışları bir yıl önceye göre yüzde 73 azaldı.
Haber: SERKAN OCAK / Arşivi

İSTANBUL - Bahar tadında bir ocak ayı geride kaldı. Kimi bölgelerde montlar, kabanlar dolaplardan hiç çıkmadı, kışı piknikte geçirenler oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre aralık ayı yağışları bir yıl önceye göre yüzde 73 azaldı. İlkbaharda da yağış olmazsa buğday veriminin yüzde 20 düşeceği, bunun da ekonomiye 400 milyon dolarlık zarar getireceği hesaplanıyor. Ömrünün çoğunu çiftçi olarak geçiren 70 yaşındaki Mehmet Bozkurt "Zaman değişiyor, insanlar değişiyor, e havalar da değişiyor, ama o kuraklığı biz görmeyiz" diyor.
Kaç yıl sonra ne olacağı tartışıladursun iklim değişikliği kapımızı çaldı. Altı yıldır kuraklık çeken Avustralya'daki buğday üretimi yıllık 24 milyon tondan 12 milyona geriledi. Orta Asya ülkelerinde de çeltik üretimi büyük oranda düştü.
Önceki gün açıklanan BM'nin Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli Raporu'nda da "İklim değişikliği var, ve sorumlusu da insan" denildi. Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık da dünyanın milyonlarca yıldır birçok kez doğal nedenlerle soğuyup ısındığını sonra kendi dengesini koruduğunu, ama son yıllardaki değişimin insan kaynaklı olduğunu ve dünyanın bu defa kendini dengeleyemeyeceğini savunuyor.
'Yağış dörtte birine indi'
Atalık'a göre 1950 yılından beri yağış miktarı azalan, 2006 yılında uzun yıllar ortalamasının dörtte biri kadar yağış alan Türkiye'de tarım da değişecek, değişiyor:
"Buğday bu etkilerden en fazla zarar görecek ürünlerden biri. Aynı zamanda bizim için en önemli ürün. Türkiye'nin yıllık buğday üretimi 20-21 milyon ton. Baharda da yağışlar beklenenin altında gerçekleşirse üretim 19 milyon tona gerileyecek. Ama şu anda acil kararlarla buğday ithalatı yapmak için erken, baharı beklemek en doğrusu. Tarımda parası olan çiftçi elle sulama yapıyor. Artık eskisi gibi kanallarla değil, yağmurlama yöntemi, hatta damlama yöntemiyle. Sulama yapamayanlarsa zor durumda. Kişi başına düşen yıllık 1356 metreküp su miktarıyla su fakirliğine yakın olan Türkiye'nin su politikalarını her alanda revize etmesi gerekiyor. İstanbul'daki Küçükçekmece içme suyu havzası yerleşime açılarak, Ömerli havzasına 'Formula 1 Pisti' yapılıyor. Önce bu alanlarımızı koruma altına almalıyız."
Çeltik, şekerpancarı üretimi çok su istiyor. Atalık'a göre Türkiye iklim değişikliğiyle birlikte bir seçim yapmak zorunda kalacak: "Kuraklık devam ederse de suyun tarım için mi, yoksa insan için mi kullanılacağı tartışılacak. Yeraltı su kaynaklarını en çok besleyen yağış kardır. Kar yağışı da çok az. En sağlam denilen Konya Havzası'nda bile bugün yeraltı sularının aşırı kullanımından kaynaklanan çöküntüler meydana geldi. Bu çöküntüler ileride şehre doğru kayacak. Türkiye fındık üretiminde şu anda dünyada rakipsiz, ama iklimlerin kuzeye doğru kaymasıyla birlikte fındık ve çay Karadeniz'in kuzey kıyılarında yetiştirilmeye başlanacak. Türkiye sofralık zeytin üretiminde dünya ikincisi, zeytinyağında dünya dördüncüsü. Zeytin 36 ilimizde yetiştiriliyor. Kuraklıkla birlikte zeytin üretimi de azalacak. Üzüm ve sert çekirdekli meyveler de zarar görecek. Turunçgiller aynı şekilde üretimde sıkıntılar yaşanacak. Hayvancılık tehlike sınırına yaklaşacak. Ot olmayınca parayla yem alınacak, yem alamayan hayvancılığı bırakacak."
'En çok Karadeniz etkilenir'
İklim değişiklikleri ve sonrasında buzulların erimesiyle okyanusların ve denizlerin etkileyeceği muhakkak. Balık göçleri şimdiden başladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Rize Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Okumuş, küresel ısınmadan, en çok bir iç deniz olması nedeniyle Karadeniz'in etkileneceğini söylüyor. Kalkan, barbunya ve köpekbalığının neslinin tükenebileceğinden söz eden Okumuş, şu anda levrek, lüfer gibi balıkların Akdeniz'den Karadeniz'e göç ettiğini belirtti.
Akdeniz Üniversitesi Su ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan İkiz su sıcaklığının artması sonucu balıkların kendi ortamına uygun olan sulara göç edeceği, uyamayan türlerinse yok olacağı görüşünde: "Buzulların erimesiyle denizlerdeki dengesizlikler balıkların üreme dönemlerini ve bölgelerini etkileyecektir. Çupra, levrek ve kefal Akdeniz'den Marmara'ya hatta Karadeniz'e göç edebilir. Karadeniz'deki soğuk su şartlarında yaşayan balıkların nesli tükenebilir."
Bu balıklardan ilk akla geleni, tüm Karadeniz'deki canlılar arasında besin zincirinin ilk ve en önemlisi olan hamsi.