Fiyasko üstüne fiyasko

Küçük kıza yasadışı sorgu
Polis, ilk gün 13 yaşındaki bir çocuğu suçlu ilan etti. Daha sonra dört kadını gözaltına aldı, 17 yaşındaki zanlıyı günlerce avukatsız sorgulayarak 'suç' işledi. Yener Yermez'in sevgilisi Pınar denilen kızın Suna Taşdelen olduğu ortaya çıktı.
Dört zanlı serbest bırakıldı
Gözaltındaki dört zanlı dün Eyüp Savcısı Demirel tarafından serbest bırakıldı. Türkiye'nin nefesini tutarak izlediği soruşturmanın esas savcısı Hasan Yılmaz'ın ise bir yakınının hastalığını gerekçe gösterip izne çıktığı öğrenildi.
Medyanın Suna savaşları
Pınar Konuşkan olarak tanıtılan Suna Taşdelen serbest bırakıldıktan sonra 'medya'nın eline düştü. Show TV ve atv'nin muhabirleriyle şoförleri Taşdelen'i kollarından tutup kaçırmak istedi. Genç kız yerde sürüklenirken polis bile aciz kaldı, kovalamacada trafik kazaları oldu, Taşdelen zorla 'canlı yayın'a götürüldü.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi
TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - İşadamı Üzeyir Garih cinayetinin ardından katili bulmak için ne yapacağını şaşıran ve soruşturma boyunca birçok teknik hata yapan polis, cinayetin işlendiği günden bu yana tüm hukuk kurallarını da altüst etti.
Garih'in öldürülmesiyle ilgili soruşturma kapsamında altı gündür gözaltında bulunan dört kadın, dün savcılığa sevk edildikten sonra serbest bırakıldı.
Soruşturmanın başında 13 yaşındaki F.N.'yi
'katil zanlısı' olarak açıklayan polisin, altı gündür cinayetle ilgisi olmayan kişileri
sorguladığı ortaya çıktı.
Suçsuz yere teşhir ve sorgu
Olayın başından beri 'bir numaralı katil zanlısı' olarak aranan firari er Yener Yermez'in sevgilisi Pınar Konuşkan olarak basına lanse edilen kızın asıl isminin Suna Taşdelen olduğu ve olayla ilgisinin bulunmadığı kesinlik kazandı.
Altı gündür gözaltında bulunan kadınlardan sadece 17 yaşındaki E.N. için İstanbul Barosu'ndan avukat istendi. Baro yetkilileri, polisin önceki gün kendilerine başvurduğunu belirterek, reşit olmayan birinin avukatı olmadan sorgulanmasının hak ihlali anlamına geldiğini söyledi. Öte yandan Yermez'in sevgilisi olduğu öne sürülen Pınar Konuşkan için ise üç gün daha ek gözetim izni alındığı öğrenildi.
Savcı izne çıktı!
İşadamı Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili
İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'nde gözaltında tutulan Suna Taşdelen, Elif Nişancı, Necla Polat ve E.N. dün sabah saatlerinde Eyüp Adliyesi'ne sevk edildi. Adli Tabiplik'te sağlık kontrolünden geçirilen dört kadın, daha sonra Eyüp Cumhuriyet Savcısı Ali İhsan Demirel tarafından sorgulandı. Başından beri soruşturmayı yürüten ve Emniyet'e giderek sorgulamalara katılan savcı Hasan Yılmaz'ın ise bir yakınının hastalığı nedeniyle üç günlük 'mazeret' iznine ayrıldığı öğrenildi.
Polise suç duyurusu
Sorgulama sırasında sadece 17 yaşındaki E.N.'nin yanında avukat bulundu. İstanbul Barosu CMUK servisi avukatlarından Hüseyin Sümer, sekreter olarak çalışan E.N.'nin şüpheli diye gözaltına alındığını ve olayla ilgisi olmadığının anlaşılması üzerine serbest bırakıldığını söyledi. Polisin altı günlük gözaltı süresinin son gününde kendilerine başvurduğunu belirten Sümer, İstanbul Emniyet Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulunabileceklerini belirtti.
Avukat istenmemiş
Avukat Hüseyin Sümer, "Reşit olmayan birinin altı gün boyunca avukatı olmadan poliste sorgulanması yasalara aykırıdır. İlk gün CMUK'a haber vermeleri gerekirdi. Usul yerini bulsun diye son gün haber vermişler" dedi. İstanbul Barosu CMUK servisi sorumlusu Metin İriz de, gözaltında tutulan diğer kadınlar için kendilerine başvuruda bulunulmadığını belirterek şunları söyledi:
"Gözaltına alınan kişilere haklarının hatırlatılması gerekiyor. Gözaltına alınan kişinin avukat tutacak olanağı yoksa polisin barodan avukat sağlaması gerekiyor. Ayrıca 18 yaşından küçüklerin polis tarafından sorgulanmadan doğrudan savcılığa çıkarılması gerekir."
Medyanın hukuk ihlali
Dün medya da şaşırtıcı bir örnek sergileyerek, reyting uğruna savcılıktan serbest bırakılan Suna Taşdelen'e 'zor' kullandı. Savcılıktaki işlemleri tamamlanan kadınlardan, ilk olarak Suna Taşdelen adliyeden çıktı. Adeta bir basın ordusunca karşılanan ve etrafı sarılan Taşdelen, ağlayarak "Ben Suna'yım. Olayla ilgim yok. Ne olur beni bırakın" diye bağırdı. Gazetecilerin ısrarlı soruları karşısında bunalan Taşdelen, bir ara polis tarafından kaçırılırken, televizyon muhabirleri arasında da Taşdelen'i canlı yayına çıkarma yarışı başladı.
Damdan kaçırıldılar
İçeride kalan diğer üç kadın ise polisin çabalarıyla adliyeden uzaklaştırıldı. Yaşı küçük olduğu görülen kadınlardan biri başına türban örtülerek adliyeden çıkarıldı. Gazetecilerin durumu fark etmesi üzerine
"Ben suçlu değilim" diye bağıran genç kadın taksiye binmeyi başardı. Bu arada iki kardeş kadında adliyenin en üst katındaki mahkeme kaleminin penceresinden önce yemekhanenin çatısına, daha sonra da yere atladı ve onlar da taksiye binerek adliyeden uzaklaşabildi.
***
Reyting için kız kaçırma!
Eyüp Cumhuriyet Savcılığı'nca serbest bırakılan Suna Taşdelen, kendisini, canlı yayına çıkarmak için yarışan televizyon muhabirlerinin arasında buldu. Adliyeden gözyaşlarıyla çıkan Taşdelen 'Ben Pınar değilim, lütfen beni bırakın' diye bağırırken, bu feryada kulak tıkayıp aksine
onu kaçırma yarışına giren televizyon muhabirleri, birbirleriyle kıyasıya bir mücadeleye girdi.
***
Taarruz başlıyor
Taşdelen'i daha adliyenin içindeyken koluna girerek ilk kaçırmak isteyen, Show TV basın aracının şoförü oldu. Ortaya çıkan kargaşa nedeniyle polisin basın mensuplarından kaçırmaya çalıştığı sırada Taşdelen'i kolundan tutan Show TV'nin muhabiri ve şoförü, Show TV aracına götürmeye çalıştı. Bu sırada bir kolundan polis, diğer kolundan TV muhabirlerinin çekiştirdiği Taşdelen, fenalaşarak yere düştü. Bunun üzerine polis minibüsüne bindirildi. Bu sefer polis minibüsü ile peşine takılan basın araçları
arasında Eyüp'ün arka sokaklarında kovalamaca başladı. Basın mensuplarından kurtulamayacağını anlayan polis, Taşdelen'i
Eyüp Merkez Karakolu'na götürdü. Polis minibüsünün peşinden 'en önce' karakola gelmeye çalışan Show TV ve ATV aracı çarpıştı. Küçük maddi hasarla atlatılan kaza, rekabeti kızıştırdı ve yeni kazaların sinyalini verdi.
***
Tehlikeli takip
Basın mensupları karakolun önünden ayrılmayınca, polis, çareyi hızlı araç kullanabilen ve bölgeyi iyi tanıyan bir taksiyle Suna Taşdelen'i göndermekte buldu. Bu sefer 34 TAC 92 plakalı taksinin peşine takılan basın araçları, trafik ışıkları dahil hiçbir trafik kuralına uymadı ve birçok kaza tehlikesi atlatıldı. Basın mensuplarından kurtulmak için aşırı sürat yapan taksinin sürücüsü, bir minibüsle çarpışmaktan son anda kurtuldu. Çift yönlü yolda yüksek süratle taksinin yanına yaklaşan ve büyük tehlike yaratan basın araçlarından sarkan muhabirler, Suna Taşdelen'i kendi televizyon kanallarının canlı yayınına çıkması için ikna etmeye çalıştı. Yüksek süratte 'camdan cama' yapılan pazarlıklar sonunda taksi durduruldu. Taksinin arka koltuğuna, Taşdelen'in yanına atlayan atv muhabiri, taksi sürücüsüne gaza basmasını söylerken, Show TV muhabiri de aracın kapısını açarak içeri atladı. Bu sırada diğer kapıyı açan Show TV aracı şoförü, Taşdelen'i kolundan tutarak kaçırmaya başladı. Show TV Muhabiri ve şoförü tarafından yaka paça otomobile bindirilen Suna Taşdelen, son sürat diğer basın mensuplarından kaçırıldı.
***
Babadan suç duyurusu
Bu sırada bir basın aracının arabasına çarptığı taksi şoförü, "Benim zararımı kim karşılayacak?" diye bağırıyordu. Kovalamaca sırasında başka bir basın aracı ise Gaziosmanpaşa'da duvara çarptı. Canlı yayına çıkarma savaşının kurbanı olan Suna Taşdelen ise, Show TV'nin binasına götürülürken ağlamaya devam ediyordu. Suna Taşdelen
'Reyting savaşının' galibi Show TV'de Reha Muhtar'ın sorularını yanıtlarken, babası kızının kaçırıldığı gerekçesiyle Show TV görevlileri hakkında şikâyette bulundu.