Futbolda şiddete son (1)

Stada girişleri yasak
Hacettepe Üniversitesi'nin, statlara girişi yasak 896 fanatik taraftarla yaptığı araştırmaya göre tribünde terör yaratan holiganların yarısı 30-39 yaşında, ortaokul mezunu. Çoğu işçi, esnaf çırağı, öğrenci, işsiz. Erkek arkadaşlarıyla vakit geçiriyor, tek eğlencesi futbol.
Aleyhte konuşturmuyor
Holiganların yüzde 73'ü maç biletini kendisi almıyor. Yüzde 40'ının bileti, yüzde 58'inin deplasman masrafı kulüpten, diğerleri 'arkadaş'lardan. Yüzde 63'ü tren, metro gibi araçlara bedava binmeyi seviyor. Yüzde 92'si takımları aleyhine konuşulmasına dayanamıyor.
Maça alkollü gidenler
'Türkiye'de Futbol Fanatikleri Sosyal Kimlik ve Şiddet' başlıklı araştırmaya göre holiganlar arasında alkol de yaygın. Yüzde 11'i her gün, yüzde 60'ı birkaç günde bir alkol alıyor. Yüzde 12'si maça giderken içki içiyor. Yüzde 80'i rakip taraftarları 'önemsiz' buluyor.
Haber: Ahmet Şık / Arşivi
Demet Bilge Ergün / Arşivi

Türkiye'de holiganizm ne zaman gündeme gelse, sorunun kaynağı olarak çeşitli adresler (eğitimsizlik, parasızlık, medya, kulüpler, küreselleşme...) gösteriliyor. Emniyet ve üniversite işbirliğiyle, holiganca davranış gösterdikleri tescillenmiş kişiler üzerinde yapılan araştırma ise bilinen bu adresleri saymıyor. Bu 'adres'lere holiganizm arasında, herkesin bildiği ama kimsenin yok edemediği dinamik bağları gözler önüne seriyor.

Futbol fanatiklerinin sosyal kimliklerini belirlemek için 'Türkiye'de Futbol Fanatikleri; Sosyal Kimlik ve Şiddet' konulu araştırma, Emniyet Genel Müdürlüğü'nce futbol sahalarına girişleri yasaklanmış en küçüğü 11, en büyüğü ise 67 yaşında olan 1253 erkek futbol taraftarından 896'sı ile karşılıklı görüşülerek yapıldı.
Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ziya Koruç, Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Perican Bayar ve Gaziantep İl Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan'ın birlikte gerçekleştirdiği araştırmadaki bazı sonuçlar şöyle:

Holiganın portresi
Holiganizmin yaşı var: En büyük oran yüzde 50.68 ile 30-39 yaş grubunda olurken bunu yüzde 28 ile 10-19 yaş grubu izledi.
Eğitimi ortaokul: Eğitim düzeyi ilkokul (yüzde 13.17), ortaokul (yüzde 48.10), lise (yüzde 27.24) ve üniversite (yüzde 11.17).
İşçi, esnaf ya da işsiz: Yüzde 10.03'ü işsiz, yüzde 26.87'si işçi, yüzde 21.61'i esnaf çırağı, yüzde 19.47'si öğrenci, yüzde 6.33'ü şoför, yüzde 5.84'ü esnaf, yüzde 3.99'u otoparkçı, yüzde 3.21'i memur, yüzde 2.63'ü pazarcı olduğunu söyledi.
Maçtan önce alkol kullanımı: Yüzde 11.94'ü her gün alkol kullandığını, yüzde 60.17'si birkaç günde bir, yüzde 22.76'sı ise haftada bir ve yüzde 4.8'i ara sıra alkol kullandığını belirtti. Hiç alkol kullanmayanların oranı ise on binde 35'te kaldı. Alkol kullananların yüzde 69.42 oranıyla 622'si maç öncesi alkol almadığını söylerken yüzde 12.39'luk oranla 111 kişi ise alkol aldığını söyledi. 'Ara sıra içerim' diyenler ise yüzde 18.19'luk oranla 163 kişide kaldı.
Masrafları kulüp öder: Maça gittiklerinde giriş parasını kimin karşıladığı sorusuna yüzde 40.4'ü 'Kulüp', yüzde 32.7'si 'Arkadaşlarım' dedi. Bilet parasını kendisi karşılayanların oranı 26.89. Deplasman maçlarında harcamaların kim tarafından karşılandığı sorusuna yüzde 58.59'i 'Kulüp', yüzde 25.58'i 'Arkadaşlarım' yanıtını verdi. Deplasmana gidiş-geliş masraflarını kendisi karşılayanların oranı yüzde 15.85.
Ücretsiz yolculuk etmeyi seviyor: Araştırmaya katılanların yüzde 62.94'ü metro ya da tren gibi toplu taşıma araçlarına ücretsiz binmekten hoşlandığını söyledi.
Karşı takım kim ki!: Araştırmaya yanıt verenlerin yüzde 80'i karşı takım taraftarını 'önemsiz', yüzde 20'si ise 'önemli' bulduğunu söyledi.
Takıma laf söyletmem: Takımları aleyhine konuşma yapıldığında neler yaptıklarına ilişkin soruya yüzde 92.5'i 'Dayanamam', yüzde 7.5'i ise 'Sessiz kalırım' yanıtını verdi.
'Reis var mı, yok mu?': Tuttukları takımın bir tribün lideri olup olmadığına ilişkin soruya 1253 denekten 'Yok' diyenler sadece altı kişi olarak belirlenirken, bir tribün liderinin olmasına 'Gerek yok' diyenler ise sadece yedi kişi olarak belirlendi.
Renkler önemli: Katılanların yüzde 98.77'si takımın sembol ya da renklerini kullandığını söylerken, 'Kullanmam' diyenler ise yüzde 1.23.
Taraftar bir arada olur: Takımdaşlarıyla beraber olmaktan ve birlikte zaman geçirmekten hoşlandıklarını söyleyenlerin oranı yüzde 99.11. Binde 89'luk oranla 8 kişi 'Hoşlanmam' yanıtını verdi.
Sadece futbol: Araştırmaya katılanların yüzde 73'ünün futbol maçı dışında stada gitmediği belirlenirken yüzde 27.01'si ise gittiğini söyledi.
Kahvede erkek erkeğe eğlence: Ankete katılanların tamamı yaşadıkları yerde takımlarına ait dernek ya da kahvehane olduğunu söylerken, deneklerin tümü kahvehanelere daha ağırlıklı olmak üzere her ikisine de gittiğini söyledi.
Televizyonda maç: Araştırmaya katılanların yüzde 61.16'lık 548 kişi takımlarının maçlarını televizyondan izlemekten hoşlanmadığını, yüzde 38.84'lük oranla 348'i ise hoşlandığını söyledi.
Beşiktaş amigosu Alen Markaryan: 'Amigoluk yapmam'
"Tribünde reislik, liderlik yoktur. İki gencin ağız dalaşından çıkan ve cinayetle noktalanan tartışması farklı yerlere çekiliyor. Gazeteler hep kötü olanları ön planda tutuyor. Çünkü bu olaylar gazete sattırıyor. Biz bu tür olayları tasvip etmiyoruz ama maalesef oluyor. Ben kişisel olarak bu olaylar bitene dek maça gitmemeyi ve tribün amigoluğu yapmamayı düşünüyorum. Medya iyi olayları görmezden gelip kötüleri büyütürse, terazi kefelerinde dengesizlik olursa bu tür olaylar engellenemez. Bir kere medyanın kendisine çekidüzen vermesi lazım. Gençlere ne verirseniz onu alırlar. TV kanallarında ağzından salya akan adamların kavgalı küfürlü tartışmaları spor yorumu diye aktarılıyor, aynı kanalda sadece şiddet içeren fimleri gösterirler. O zaman genç beyinler bundan besleniyor. O zaman farklı bir şey bekleyemezsiniz.

Hani nerede o rant?
Kapalı tribündeki koltuk sayısı 5 bin 400. Bunun 5 bini satılır. Kalanın çoğu futbolculara dağıtılır. Bir kısmı sponsor şirketlere verilir. Bunlar çıktıktan sonra 50 bilemedin 100 bilet olur. Yani bedavacı denilen, rant için satılıyor denilen bilet sayısı o kadardır. Taraftar kendisi mi girecek maça yoksa satacak mı bileti? Derbi maçlarda daha ucuza bilet satışı oluyor. Taraftar gelsin desteklesin diye. Ama bedava bilet yoktur. Gruplar deniyor, ben anlatayım: Karagümrük denilenler 5-6 kişi gelir maça. Kartallar zaten eski açıkta oturur. Çarşıyı zaten anlattım. Hani nerede rant siz söyleyin bana? Son yaşanan olay sokakta ya da parkta da olabilirdi. Parklar mı kapatılacak?
Tribün liderleri ile yönetim arasında ilişki vardır tabii. Bilgi alışverişi olur. Biz de yönetime aktardık tribünlerdeki düzensizliği. Rahatsızız dedik. Denetim olsun dedik. Niye, kapkaççısı var çünkü. Kalabalık olmasın dedik. Ama yöneticiler de sorunu çözemiyor. Yönetimle ilgili iktidar kavgaları son bulmalı. Bir de spor polisi oluturulmalı. Özel güvenik birimleriyle bunu halledemezsin, adamlar bu işten anlamaz."
'Kapalı' bir kutu
Organize bir şey yok
"Bu olayların tahrik edildiği bilinen bir gerçek. Bir şekilde stada insanlar bedava girebilir. Ancak kulüplerin bunu organize şekilde yaptığı iddialarıyla ilgili bir şey söyleyemem. Deplasman maçları için bedava otobüs kaldırılıyor. O da Emniyet'in bilgisi dahilinde oluyor. Ancak bu olaylardan sonra sanırım o da kaldırılır. Stat tabiri caizse bir arena. Eşine kızan, çocuğuna söz geçiremeyen, kafayı çeken yüz binlerce insan geliyor. Bunların içinde mutlaka ilginç hareketlerde bulunanlar oluyor. 16-17 yaşındaki gençler en çok basından etkileniyor. Galatarasay aleyhine haber çıkıyor, internetteki forumlarda hemen gençler 'bunlar Galatarasay düşmanı' diye gaza geliyorlar. Ayrıca rakip yöneticilerin diğer takım hakkında ileri geri konuşmaması gerekiyor."
Alparslan Dikmen
(Fotomaç gazetesi yazarı ve Galatasaray taraftarı)


'Kapalı'da illegal yapı
"Bu olayın taraftar gruplarıyla ilgisi yok. Bu toplumsal bir sorun ve tüm kulüplerde var. Ben daha önce kapalıya gidiyordum. Orada belirli bir güç var. Bunun yönetimle alakası olduğunu sanmıyorum. Ya oradaki polislerle, güvenlik görevlileriyle işbirliği yapıyorlar ya da bu adamlar gerçekten illegal olarak kuvvetli. Kimse bunlara bir şey diyemiyor. Diyelim siz içeri giriyorsunuz arkanızdan turnikeye bir adam daha sokuyor. Bir şey diyemiyorsunuz. Adam sizinle birlikte giriyor. Kapalıda illegal bir yapı var. Taraftarı özellikle TV yayınları tahrik ediyor. Polisin olmadığı yerde emniyeti kimse sağlayamaz. Oraya asgari ücretle çalışan adamı koyuyorsunuz, karşısındaki adamsa psikopat. O adama öl diyorsunuz. Fenerbahçe maçında üzücü bir olay olmuştu bu sene. Sivil polis diyor ki, 'Fenerbahçeye laf söylemeyin, ben Fenerliyim'. Bu söylenecek laf mı. Polis mutlaka eğitimli olmalı."
İlker Tanrıverdi
(Anadolu Beşiktaşlılar Derneği Yönetim Kurulu üyesi)


Biz barikat oluruz
"Maçlara bedava taraftar alındığı, otobüs kaldırıldığı gibi iddiaları biz de duyuyorduk. Ancak bu konuda bilgimiz yok. Biz maça giderken kapalıya gitmiyoruz. Çünkü grubun yüzde 40'ı kız arkadaşlardan oluşuyor. Kapalının durumunu bildiğimiz için gitmiyoruz. Biz de gerginliklerden rahatsız oluyoruz. İnsan hayatı hiçbir şeyin önüne geçemez. Okulda da kampüste
izliyoruz maçları. Derbi maçları çok kalabalık olur.
ODTÜ öğrencileri olsa bile gerginlik oluyordu. Biz o maçlarda yönetim olarak iki grup arasında barikat olurduk. Arada biz olurduk ve olay çıkmasına izin vermezdik. Kapalıya gidenlerin çoğu alkol ya da hap almış oluyor. Onları liderleri bile engelleyemez."
M. Onur Kansız
(ODTÜ'lü Kartallar Grubu Başkanı)

'Sevdiğimi elimden aldılar'
Hürriyet gazatesi yazarları Bekir Coşkun, İnönü Stadı'ndaki cinayet nedeniyle artık maç izlemeyeceğini açıkladı. Coşkun, "En çok sevdiğim şeyi elimden aldılar. Artık maç izlemiyorum. Bu yapı oldukça, futbolun sadece bu olduğu anlatıldıkça futbol terörü önlenemez, belki sadece kısa süreliğine ertelenebilir. Dünyanın her yerinde aptallar, gerizekâlılar, kimliksizler vardır. Bunların hiçbir dünya görüşü yokur ama futbolla bir fikre sahip olurlar. O da, 'Vursaydı gol olurdu'dan öteye gitmez. Sonra bayrakları, renkleri olur. Yani bir kimlikleri olur" dedi.
Coşkun, futbol fanatiklerinin bu yolla hiçbir şey değilken bir şey olduğunu hissettiklerini ve bir şey olarak kalmak için de şiddete başvurduğunu söyledi.
Coşkun, tarif ettiği kesimin uzantılarının medya, siyaset, iş dünyası, magazin dünyası, kısacası her alanda olduğunu belirterek, "Burada adam gibi seyirciyi, taraftarı spor sevenleri tenzih ederek söylüyorum ama bu insanlar her yerde ve sadece futbol deyince bir araya toplanabiliyorlar. Sokak serserisi taraftar olunca, kimliksiz işadamı kulüp başkanı olunca bir şey oluyor. Ben artık milli maçları izlemiyorum. Çünkü maçın sonunda ya balkonda bir çocuk ölecek ya sokakta birileri bıçaklanacak" dedi.
Futbol dünyası ile mafya arasırdaki ilişkilerin son dönemde ayyuka çıktığını vurgulayan Coşkun, "Buradan çıkan sonuç mafyanın tribünden beslendiğidir. Bakıyorsunuz ne kadar aynı kötü kafada insan varsa spor camiasının içinde toplanıyor. Her meslek grubundan, yaştan, cinsiyeten kötü insanlar kötülük yapmak için bu camiaya giriyor. Dolayısıyla mafya da
orada oluyor. Sosyal kirliliğin bir başka boyutu da futbolun içine gizlenmiş oluyor" diye konuştu.
Okur hattı...
Koltuk için canavarlar yarattınız
Oyun sırasında cinayet işlendi! Bunu anlayabiliyor musunuz sayın kulüp başkanları. Hayatı sönen bir tazecik, hayatı kararan bir genç ve aileleri; spordan, stadyumdan uzaklaşan bir genç nesil; farkında mısınız beleşçi babaları. Bu nasıl bir hırstır ki, sırf o koltuklarda biraz daha oturabilmek için canavarlar yaratıyorsunuz. Verdiğiniz beleş biletlerle Maliye'yi kandırıyorsunuz. Borsada işlem görenler, elinde hisse senedi bulunduranları zarara uğratıyor. Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Olmaz olsun bu iktidar hırsınız!
(Hasan Kulaç)

Eski Roma gibi...
Eski Roma'dan beri tribünler o toplumun aynası, tıpkısı olma özelliğini sürdürüyor. Televizyonlardaki tipler yapay, gerçekdışı, biraz da özenti tipler. Gerçek Türk toplumu beğenseniz de beğenmeseniz de tribünlerdeki lumpen toplumdur. Bu eğitimsiz, maço, mafya özentili tiplerden ne bekliyorsunuz ki? Çok yakında bu lumpen ordusu bizleri sokakta bile gezdirmeyecektir. Sakın şaşırmayın.
(Tayfur Köseoğlu)

Kıvanç Oktay sussun
Ortada bir cinayet ve bir acı var ve hâlâ 'Kıvançsız Oktay' devekuşu gibi basını kuma gömmeye devam ediyor. Demirören ekibi seçimi kazanmak için nelere ne tavizler verdi her şeyi herkes biliyor. Bu olayın BJK tribününde olması sadece bir tesadüf olabilir, çünkü aynı rant kavgası her tribünde var. Ama bu bir gerçek ki; Beşiktaş 'kapalısı'nın bu kadar kaynamasında basiretsiz ve teslimiyetçi Demirören ekibinin de suçu var. Şu olay her tribünde olabilirdi, bu kesin. Ama Kıvanç Oktay sussun artık. Utansın.
(Cem Aygün)

Futbolun en iyi tarafı!
'Futbol bir oyun değildir, ölümkalım meselesidir.' Bir TV reklamında bu slogan kullanılmıştı. 'Ölmeye geldik,' diye bağıranların da bir bildiği var elbette. Futbol maçlarının en sevdiğim tarafı, suç işlemeye yatkınları tribünlere doldurup, zararsız magandaları da televizyon başına oturtarak, sokakları hiç değilse bir süre için yaşanabilir kılması.
(Armağan Tekdöner)

Toplumbilimciler göreve
Bu olayın bıçaklanarak trenden atılan gençle farklılığı telefonunun gaspedilmemesi. Zanlı birçok suçtan sabıkalı. Bir omuz çarpışması sonucu rahatlıkla adam öldürüp sonra maçı izlemeye devam edebiliyor. Bizler her gün sayısız her an her şeyi yapabilecek yapıda insanla aynı mekânları paylaşıyoruz. İnsanlar akşam sorunsuz evine döndüğünde veya geceyi sorunsuz geçirdiğinde ya da sabah kalktığında arabasını hasarsız bulduğunda kendisini şanslı sayıyor. Kanunsuz sonsuz cesarete sahip. Diğerleri sindirilmiş. 'Toplumbilimciler göreve' diyorum.
(Burhan Demirci)

Bu iş çığrından çıktı
Bir insan öldü. Bunun olacağı belliydi. Bütün takımların yöneticileri bu insanları kullanarak kendilerine yarar sağlamak istiyordu. Fakat iş çığrından çıktı. Kendi seyircilerine yararı olmayan başkanlardan istemiyoruz. Koltuk sevdaları yüzünden bu tür gruplara destek verenleri istemiyoruz. Futbolumuz bu tür gruplar ve oynatılan kumar yüzünden içinden çıkılmayacak kötü bir duruma doğru sürükleniyor.
(Özgür Soysal)

Münferit olay değil
Bu olayın sadece koşulların uygunluğundan ortaya çıkan bir cinayet olduğunu düşünmenin ve topluma böyle anlatılmasının biraz işin üzerinden şöyle bir geçmek olduğunu düşünüyorum. Bu kesinlikle münferit bir olay değildir. Mevcut siyasal ve ekonomik durumun kitlede yarattığı ruh halinin incelenip ona göre değerlendirilmesi kanısındayım.
(Hüseyin Korkmaz)

NOT: Görüşlerinizi okur@radikal.com.tr e-mail adresine ya da (0212) 505 65 80 numaralı faksa iletebilirsiniz. 60 kelimeyi geçen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

  • YARIN: Yönetici gözüyle