Futbolda şiddete son (2)

Fenerbahçe'nin eski basın sözcüsü Uğur Dündar: "Bir gün Atilla Kıyat tribün sorunlarını eleştirdi. Statta, Atilla paşa aleyhi-ne kötü tezahürat başladı."
Dündar şöyle devam etti: "Tribünü cep telefonuyla bir yönetici yönlendirmişti. Bilet parası, dönen dolapların en küçüğü. Asıl rant bahis ve şikelerde."
Haber: Ahmet Şık / Arşivi
Demet Bilge Ergün / Arşivi

Fenerbahçe kulübü eski basın sözcüsü gazeteci Uğur Dündar, tribün terörünün önüne geçmek için öncelikle bu terörü yaratan gruplarla kulüp yönetimlerinin ilişkilerinin sona ermesi gerektiğini söyledi. Dündar, yaşadıklarına dayanarak yöneticilerle tribün grupları arasındaki tuhaf ve sıkı ilişkilerle ilgili ilginç anektodlar da anlattı.

İlişki yok, yolculuk var!
Holigan diye tanımlanan kişilerin Anadolu'dan İstanbul'a dek her yerde olabileceğini ve bütün kulüplerin de bu tür gruplarla az ya da çok ilişkisi olduğunu belirten Dündar, "Özellikle son cinayetten sonra hiçbir kulübün yöneticisi böyle bir ilişki olduğunu doğrulamadı. Hangi kulübün başkanına ya da yöneticisine sorsanız hiçbiri tribündeki fanatiklerle, holiganlarla ya da kitleleri şiddete sürükleyen bu kişilerle ilişkisi olmadığını söyleyecektir ki söylüyorlar. Yöneticilik yaptığım dönemde bana da aynısını söylediler.
Ama sonradan öğrendim ki bütün kulüplerde belli bir taraftar kitlesine, tribün lideri ya da amigo denen bu kişilere en basitinden bedava bilet verme yoluyla bir ilişki var. Statlardaki terörü önlemek için öncelikle bunun önüne geçmeliyiz. İlişki yok böyle adamlarla deniyor ama maç kafilesinde uçakta böyle adamlar görüyorsunuz. Kim diye sorduğunuzda bizim taraftarlardan biri oluyor, anlıyorsunuz ki ilişki sürüp gidiyor yani" diye konuştu.

İşadamının şöhret tutkusu
Kulüp başkanları ya da yöneticilerin varlıklarını sürdürebilmek için bu tür kişilerle ilişkilerini sürdürdüğünü belirten Dündar, "Tribünlerin yönetime karşı sesi çıkmasın. Kendilerini öven sesi daha fazla çıksın, muhalif sesler bastırılsın kaygısıyladır bu ilişki. Birtakım adamlar hep oralarda bulunmak ister çünkü. Futbol bir şov dünyasıdır. Bir işadamısınızdır. Sizi yakın çevreniz dışında kimse tanımaz. Parayı bastırıp büyük bir kulübün yönetim kuruluna girersiniz. Bir anda spor sayfalarının manşetinde yer alırsınız. Milyonlarca kişinin adını duyduğu biri haline geliverirsiniz. Şovun aktörlerinden biri olursunuz artık. Ve bu rol bitmesin istersiniz" dedi.
Dündar, "Bu nedenle spor camiasından soğudum" dediği bir olayı ise şöyle anlattı: "Bir gün Dereağzı'ndaki tesislerde yapılan bir toplantıda Atilla Kıyat paşa tribünlerdeki olumsuz tablo ile ilgili eleştirel bir konuşma yapıp bunun önüne geçilmesini, bu tür kişilerle kulübün ilişkisinin kesilmesini istedi. Toplantının hemen ardından da tesislerde PAF takımının maçını izlemeye çıktık. Daha birkaç dakika geçmişti ki birden kendi tribünlerimizden Atilla paşa aleyhinde sloganlar, kırıcı kötü tezahüratlar yapılmaya başlandı. Paşanın toplantıda dile getirdiklerini 'eleştiriyorlardı' tezahürat yapanlar. O sırada Atilla bey bir bakıyor ki tribündeki grubu yöneticilerden birisi cep telefonuyla yönlendiriyor. O yönetici telefonda konuştuğu kişiye, "Tamam bu kadar yeter, şimdi susun" talimatı veriyor ve adamlar susuyor. Anladık ki onlarla görüşüyormuş"

Bedava bilet önemli değil
Cihat Aktaş'ın öldürülmesinden sonra tribün gruplarının kulüplerden aldığı bedava bilet yoluyla rant elde ettiğine yönelik haberlere de güldüğünü söyleyen Dündar, "Çünkü tribün gruplarına bedava dağıtılan birkaç yüz ya da birkaç bin biletin rantı buradaki dönen dolapların en küçük halkasıdır. Maçlar üzerine oynanan bahis oyunlarına bu nedenle yapılan şikelerde dönen ranta bakmak lazım. Mafya diye tanımlanan kişilerin spor camiasıyla, özellikle de futbol camiasıyla ne kadar içli dışlı oldukları ortaya döküldü. Neden bu adamların buralarla ilgilendiklerinin yanıtı da bu endüstrinin yasadışı rantındadır" dedi.
Okur hattı...
Amigolar incelensin
Tribünde yaşanan bu olay Türkiye'nin sosyo-ekonomik ve sosyo-politik yapısından bağımsız olarak incelenmemelidir. Amigoluk müessesesi nedir? Bu arkadaşlarımız özel hayatlarında ne iş yapıyorlar ve ne kadar para kazanıyorlar? Arkadaşlarımızın malvarlıkları bir incelense. Amigoluk yapmadan önce gelirleri neydi? Yoksa amigoluk bir meslek mi oldu?
(Tayyar Önder)

Savcılar göreve
Burada yapılacak önemli iş kulüplerin sıkı bir şekilde zapturapt altına alınmasıdır. Bu tür olaylarda önemli ölçüde kulüpler ve sonra da statlara girişi kontrol eden güvenlik güçleri sorumludur. İş tamamen devlete düşmektedir. Savcılığın inceleme başlatması için ille bir taraftarın ölmesi mi gerekiyordu?
(Cemil Demir)

İnsan Hakları Derneği dava açsın
Bu olayın baş sorumlusu Beşiktaş yöneticilerdir. Olayı münferit bir olay olarak göstermeye çalışıyorlar. Diğer kulüplerin içinde de olan ve kendisine 'ülkücüyüm' diyen çapulcular yönetimler tarafından maaşa bağlanmış, statlarda astığımı astım kestiğimi kestim diyerek terör estiriyorlar. Lütfen o stat korumaları olarak görev yapanlara güvenlik soruşturması yapılsın, bakın altından neler çıkacak. İnsan Hakları Derneği'ne de sesleniyorum, ölen gence sahip çıkın ve Beşiktaş Kulübü ve yöneticilerine dava açın da yargı önünde hesap versinler.
(Barboros Görgen)

'Fatura' kulüplere kesilmemeli
Kanımca sorunun çözümü güvenlik önlemlerinin artırılmasından ve cezaların (özellikle hapis) çok daha ağırlaştırılmasından geçiyor. Nasıl ki, örneğin askeri bir bölgeye veya havaalanlarının belli bölümlerine sıkı güvenlik kontrollerinden geçmeden girilemiyorsa, benzer kontroller stat girişlerinde de uygulanmalı. Olayların faturasını tamamen kulüplere çıkarmak bence doğru değil.
(Ahmet Nebil İmre)
NOT: Görüşlerinizi okur@radikal.com.tr email adresine ya da 0212 505 65 80 numaralı faksa iletebilirsiniz.
60 kelimeyi geçen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.
Futbol, kan ve karar
1967: 17 Eylül'de oynanan Kayserispor-Sivasspor maçında yenik duruma düşen konuk takım taraftarları evsahibine taş atmaya başladı. Kayserisporlular buna bıçak, tabanca ve av tüfekleriyle karşılık verince Sivassporlu 40 kişi öldü. Maç yarıda kaldı. Skandal statla sınırlı kalmadı. Sivas'taki Kayserililerin dükkânları yağmalandı, Almanya'da Sivaslı bir işçi Kayserili bir işçiyi elektrik kablosuyla boğarak öldürdü. Olaylar üzerine İkinci Lig bir hafta süreyle tatil edilirken, her iki takıma da sezon sonuna kadar tüm maçlarını deplasmanda oynamaları cezası verildi. Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, 19 Eylül tarihli başyazısında 'maçlarda taraftarların gösterilerini yöneten liderlerden yararlanıp seyircilerin centilmenlik anlayışına uygun davranışlara sokulmasını' istedi.
1969: Kırıkkalespor-Tarsus İdman Yurdu arasında 25 Haziran'daki karşılaşmada, taraftarlar kapıştı. Çıkan olaylarda 10 kişi öldü, 102 kişi yaralandı. Maç sonrası Tarsuslu taraftarlar ara sokaklardan gizlice kaçırılırken, 11 kişi gözaltına alındı, bunlardan beşi tutuklandı.
1983: Hollanda'nın Rotterdam kentinde Tottenhamlı taraftarların çıkardığı olaylarda 30 kişi yaralandı.

Faturayı 'herkes' ödedi
1985: Brüksel'deki Heysel Stadı'nda 29 Mayıs'ta oynanan Liverpool-Juventus Avrupa Şampiyon Klüpler Kupası finali öncesi İngiliz taraftarların İtalyanların bulunduğu tribüne saldırması sonucu 39 kişi sıkışarak öldü. Faciadan sonra İngiliz takımları altı yıl boyunca Avrupa kupalarına katılamadı, kulüpler ciddi kayba uğradı. Heysel Stadı'nın adı, kötü hatıraları silmek için değiştirildi.

Ayakta seyir yasaklandı
1989: Sheffield'deki Hilssbrough Stadı'nda, taraftarlar bariyeri kırdı; 95 kişi öldü, 200 kişi yaralandı. Faciadan sonra basında statların 1900'lerden kalma olduğu, güvenlik önlemlerine yetersizliği konuşuldu. İzdihamı önlemek için 'ayakta seyir' uygulamasına son veren yasal düzenleme yapıldı. Facia uzun vadede, kademeli olarak tel örgülerin kaldırılmasında dönemeç oldu.
1991: Beşiktaş-Galatasaray derbisi öncesinde Siyah-Beyazlı takımın taraftarı mühendis Oktay Akdemir, GS'li taraftarlarca dövülerek öldürüldü.
1993: 13 Aralık'ta oynanan FB-Beşiktaş derbisini Alibeyköy'deki bir kahvehanede izleyen Şenel Yeter, Fenerbahçe'nin galibiyetine sevinince dövülerek öldürüldü. Olayla ilgili olarak bir kişi tutuklandı.
2000: Galatasaray-Leeds United karşılaşması için Türkiye'ye gelen iki İngiliz, 5 Nisan'da Taksim'de çıkan kavgada dövülerek öldürüldü. Aynı gece aralarında İngilizlerin de bulunduğu 30 kişi gözaltına alındı. Daha sonra, aralarında sabıkalıların da bulunduğu 18 Türk holigan, tutuklu olarak yargılanmaya başlandı. Olayla ilgili yargılanan yedi sanık beraat etti, dört sanığa 3 ay 20'şer gün hapis cezası verildi. İki sanıkla ilgili verilen 15'er yıllık hapis cezası kararı ise Yargıtay'da bozuldu. Bu sanıkların hafif değil 'ağır tahrik' indirimiyle yeniden yargılanmasına karar verildi.

Dostluk cinayeti
2003: 5 Ağustos'ta Karşıyaka ile Göztepe arasında oynanan TSYD Dostluk Kupası'nda Cem Akın, üzerine sandviç kâğıdı atan 22 yaşındaki Murat Kongu'yu bıçaklayarak öldürdü. Yeni TCK ile birlikte Akın'ın altı yıl sekiz aylık hapis cezasının 1.5 yıla inmesi bekleniyor.
Hakem dövene hapis
Türkiye'nin Cihat Aktaş cinayetini konuştuğu bu hafta çıkan üç ilginç karar:
Kırmızı kart, üstüne 32 ay hapis: Üç hafta önce Trabzon 1. Amatör Küme'de oynanan Tosköyspor-Boztepespor maçı nedeniyle Boztepespor oyuncusu Murat Özcan'a önceki gün dava açıldı. Hakem dövmekle suçlanan Özcan'ın 2 ile 32 ay hapsi isteniyor.
Kamera görüntüsüyle holigan avı: Yine Trabzon'da geçen hafta oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçında çıkan olaylar, üç saatlik bir toplantıyla güvenlik kameralarından izlendi. Trabzon Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Tülek, karakol amirleri, taraftar ve kulüp temsilcileri, saha güvenliğinden sorumlu şirket temsilcisi ile asayiş şubesinde görevli polis memurlarının katıldığı toplantıda sahaya taş atan, koltuk kıran ve 'Türkiye Cumhuriyeti'ne hoş geldiniz Yunanlılar' pankartı asan taraftarlar tespit edildi. Kimliği belirlenemeyenlerin kamera görüntüsünden alınacak fotoğraflarla semt semt aranacağı açıklandı. Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek, "Artık tribünden atılan bir taşa tüm seyirci tepki gösteriyor. Bu şiddeti engellemek için polis ve halk artık birbirine gerekli tüm desteği veriyor" dedi.
Maçta küfre üç ay ceza: Zonguldak İl Spor Güvenlik Kurulu, Türkiye
2. Ligi B Kategorisi B Grubu'nda 17 Ekim'de oynanan Zonguldakspor-Ünyespor maçı sırasında beş taraftarın küfür ve hakaret ettikleri kameralarca belirlendi. İl Spor Güvenlik Kurulu taşkınlık yaptığı belirlenen beş kişiye üç ay boyunca statta maç izleyememe cezası verdi.

YARIN: Verilen sözler tutuluyor mu?