Futbolda şiddete son (3)

Beş yıl önce
Galatasaray-Leeds arasında Nisan 2000'deki maç yüzünden iki İngiliz taraftarın öldürülmesi üzerine futbolda şiddet uzun süre tartışıldı. İstanbul Valiliği eylüldeki tebliğiyle önlemlerini sıraladı: Olay çıkaranlar stattan atılacak ve özel olarak izlenecekti.
Söz var icraat yok
İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü ve kulüp yöneticileri Ağustos 2002'de özel zirve düzenledi. Deplasmanlara taraftar gitmeyecek, toplu bilet satılmayacaktı. Ancak Kasım 2002'deki Fenerbahçe-Galatasaray derbisine 1500 kişi alınınca ortalık karıştı.
Ölüm de yetmiyor!
Ağustos 2003'te İzmir'de Karşıyaka-Göztepe karşılaşması oynanırken bir genç ölünce yine herkes birbirini suçladı ve sayısız önlem açıklandı. Kamuoyu, Cihat Aktaş'ın ölümünden sonra açıklanan önlemlerin de öncekiler gibi lafta kalmamasını istiyor.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi
DEMET BİLGE ERGÜN / Arşivi

Futbol Federasyonu Gözlemci ve Temsilciler Kurulu Başkanı Ömer Üründül, bundan böyle tribün koltukları dışındaki alanlarda seyirci olması durumunda temsilcilerin kesinlikle maçı başlatmayacağını belirterek, "Nasıl ki Avrupa kupası maçlarında UEFA standartlarına harfiyen uyuluyor bundan böyle ulusal lig maçlarında da aynı kurallar geçerli olacak" dedi.
Balığın baştan koktuğunu, şeref tribününde dahi küfür ve kavga yaşandığını hatırlatan Üründül, kurulun son toplantısında da bu konuların ele alındığını söyledi: "Bundan böyle temsilciler tribünlerde bir tek fazla seyirci olması durumunda dahi maçı başlatmayacak. Bu kural kati olarak uygulanacak. Bu kural eskiden de vardı ama fazla seyirci öylesine alışılmış bir durum gibi görülüyordu ki önemsenmedi. Bu önemsenmezliğin sonucunun nerelere gittiği görüldü. Bundan böyle tıpkı Avupa maçlarında olduğu gibi UEFA standartlarına uygun olacak her şey."

Eşgüdüm uygulaması
Bu hafta İstanbul'da oynanacak iki maçla birlikte 'eşgüdüm' uygulamasının da başlatılacağını anlatan Gözlemci ve Temsilciler Kurulu Başkanı Üründül şöyle konuştu: "Normalde ikinci devreden itibaren başlatılması planlanan uygulama son olay nedeniyle öne alındı. Maç oynanacak günün sabahı kulüp yöneticileri, emniyet birimleri ve hakemler bir araya gelerek önlemleri konuşacak. Her şey yerine getirildikten sonra akşam maç başlatılacak.
Tıpkı UEFA'da olduğu gibi. Yavaş yavaş tüm Türkiye'ye ve liglere yayılacak bu uygulama. Tribündeki düzensizlikte ve şiddet olaylarında kulüplerin, yöneticilerin ve medyanın ciddi sorumluluğu var. Medya kışkırtıcı yayın yapar, kulüpler holigan gruplarıyla ilişkiye girer, yöneticiler hakemlerle ilgili kışkırtıcı bazı açıklamalar yapar bunun sonucunda da tribünde şiddet olur."
Ölen öldü, uygulanmayan kararlar kaldı yadigâr...
'Futbol terörü'nün Türkiye gündeminde uzun süre olaylardan biri 2000 yılı Nisan ayında Galatasaray Leeds United maçında iki İngiliz taraftarın öldürülmesiydi. Kamuoyu uzun süre futboldaki şiddeti tartıştı. Eylül ayında İstanbul Valiliği'nin 'Spor Müsabakaları Nedeniyle Vuku Bulan Şiddet Olayları veya Kötü Tezahüratın Önlenmesi Suretiyle Kamu Düzeninin Sağlanmasına Dair Tebliği' yürürlüğe girdi. Söz konusu tebliğde maçta olay çıkaranların stat dışına çıkarılacağı belirtilirken, bu kişilere emniyet müdürlüğünce fotoğraflı olarak özel bir kayıt işlemi yapılacağı ve iki yıl boyunca devamlı izlenecekleri karara bağlandı.
Tebliğde şöyle denildi: "Statlarda seyirci ile saha arasında tel, duvar, bariyer gibi fiziki engeller mutlaka konulacaktır. Müsabakanın yapıldığı mekân çevresinde bu iş için ayrılmış yerler dışında ve görevliler haricinde hiç kimse tarafından bilet satışı yapılmayacaktır."

Polisevinde zirve yapıldı
2002-2003 Süper Lig sezonu başlamadan önce ağustos ayında da kulüp yöneticileri, vali ve emniyet müdürünün katılımıyla Beylerbeyi Polisevi'nde bir zirve yapıldı. Kulüp yöneticileri 'uyarılırken', deplasmana organize halde taraftar götürülmesi ve toplu bilet verilmesi gibi organizasyonlar yasaklandı. Taraftarlar deplasmanlara gitmeyecek, statlardaki güvenlik önlemleri artırılacaktı. Güvenlik önlemleri bir süre oldukça sıkı tutuldu ancak deplasmana taraftar götürülmemesi tartışma konusu oldu. Bunun 'seyahat özgürlüğüne' aykırı olduğu savunuldu. Kararların uygulanması zor görünüyordu, öyle de oldu.

Sadece dört ay sonra...
2002 Kasım ayında, yani toplantıdan yaklaşık dört ay sonra Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde olaylar çıktı. Protokol gereği maça Galatasaraylılar alınmayacaktı. Ancak internet yoluyla bilet alan Galatasaraylıların baskısı üzerine İstanbul Valiliği'nde yeniden zirve yapıldı ve Galatasaraylıların maça alınmasına karar verildi. Fenerbahçe yönetimi karşı takımın taraftarı için tribünde bin 500 kişilik yer ayırdı. Taraftarların birbirine girdiği maçtan sonra Emniyet büyük bir 'holigan operasyonu' başlattı. Bazı FB, BJK ve GS taraftar derneklerinin yöneticileri dahil 36 kişi gözaltına alındı.

'Bir daha olmayacak'
Dönemin İl Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, operasyondan sonra "Meydanı çapulculara bırakmayacağız. Söz veriyorum, bir daha asla bu olaylar yaşanmayacak. Sıkı tedbirler alacağız" dedi.
Dönemin FIFA Fair-Play Konseyi Başkanı Şenes Erzik, taraftar gruplarıyla ilgili olarak "Sırtımızdan geçinmeye çalışan bu kişilere bundan sonra asla taviz verilmeyecektir" açıklaması yaptı. Kulüplerin taraftar derneklerini parasal destek sağladığı iddialarına karşılık ise Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın, "Bizim kulübümüzde böyle bir şey olmadı, olmaz" yanıtını verdi. Beşiktaş Başkanı Serdar Bilgili de "Dokuz yıldır aktif yöneticiyim. Bu dönem içinde bir tek lira, ne bir holigana, ne bir taraftara, ne de başka hiç kimseye vermedim" dedi.
Ancak Emniyet'in yıldırım baskınıyla gözaltına alınan zanlıların, kulüplerden destek gördüklerini, reklam gelirinden pay aldıklarını itiraf ettikleri yönünde haberler gazetelere yansıdı.

Statta nezarethane
2003-2004 sezonu başlamadan önce 5 Ağustos'ta Türkiye Spor Yazarları Derneği'nin (TSYD) İzmir'de düzenlediği turnuva kana bulandı. Karşıyaka-Göztepe maçında taraftarlar arasında çıkan kavgada 22 yaşındaki Murat Kongu öldürüldü. Aynı açıklamalar gazete sayfalarında yer aldı. İstanbul Emniyeti de yeni önlemler aldı. Buna göre, maç öncesi ya da sonrasında olay çıkaranlar, stada kesici, delici madde atanlar, küfür edenler kameralı özel bir ekip tarafından tespit edilecek ve statlarda oluşturulacak nezarethaneye konulacaktı.

Neden olmadı?
Ve 21 Kasım 2004. Cihat Aktaş'ın ölümüyle İstanbul Valiliği ile Birinci Süper Futbol Ligi Kulüpler Birliği Vakfı temsilcilerinin katıldığı toplantıda bir dizi karar alındı. Futbol bir kez daha kendine çeki düzen verme sözü verdi.
Özhan Canaydın (GS Başkanı CNN Türk'teki Manşet programından): Vali, emniyet müdürü, jandarma komutanı Beylerbeyi Polisevi'nde toplantı yapıldı. 2002-2003 sezonu açılışında yapıldı. Çok ciddi ithamlar altında kaldık. 'Bu bir terördür, bunun devamında siz de terörist başı olursunuz' dendi. Önümüze bazı anlaşmalar kondu. Bedava bilet olayı, taraflarların toplu halde deplasmana götürülme olayı. 'Kati süretle bunların hiçbiri olmayacak' dendi. Çok ciddi kararlar alındı. Derbi maçlarına 1500 civarında seyirci gidiyor karşılıklı, yedi bin polis görev alıyordu. Giderken, maç içinde, çıkışında terör oluyordu. 'Bunları yasaklıyoruz' dediler. Çok ciddiye aldık. Emniyet gayet iyiydi. Başlangıçta her şey güzeldi. Ama Türkiye'de her olayda olduğu gibi bir süre sonra gevşedi.
Burak Elmas (Eski GS yöneticisi): 2002 yılında yapılan toplantıda deplasmana taraftar götürmeme kararı çıkmıştı. Deplasmana birkaç maç götürülmedi. Seyahet özgürlüğü hakkı, maç seyri özgürlüğü gibi büyük infialler çıktı. Deplasmana taraftar götürmemenin şiddeti engelleyeceğini sanmıyorum.
Artık Şiddet Yasası var.
Erol Çakır (Eski İstanbul Valisi): İstanbul Valiliği'nin tebliğinde radikal kararlar alınmıştı. Ancak yeteri ölçüde uygulanamadı. Sadece kulüplere değil, pek çok kuruma görev ve sorumluluk yüklenmişti. Kulüplerin altyapısı buna müsait değildi. Kapı dedektörleri koymayı mecbur ettik. Ekonomik sebeplerle bunu yapamadıklarını söylediler.
Adnan Sezgin (Eski İstanbulspor Başkanı): 2002 yılında yapılan toplantıda alınan kararları destekleyecek bir yasa yoktu. Bu toplantı da bir tedbir niteliğindeydi. Ama sporda şiddetin önlenmesine dair yasa yoktu. Biz o toplantıda 'durumun geçici tedbirlerle başedilecek bir sorun olmayacağını, alınan tedbirlerin yasayla desteklenmesi gerektiğini' söylemiştik. Şimdi bu yasa çıktı.

YARIN: Futbolcu gözüyle...