Futbolda şiddete son (4)

Futbolda yaşanan şiddet yine futbolu vuruyor. Kulüpler zan altında kalırken, taraftar da statlardan uzaklaşıyor. Yaşanan gerginlik ve şiddet sahaya da yansıyor.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi
DEMET BİLGE ERGÜN / Arşivi

Futbolda yaşanan şiddet yine futbolu vuruyor. Kulüpler zan altında kalırken, taraftar da statlardan uzaklaşıyor. Yaşanan gerginlik ve şiddet sahaya da yansıyor. Aralara kimi zaman tel örgü de çekilse sonuçta gerginlik ve şiddet saha içine de ulaşabiliyor. Olayın bir başka boyutu da amigo ya da taraftar gruplarının futbolcular üzerinde de baskı kurduğu iddiaları. Futbolcular, amigoların üzerlerinde baskı kurduğu iddialarını, şiddetin saha içine nasıl yansıdığını ve önerilerini şöyle anlattı:
Bedava bilet ve yolculuk
Eski Fenerbahçeli, Kütahyasporlu Kemalettin Şentürk: Futbol terörünün ilk sorumluları yöneticiler ve medyadır.
Amigolar kulüp yöneticileriyle bire bir ilişki içindedir. Türkiye'nin bütün kulüplerinde bu böyle. Bedava bilet veriliyor, takım deplasmana giderken otobüs ayarlanıyor. Mesela; stat içinde olay olduğunda güvenlik güçlerinin nezarethaneye aldığı taraftarı kulüp yöneticilerinin çıkardığı bilinen şeyler. Bu grupların futbolcular üzerinde de baskısı var. Bu da futbolcunun kendisinden kaynaklanıyor. Futbolcu biliyor ki taraftarı yönlendiren amigoyla iyi geçinirse, onu desteklerse, ya da ona para verirse kötü oynadığı zamanda bile tribünde onu destekleyecek ortam yaratılır. Futbolcu kötü oynadığında da 'beni desteklesinler' diye böyle ilişki içinde bulunabilir. Ancak bunu bütün futbolcular için söyleyemem. Bu gruplarla ilişkide olan futbolcular için tehdit olabilir. Futbolcu onların istediklerini yapmazsa taraftarlara aleyhte tezahürat yaptırabiliyorlar.
Statlardaki güvenlik güçleri de görevlerini yapmıyor. Güvenlik güçleri oraya sadece maç izlemeye geliyor. Ancak Süper Lig ve büyük kulüpler göz önünde olduğu için bu genellikle ikinci ligde, il takımlarında olur. Belirli dönemlerde birtakım güvenlik kararları alınıyor. Ama bu kararlar uygulamıyor. Bürokratik anlamda kararların alındığı ortamda her şey güzel konuşuluyor. Çünkü orada basın var. Stadı, takımı ve taraftarları kulüpler yönlendirir. Bu nedenle daha fazla duyarlı olmaları gerekir. Gerekli duyarlılığı göstermedikleri sürece olaylar büyüyerek devam edecektir. Bunun çözümü de basın ve yöneticilerin futbolu savaş arenası olarak görmeyip, oyun olduğunu kabul etmesi ve doğru mesajlarla insanları yönlendirmesidir. Futbol son üç-dört yıldır oyun olmaktan çıktı, bir savaş olarak görülüyor. Savaşta insanlar birbirine kin duyuyorsa, iki takımın taraftarı da stada aynı kinle götürülüyor.
Beşiktaşlı Tayfur Havutçu: Şiddeti sporcular, medya, hükümet yetkilileri olarak engellememiz gerekiyor. Statlardaki şiddetin acısını kulüpler, sporcular çekiyor. Futbolun güzelliği bu işi seyirciyle birlikte yapmaktır. Bizim isteğimiz seyircinin oraya ailesiyle, çocuğuyla, kız arkadaşıyla gelip güzel bir hafta sonu geçirmesi. Tiyatroya nasıl gidiliyorsa, stada gelip güzel vakit geçirmelerini istiyoruz.
'Kararlar uygulanmayacak'
Eski Trabzonspor ve Fenerbahçeli, Akçaabat Sebatsporlu Ogün Temizkanoğlu: Daha önceki yıllarda yaşanan olaylar var. Kulüp yönetimi taraftarlara bilet açısından olsun, diğer başka açılardan destek vermiş olabilir. Son yaşanan olay herkesi, sadece Beşiktaş camiasını değil bizleri de üzmüştür. Taraftar dediğiniz takıma destek verip olayları saha içinde bırakandır. Dışarıda herhangi bir yaptırım gücü olmamalıdır. Umut ediyorum ki, yaşanan olay bir ders olmuştur. Şimdi alınan bir takım kararlar var ama bunların çok fazla geçerli olacağını sanmıyorum.
'Elbirliği yapılmadan olmaz'
Ümit Milli Takım Teknik Direktörü Raşit Çetiner: Futbol oynadığım dönemde hiç kimse tarafından rahatsız edilmedim. Ama bunlar yeni türediyse bir şey diyemem. Bunlar nereden nemalanıyorsa orayı kesmek lazım. Nasıl oluyor bilmiyorum. Ama yaşananı olaylar bu işlerin olabileceğini düşündürüyor insanla. Yöneticiler, Emniyet ve akli selim taraftarların, futbolcuların elbirliğiyle kaldırılabilir bunlar.
Okur hattı...
Camiaya 'mal edilmeli'
Futbol Federasyonu Başkanı, yıllar önce antrenörün kafasına taş atılan Trabzon-Fenerbahçe maçından sonra "Sanki Magnum'la ateş mi edildi?" diyerek yorum yaparsa, kulüp yöneticileri her ceza aldıkları maç sonrası "Bunlar birkaç kendini bilmezin yaptıklarıdır. Camiaya mal edilemez" derse ve de Beşiktaşlı Emre'nin taciz olayında kulüp başkanı cezayı affettirebilmek için her şeyi yaparsa bu tür olayların önüne geçilmesi mümkün değildir.
(Melih Yetiş)

'Fanatik' yetiştirmiyorum
Oğlum 8. sınıfta. Beşiktaş taraftarı. Ben Fenerbahçeliyim. Her hafta sonu futbol konuşuyoruz. Hep futbolun dostluk kardeşlik olduğunu, yaşamın renklerinden sadece birisi olduğunu anlatıyorum. Onun fanatik olmaktan uzak bir taraftar olmasını istiyorum. Bugünlerde de hemen her çocukta kendi takımlarının kaşkolu ile okula geldiğini görüyorum. Çocuklarımızı ailede ve okulda futbolun bir spor, dostluk, kardeşlik olduğunu anlatarak eğitmeliyiz.
(Subutay Alptürk)

Okları kendimize çevirelim
Neden şiddet, yalnızca taraftarların davranışlarında aranıp inceleniyor? Bu manzarada haftanın birkaç günü spor programlarında birbirlerinin konuşmasına bile izin vermeyen yorumcuların, her derbi öncesi "Zaman duracak, Türkiye bu maçı konuşacak" gibi tanıtımlarla maçları hayatımızın biricik gündemi haline getiren medyanın ve futbolu ülke meselelerinin ilk maddesine yerleştiren herkesin katkısı var. Artık, eleştiri oklarını bu sahneyi paylaşan herkesle birlikte kendimize de çevirmemiz gerekiyor.
(Elif Sandal)
'Sporla şişen egolar'
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Akay:
Nedir bir kişiyi başkasını öldürmeye iten eylem? Hangi ortak çıkar, bir insanı suça teşvik ediyor? Bu sorularla beraber toplumsal psikolojinin bireysel yanına bakmak lazım. Burada da yine benzer bir soru çıkıyor; 'Ekonomik veya kültürel olanın dışında suç niye işlenir?' Burada sosyolojinin ancak mikrososyoloji temelini devreye soktuğumuzda bir şeyler anlamaya başlayacağız. Aynı anda ayrı ayrı mekânda aynı zaman içinde duran bireyleri yan yana getiren kuvvetin ne olduğu? Bu kuvvette taraftarlığı destekleyen medyanın etkisini göreceğiz. Tüm fanatik spor ve taraftar dergileri ve spor basınını, bu suça eklemek zorunda kalacağız; çünkü bu tartışma Türkiye'nin gündemine öyle bir şekilde oturmuş ki, bu tartışmalarla yatıp kalkıyoruz. Televizyonlar, gazeteler ve taraftar dergileri...
O zaman aynı tribündeki aynı takımı tutan iki kişi de birbirlerine girebiliyor. Demek ki, 'ortak bilinç' bile artık yeterli olmaktan uzak. İki temel sorun var: 'Medya ve sporla şişirilen egolar'. Bunların ikisinin birleşimi bize futbol kriminalitesini çıkarıyor.
'Artık koridorlara da kamera koyacağız'
Galatasaray yöneticisi Turgay Kıran: Biz Galatasaray olarak dışarıya ücretsiz bilet vermiyoruz. Ancak biz kendi sponsorlarımıza belli sayıda veriyoruz. Taraftar derneği olarak 'Ultr Aslanlar' var. Çoğu arkadaşlarımız, kardeşlerimiz. Aramızda menfaat beraberliği olmadı. Zaten birçoğu genel kurul üyeleri. Bu olaydan sonra biz de güvenlik önlemlerini artıracağız. Şu anda 36 tane kameramız var statta. Şimdi koridorlara dahi kamera koyacağız. Polisin Emniyet kuvvetlerinin stadın içinde ve çevresinde olması taraftarıyız.
Düren: Futbol çok büyüdü
Eski Beşiktaş yöneticisi Mete Düren: Bedava bilet dağıtmak hiçbir zaman bir kulüp yönetiminin stratejisi, politikası olamaz. Böyle hadiseler daha çok taraftar gruplarının kendilerine yakın gördükleri kulüp yöneticileriyle belki kişisel olarak gerçekleştirdiği alışverişler olabilir. Yoksa hiçbir kitlelere mal olmuş büyük kulübün yönetiminin böyle bir şeye tenezzül edeceğini düşünmüyorum. Ama eşine dostuna kendisinin bilet alarak bilet temin etmiş yöneticiler olabilir. Bu kendi tasarrufudur.
Bu on tane de olabilir ya da kişinin imkânı vardır 100 tane de olabilir. Ama rutin halinde her maça şu kadar bedava bilet diye bir şey duymadım.
Maçlardaki gerginliğin yüzde 90'ı sahada uygulanan hakem hatalarıdır. Çok bariz olanlar karşısında yöneticiler isyan ediyor. Çünkü futbol endüstrisinin dayandığı birtakım ekonomik gerçekler böyle birtakım basit hataları görmemezlikten gelmeyi tolere edemeyecek rakamlara ulaştı. Dolayısıyla o anda yöneticiler kaybedileni bir puan olarak görmüyor. Bunun içinde milyonlarca dolar olabiliyor, büyük prestijler, sosyal infial olabiliyor. Bunları hepsini düşündüğünüzde kişilerin belli ölçülerde reaksiyon vermesi normal. Stadyumlarda güvenlik şirketlerinin maç başına parayla tuttukları elemanlar oluyor. Bunlar şirketin sürekli elemanları değil. Bu insanların taraftarla o andaki sıcak temasını engelleyemiyorsunuz. Sonuçta delinemeyecek kadar güvenli giriş-çıkış sistemi oturturulsa taraftar da doğal olarak kontrol altına alınmış olacaktır.

- BİTTİ -