Galip Öztürk'ten hadisli tahliye talebi

75 yıl hapis istemiyle yargılanan Metro Turizm'in sahibi Galip Öztürk, mahkemeye yazdığı ve hadislerden alıntılar yaptığı bir mektupla tahliyesini istedi: Oturduğunuz Peygamber postunun hakkıyla durumumu bir kez daha düşünün!
Haber: FATİH YAĞMUR / Arşivi

Suç örgütü kurmak iddiasıyla açılan davada 75 yıl hapis istemiyle yargılanan Metro Turizm'in sahibi Galip Öztürk, 23. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazdığı hadisli mektubuyla tahliyesini istedi. Öztürk mektubunda, “Oturduğunuz Peygamber postunun hakkıyla durumumu bir kez daha düşünmenizi istiyorum” diyerek şu hadise yer verdi:

“Üç çeşit hakim vardır. İkisi cehennemde biri cennettedir: Birincisi hukuku bildiği halde taraf tuttuğundan adaleti yerine getirmez. İkincisi Hukuku bilmeden karar verir. Bu ikisi cehennemdedir. Hukuk bilir ve doğru karar verir. İşte bu cennettedir.”

Öztürk hadisin ardından ise, “Ben çok iyi biliyorum ki siz Peygamber efendimizin bahsettiği cennette olan hakimlersiniz” ifadesini kullandı. Galip Öztürk'ün kızı Çağla Öztürk de gönderdiği mektubunda ailece yaşadıklarını anlattı ve kendilerine de söz hakkı tanınmasını istedi.

75 yıl hapis istemiyle yargılandığı 23. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği mektubunda tam 12 aydır tutuklu bulunduğunu ifade eden Öztürk, dayanaksız gerçeğe aykırı suçlamalar, zorlayarak müşteki yapılmış şahıslar, uzaktan yakından ilgimin ve dahlimin bulunmadığı olaylarla ve yasa dışı elde edilmiş telefon dinlemeleriyle, zorlama bir iddianamenin oluşturulması sonucunda, cezalandırılırcasına Silivri’de tutulduğunu öne sürdü. Şirketlerinde halen her türlü olumsuzluğa rağmen 30 kişinin çalıştığını vurgulayan Öztürk, şunları kaydetti:

“Ürettiğimiz değerler, ülkemizin aydınlık yarınlarına ışık tutuyor. Ama ne yazık ki, bir köy çocuğunun, alnının teri ve zekasıyla ortaya çıkardığı bu değerler başta ticari rakiplerimiz olmak üzere pek çok kesimi rahatsız etmektedir. Kendilerine buldukları siyasi ve bürokratik destekle, daha önce defalarca denedikleri, ama hukukun üstünlüğü ilkesine takıldığı için netice elde edemedikleri gözaltı süreçleri ortadayken, son yapılan sözde operasyonda, bir takım mihraklar söz birliği etmişcesine şahsımı mahkum ettirebilmek için var güçleriyle çalışıyorlar. Bugüne kadar yapılan duruşmalarda, hakkımda isnat edilen suçlamaları, maddi delilleriyle, tanık ifadeleriyle çürütmeye çalıştım. Nitekim tutuklu bulunan ve suç örgütü üyesi olarak adlandırılan mesai arkadaşlarım ile sözde örgütün mensubu gibi gösterilerek mağdur edilen sanıklardan 8’i yüce heyetinizce serbest bırakıldı. Son duruşmamızda Sayın Savcı iki sanık hakkında daha tahliye talebinde bulundu. Suçsuzluğumu yüce heyetinize gerek maddi delillerle, gerek şahitlerle, gerekse avukatlarımın ve kendimin yaptığı savunmalarla ispat ettiğimi düşünmeme rağmen, neden hala tutuklu olarak yargılandığımı anlamaya çalışıyorum. Tutuklandığım günden beri, adaletin varlığına ve hukukun üstünlüğü ilkesine olan inancımda en küçük bir değişiklik olmadı. Er ya da geç haklılığımızın anlaşılacağından kuşku duymuyorum. Lakin yine de, neden bir yıldır tutuklu olduğumu, sevdiklerimden, işimden gücümden ayrı bırakıldığımı anlamakta güçlük çekiyorum. Yüce peygamberimiz (SAV)’in geçtiğimiz günlerde okuduğum, Tırmizi’den nakledilen bir hadisini sizlerle paylaşmak isterim. "Üç çeşit hakim vardır. İkisi cehennemde biri cennettedir: 1- Hukuku bildiği halde taraf tuttuğundan adaleti yerine getirmez. 2- Hukuku bilmeden karar verir. Bu ikisi cehennemdedir. 3- Hukuk bilir ve doğru karar verir. İşte bu cennettedir." (Ebu Davud, Sünen 2/322, hadis 3573, Tirmizi, Sünen 3/612 hadis 1322)

Saygıdeğer Hakimlerim,
Ben çok iyi biliyorum ki; siz Peygamber efendimizin bahsettiği cennette olan hakimlersiniz. Şimdi hukuk bilginizi, vicdan sesinizi bir kez daha dinlemenizi, hakkımda öylece karar almanızı diliyor, kefalet, adli kontrol dahil her türlü seçeneği de değerlendirerek, tahliyeme karar vermenizi yüce heyetinizden saygıyla talep ediyorum."


KIZINDAN MEKTUP: BİR DE BİZDEN DİNLEYİN
Galip Öztürk'ün kızı Çağla Öztürk ise gönderdiği mektupra kendilerine de söz hakkı tanınmasını istedi. Öztürk mektubunda şunları söyledi:

“Ben Galip Öztürk’ün Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4. Sınıfta okuyan kızı Çağla Öztürk. Babamız tutuklanalı tam 1 yıl oldu. Hem bir hukukçu hem kızı olarak bu süreci yakından takip ediyorum. Olaylara hukukçu kimliğimle baktığım zaman ; Ceza Hukuku bakımından Türkiye ’ nin en önemli sorununun uzun tutukluluk süreleri olduğu, Sayın Başbakan dahil herkes tarafından kabul edilmektedir. Bu sebeple, her gün bu konuda yeni düzenlemelerle kanun hükümlerinde iyileştirilmeye gidildiği görülmektedir. Hal böyle iken uzun tutuklama tedbirine maruz kalan babam Galip Öztürk, kamuoyunda suçlu gibi görülmekte, basın ve yayın organları vasıtası ile masumiyet karinesi de ihlal edilmektedir.
Babamız tutuklanalı tam bir yıl oldu. Bugüne kadar çok şeyler söylendi babamızla ilgili, ancak biz ailesi gözardı edildik. Ne hissettiğimiz hiç sorulmadı. Belki siz şu an neden bu mektubu aldığınızı sorguluyorsunuz. Bugüne kadar sustuk, çünkü hep bir umut besledik babamızın tahliye olacağına dair. Ancak şimdi susamıyoruz, çünkü babamızın hala hukuka ve vicdana aykırı bir şekilde tutukluluk süreci devam ediyor. Tam bir yıldır uyanamadığımız bir kâbusun içinde hissediyoruz kendimizi. Bir gün uyandık ve hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Babamızın tutuklanmasıyla beraber gazeteler televizyonlar ve sosyal paylaşım siteleri aracılığı ile çeşitli haberler yapıldı, herkes iyi ya da kötü bir şeyler söyledi. Fakat hep bir şey göz ardı edildi; Galip Öztürk her şeyden önce bir baba, eş ve 2 torun sahibi bir dede… İlkokul çağındaki kardeşimin internetten babamızla ilgili haberleri görebileceği, bunun küçücük bir çocuğa neler hissettirebileceği hiç düşünülmedi… Kardeşimizin arama motoruna babamızın ismini tarattığını gördük ve babamıza anlattık. Bir açık görüşte babam kardeşime “ benim ismimi mi aratıyorsun internette ?” diye sordu. Kardeşimin verdiği cevap hepimizin boğazına düğüm oldu o günden bu güne… “resimlerine bakmak istemiştim baba”…
Benim babam hayatı boyunca çalışmış ve yardıma ihtiyacı olanlara daima yardım etmiştir. Hep iyiliği ve cömertliği ile bize örnek olmuştur. Yaptığı hayırlar ve yardımlar saymakla bitmez. Babam böyle bir insanken onun medyada yer aldığı gibi tanınmasına ve bu kadar uzun bir tutukluluk süreciyle yargılanmasına dayanamıyoruz. Onu özleyen her hafta camın arkasından gören, ayda bir açık görüşte ona sarılabilen, resimlerine bakıp özlem gidermeye çalışan ailesiyiz. Biz babamızın suçsuz olduğuna vicdanen, hukuken ve kalben inanıyoruz.
Şimdi istiyoruz ki, yapılan tüm suçlamalarla ilgili bize de söz hakkı verilsin. Burada mağdur olan sadece Galip Öztürk değil, bizlerde her ortamda bu mağduriyeti yaşıyoruz. Bugüne kadar söylenenlere cevap hakkımız olsun bu satırlar sizlerin aracılığı ile...

Çağla Öztürk”