Gazeteciler Sıfırcı Hoca'yı anlattı

Gazeteciler Sıfırcı Hoca'yı anlattı
Gazeteciler Sıfırcı Hoca'yı anlattı
Gazeteciler Mehmet Yılmaz ve Kanat Atkaya, 'Sıfırcı Hoca' olarak bilinen ve bu sabaha karşı ölü bulunan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kurthan Fişek'i anlattılar.

Mehmet Yılmaz, Hürriyet Gazetesi köşe yazarı:
"Hem hocam, hem arkadaşımdı"

Kurthan Hoca'yla 1973-74 senesinden beri tanışıyorum. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenciydim, gazeteciliğe yeni başlamıştım. O zamandan beri hem hocam hem iş arkadaşımdı. Sıfırcı hoca lakabı okuldaki performansından kaynaklanan bir lakap değildi. Aktüel dergisini yayınlamaya başladığımız dönemde, Kurthan Hoca’nın yazacağı 6 sayfalık özel bir bölüm vardı. O bölümlerden bir tanesinin adı da "Sıfırcı Hoca" idi. Derginin çıktığı hafta, siyasetçilere, medyanın öne çıkardığı kahramanlara filan notlar verirdi. Notu da, özellikle siyasetçiler için kıttı. Lakabı oradan kaynaklanıyor. Lakabın sorumlusu da benim çünkü o başlığı ben bulmuştum. Kurthan Hoca çok önemli bir entelektüel ve bilim adamıydı. Aynı zamanda spor yöneticisiydi, spor adamıydı. Geride bıraktığı kitaplarıyla, uzun yıllar yaşayacaktır.


Kanat Atkaya, Hürriyet Gazetesi köşe yazarı:
"Bizim topraklarda yetişmeyen türden, orijinal bir entelektüeldi"

Ben öğrencilerinden değildim. Ama 90’lı yıllarda Hürriyet’te beraber çalışmıştık. Tatillerinde İstanbul ’a gelirdi. Biz de o gelsin diye 4 gözle beklerdik genç adamlar olarak. Tanıdığım en kültürlü, konular üzerine derinlikli düşünebilen ve bu fikirlerin altını doldurabilen, çok zeki ve aynı zamanda da çok esprili bir insandı. Gazetenin kapısındaki güvenlikten tutun da, aklınıza kim geliyorsa hepimiz çok severdik, naistisna. Türkiye ’de nadir yetişen tarzda bir insandı. Çok yönlüydü. Spordan siyasete kadar pek çok alanda fikir sahibiydi. Çok iyi polisiye roman okuruydu aynı zamanda. Çok beylik bir laftır ama yeri zor doldurulur. Örneğine az rastlanabilecek türden bir insandı. Yakın zamana kadar üniversitedeki görevini sürdürdü. 12 Eylül’de uzaklaştırıldı, sonra tekrar döndü üniversiteye. Özellikle öğrencileri açısından boşluğu çok daha büyük olacaktır. Hayatta tanıdığım en orijinal, biricik, cin gibi karakterlerden biriydi. Türkiye orijinal karakter anlamında çok imkana sahip değil. Çok daha yakın çalışma arkadaşları öğrencileri var muhakkak. Ama ben de en azından belli bir dönem onunla çalışmış, vakit geçirmiş biri olarak hakikaten çok özleyeceğim biri olduğunu söyleyebilirim.