Gazetecilerle buluşma şimdilik mümkün değil

Gazetecilerle buluşma şimdilik mümkün değil
Gazetecilerle buluşma şimdilik mümkün değil
Öcalan'ın basınla buluşma isteği Ankara'dan onay alabilecek gibi değil. Ama ileride böyle bir ihtiyaç doğarsa bu yönde karar da alınabilir.
Haber: DENİZ ZEYREK - deniz.zeyrek@radikal.com.tr / Arşivi

Çözüm süreci, ‘yeni aşamaya geçilsin mi geçilmesin mi’ tartışmalarına sahne olurken, İmralı’da tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın ‘basın ile doğrudan buluşma’ talebi Ankara ’yı hareketlendirdi. Doğrusu, Öcalan’ın gazetecilerle görüşme isteğini daha önce gündeme gelen bazı başka taleplerle birlikte değerlendirmek gerek. Malum, Öcalan ile 27 Temmuz 2011’den itibaren yaklaşık 18 ay hiç kimse görüşmemişti ve 2012 Eylül ayında PKK’lıların cezaevlerindeki açlık grevi tehlikeli noktaya gelince MİT ile Öcalan arasında görüşme köprüsü kurulmuştu. MİT Müsteşarı Hakan Fidan da Öcalan’la bizzat İmralı’da görüşmüştü. 

Siyasetçilerle görüşmüştü

Şartlar olgunlaşıp ‘PKK’nın Türkiye ’den çekilmesi, silah bırakması, normalleşme süreci’ diye özetlenebilecek çözüm aşamaları başlamadan hemen önce de Öcalan ailesiyle ve BDP milletvekilleriyle görüşmek istemişti. Aile görüşmesi, yasal bir hak olduğu için ilk kabul edilen talep olmuştu. Ardından BDP’li vekillerle görüşme isteği gündeme gelmişti. Başlangıçta hükümetin soğuk baktığı imajı verilse de yapılan değerlendirmelerin ardından 2 ya da 3 milletvekilinden oluşan bir heyetin görüşmesi kabul edilmişti. Geride kalan 9 ayda Öcalan 8 kez BDP heyetleriyle buluştu. Bu buluşmalar sürecin gidişatında hayati rol oynadı. Başta Öcalan’ın 21 Mart’ta Diyarbakır Meydanı’nda okunan çağrısının kamuoyuna ve PKK yöneticilerine taşınması olmak üzere birçok kritik eşik, BDP heyetlerinin ziyaretinden sonra aşıldı. Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan, Zübeyir Aydar gibi PKK’nın dışarıdaki yöneticileri, Türkiye’den çekilme sürecine Öcalan’dan gelen mektuplarla ikna edildi.

Kriter: İhtiyaç var mı?

Öcalan’la ilgili çok sayıda istek var. Bunların bir kısmı yaşam alanının düzenlenmesi, izolasyonun ve görüş yasağının bitirilmesi gibi temel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendiriliyor. Ancak PKK’lılar bazen mevzuata göre imkânsız olan talepler de dile getiriyor. Geçen 9 ayda “Öcalan’ın Kandil’e götürülmesi”, “Video konferansla Kandil’le görüştürülmesi”, “Öcalan’ın video kaydının Kandil’e gönderilmesi” gibi sansasyonal öneriler gündeme getirilmişti. İmralı’da Öcalan’la yapılan resmi görüşmelerde MİT uzmanları, bu isteklerin kamuoyunda yaratacağı yankılar ve bunun sürece vereceği zararlar konusunda Öcalan’ı ikna etmişti. Öcalan’ın ikna edilmesinde “BDP’nin aracılığının yeterli olduğu, bu tür bir çalışmaya ihtiyaç olmadığı” görüşü etkili olmuştu.
Öcalan’ın basınla buluşma isteği de benzer bir bakış açısıyla değerlendiriliyor. Gelinen noktada Öcalan’ın kamuoyuna doğrudan seslenmesine ihtiyaç olup olmadığı, gazetecilerle görüşmesine izin verebilecek tek makam olan Adalet Bakanı için temel referans olacak. Daha doğrusu başta MİT, sürecin koordinasyonundan sorumlu Başbakan Yardımcılığı ve Adalet Bakanlığı olmak üzere MGK bileşenleri oturup şu iki soruya yanıt verecek:
1- Öcalan’ın BDP’liler ve ailesi aracılığıyla kamuoyuna ya da KCK yöneticilerine yapamadığı bir çağrı var mı?
2- Gazetecilerle buluşma fiilen BDP’lilerin görüşmesinden farklı bir sonuç doğurmayacak olsa da devletle görüşmelerindeki ‘güven ilişkisi’ açısından Öcalan’ı rahatlatacak mı?
Ankara’da yapılan değerlendirmeye göre Öcalan’ın BDP heyetleriyle ve ailesiyle yaptığı görüşmeler artık rutin hale geldi ve BDP’liler görüşmelerden sonra hem kamuoyuna hem Kandil’e ve Avrupa kanadına rahatlıkla mesaj verebiliyor. Bu da İmralı ile Kürt siyasetinin bütün bileşenleri arasında doğrudan bir iletişim sağlıyor. Diğer taraftan MİT ile Öcalan arasındaki güven ilişkisi sürüyor ve Öcalan’ın gazetecilerle doğrudan buluşmasına bu günlerde ihtiyaç yok. İleride gerek görülürse Öcalan, bazı gazetecilerle görüştürülebilir. Bu konuda izni Adalet Bakanı veriyor ama MGK ve Başbakan yeşil ışık yakmazsa bu yönde bir karar zor. Bir karar çıksa da buluşma ‘basın toplantısı’ ya da ‘gazeteci-mahkûm görüşmesi’ şeklinde olmayacak. Gazeteci adaya ‘ziyaretçi vatandaş’ olarak gidecek. Kayıt yapamayacak. Dönüşte aklında kalan, not alabildiği açıklamaları yazabilecek.