GDO yönetmeliği sadece 25 gün dayanabildi!

GDO yönetmeliği sadece 25 gün dayanabildi!
GDO yönetmeliği sadece 25 gün dayanabildi!
'Ne yediğini bilme hakkı' açısından Türkiye iki ileri bir geri adımlarla ilerliyor. Tarım Bakanlığı GDO'lu ürünlerle ilgili yönetmeliği 25 gün sonunda değiştirdi
Haber: EMEL ALPTEKİN / Arşivi

ANKARA - Tarım Bakanlığı, Türkiye’de büyük fırtınalar koparan GDO yönetmeliğinde 25 gün sonunda bazı önemli değişiklikler yaptı. Hem “Mağdur olduk” diyen ithalatçıların hem de GDO’dan hazzetmeyen halkın bazı şikâyetleri değişikliklere yansıdı. 
Yönetmeliğin uygulanma tarihi 1 Mart 2010’a ertelendi. Yönetmelikten önce kontrol belgesi alan ithalatçılar, ürünlerini -AB kriterlerine uymak koşuluyla- Türkiye’ye sokabilecek. 
Ne değişti?: Türkiye’de işler üç ay boyunca ‘büyük oranda’ eski tas eski hamam usulüyle yürütülecek.
Eski usul şuydu: İthalatçı, ürününde GDO olmadığını beyan eder. Bu beyan, esas kabul edilir. 
Türkiye yıllarca bu usulle beslendi. GDO üretimi, dünyada birkaç üründe yoğunlaşmış durumda. Mısır, soya, pamuk ve  kanola. Türkiye yıllardır dördünü de üstelik GDO’lu üretimin kalesi olan ülkelerden alıyor. ABD ve Arjantin gibi...
Yem Sanayicileri Birliği’ne göre ithal edilen hayvan yeminin yüzde 80’den fazlası GDO’lu. Domatesten şüphelenirken GDO’yu tavuk kanat, şiş kebap olarak yemiş olabilirsiniz. Soya ise bisküviden pudinge binlerce ürüne giriyor. Türkiye yılda 1 milyon ton soya ithal ediyor.

Dakika 1, gol 1
Çok tartışılan yönetmelik bu konuda bazı kısıtlamalar ve analiz zorunlulukları getiriyordu.
Tarım Bakanlığı dün, sadece 25 günlük denetimde GDO’suz denilerek Türkiye’ye sokulmak istenen bazı mısır, kanola, soya, yem katkı maddesi, pirinç örneklerinde GDO çıktığını açıkladı. Bu ürünlerin girişi engellendi.
Ancak tartışılan yönetmelik 26 Ekim’de ‘pat diye’ yürürlüğe girdiğinde, ithalatta aksamalar yaşandı.
Tonlarca arpa, mısır, darı, soya yüklü geminin analiz için bekletilmesinin  yem ve tavuk fiyatlarını artırdığı belirtildi. Tarım Bakanlığı, “kazanılmış haklar kaybolmasın, Türkiye de tazminat yükü altında kalmasın” diyerek yönetmeliğin uygulamasını erteledi.
Tarım Bakanlığı’ndan önceden kontrol belgesi alanlar, 1 Mart’a kadar ürünlerini Türkiye’ye ‘eski usul’le sokacak. Tek değişiklik, ürünün AB standardına uygunluğuna dair ‘kağıt’ istenmesi. 

Zerresi bile yeter!
“Gıda veya yem, GDO’lardan biri ya da birkaçını toplamda en az yüzde 0.9 oranında içeriyor ise, GDO’lu olarak kabul edilir” hükmü çıkarıldı.
Ne değişti?: Yüzde 0.9 AB’de de kullanılan bir sınır değer. Üretim ve taşıma sırasında GDO’suz bir ürüne GDO bulaşması riskini temsil ediyor. İhmal edilebilir sayılıyor. Araştırmalar da GDO’lu tohumların rüzgârla 35 kilometre ötedeki tarlalara bulaşabildiğini gösteriyor. Yönetmelik ilk haliyle “Binde 9 değil, GDO’nun zerresi bile olsa bunu bilmek istiyorum” diyenleri  rahatsız ediyordu. Artıkiçeriğinde ne oranda olursa olsun GDO bulunan ürün de GDO’lu sayılacak, etikete yazılacak.
 “GDO’suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO’suz olduğuna dair ifade bulunamaz” hükmü yönetmelikten çıktı.
Ne değişti?: Tarım Bakanı Mehdi Eker bunu, “Bir ürünün etiketine içindekiler yazılır, içinde olmayanlar yazılmaz” diye savunuyordu. Oysa Türkiye’de satılan pek çok üründe, içinde alkol, domuzyağı, şeker vs. bulunmadığı yazılabiliyor. Değişiklikle bu çelişki ortadan kaldırılmış oldu. Artık GDO’suz ürünlerin etiketinde istenirse ve ürünün gerçekten de GDO’suz olduğu ispatlanırsa GDO’suz olduğu yazılabilecek.

İzin meselesi
“Gıda veya yemin yüzde 0.5 ten fazla izin verilmeyen GDO içermesi halinde ithalatına, işlenmesine, nakline, dağıtımına ve satışına izin verilmez” hükmü yönetmelikten çıkarıldı.
 Ne değişti?: GDO ithalatında daha önceden olmayan bir izin mekanizması devreye sokulmak isteniyordu. Bu daha da sıkılaşmış oldu.
İzin mekanizması şöyle işleyecekti. İthalatçı ürünüyle gelir. Ürün GDO’lu olmasından şüphelenilen ürün yelpazesindeyse denetlenir. GDO’lu çıkarsa o ürün Türkiye’ye giremez, bunu belirtmediği için ithalatçı cezalandırılır.
İthalatçı daha önceden gelip “Ben GDO’lu ürün getireceğim” derse başvuru 91 uzman arasından oluşturulacak komisyonca değerlendirilir. Ürünün içeriğinde “Türkiye’ye girmesin” denilen GDO’ların olup olmadığına bakılır.
Örneğin yabani ataları Türkiye’de bulunan GDO’lu ürünler. Bu ürünlerin Türkiye’ye girişi yasak. Yönetmelik değişikliğiyle yüzde 0.5 oranında ‘karışmış’ ürünlere de yasak gelmiş oldu. 

Bakanlığın adamları çıktı
GDO ile ilgili bilimsel verileri araştıracak ve görüş oluşturacak uzmanlar listesinin TÜBİTAK ve araştırma kuruluşlarında görevli konu ile ilgili uzman veya öğretim üyelerinden oluşturulacağı hükme bağlandı. Daha önce, bu listede TAGEM, TÜGEM ve KKGM’den temsilciler de yer alıyordu.
Ne değişti?: Türkiye’ye hangi GDO’lu ürünün girebileceği, hangisinin girmemesi gerektiği konusunda karar verecek bilimsel komisyonlardan doğrudan Tarım Bakanlığı’na yani hükümete bağlı elemanlar çıkarılmış oldu. 

Transit geçişler
Tehlikeli GDO’lu ürünlerin Türkiye’den transit geçişini bile yasaklayan  5. madde yumuşatıldı.  
Ne değişti? Türkiye üzerinden bir başka ülkeye gidecek GDO’lu ürünlerin  geçişine Bakanlığın getireceği bazı şartlara uyması koşuluyla izin çıkmış oldu.

İki yeni laboratuvar geliyor
‘Ne yediğini bilme hakkı’ açısından şimdi Türkiye’nin ufkunda iki önemli mücadele alanı görünüyor.
Yönetmelik, AB’dekiyle büyük benzerlik taşıyor. Ama Türkiye hâlâ basit bir zirai ilaç kalıntısı sorununda bile sık sık sınıfta kalan bir ülke.
GDO’nun takibini hakkıyla yapabilacek bu kadar yaygın, güvenilir, hızlı bir laboratuvar ağı ve bilimsel kadro hazır mı? Merak konusu.
Türkiye’de GDO analizi beş laboratuvarda yapılıyor. Sayının yediye çıkarılması için çalışılıyor.  

Yeterince beklemedik mi?
Yönetmelik ‘ne yediğini bilme hakkı’ açısından bir adım. Ama Türkiye’de ülkeye, hiçbir suretle GDO’lu ürün girmemesi gerektiğini, eğer girerse geri dönüşsüz hasar yaratacağını savunan bir kesim de var. 70 milyonluk ‘gıda pazarı’ Türkiye’de artık bu kaygıların doğru dürüst tartışılması ve halk iradesini yansıtan bir karar alınması gerekiyor. Bunun yeri ise Tarım Bakanlığı’nın koridorları değil, TBMM.