Geçen iki yılın utancı

Çadırkentlerdeki yaşam çilesi sonlandırılamadı.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

Çadırkentlerdeki yaşam çilesi sonlandırılamadı. Düzce'deki Beyciler ve Gümüşpınar çadırkentlerinde, bin 51 kişi, 2 yıl öncesinden çok daha zor koşullarda yaşıyor. Artık banyo ve güvenlik yok, atık sular çadırların arasından akıyor. Depremzedeler, çevre köylerdeki insanların hayvanlarıyla birlikte yaşıyor. Beyciler Çadırkenti'nin girişindeki yırtık Türk Bayrağı, çadırlardaki depremzedelerin unutulmuşluğunu gözler önüne seriyor.
Çadırların çoğu su alıyor
Beyciler Çadırkenti'ndeki 150 çadırda toplam 621 kişi barınıyor. Aradan geçen
2 yılda eskiyen çadırların büyük çoğunluğu su alıyor. Çadırkentte yaşayanlar için 15 tuvalet mevcut. Ancak bunların sadece 5 tanesi kullanılabiliyor. Gümüşpınar Çadırkenti'nde ise bütün banyolar kaldırılmış, çadırlarda yaşayan 430 depremzede, 3 tuvaleti ortak kullanıyor. Çadırkentin içindeki ve dışındaki yolların kenarından, çadırların arasından atık sular akıyor.
'Torunum sürekli hasta'
Türkiye'nin iki yıllık utanç manzaralarından Beyciler Çadırkenti'ndeki B-27 numaralı çadırın önünde 53 yaşındaki Dürdane Uzunçakmak, çamaşır yıkıyor. İki yıldır eşi, üç çocuğu ve bir torunu ile birlikte çadırda yaşıyor. Unutulmuşluklarına tepkilerini dile getiren Dürdane Uzunçakmak, "Torunum sürekli hasta oluyor. Onu doktora götürecek paramız yok. Burada tamamıyla unutulduk. Ne banyo var, ne de kullanılabilecek bir tuvalet. Leğenlere su doldurup çadırların içinde yıkanıyoruz. Yıllardır, su taşıyarak çamaşır, bulaşık yıkamaktan belimiz sakatlandı. Çadırların arasında akan pis suların kokusundan duramıyoruz. Devletin bize bir prefabrik konut yapması bu kadar mı zordu?" diyor.
Uzunçakmak ailesinin arkasındaki A-33 numaralı çadırda ise Hatice Demir iki kız çocuğu ile birlikte yaşıyor. Kent merkezinden
10 kilometre uzaklıktaki çadırkentte hiçbir güvenlik olmadığını ve geceleri korku içinde geçirdiklerini ifade ediyor.
Askerlerin çadırkenti, terk etmesinin ardından hiç bir sahip çıkanlarının olmadığını söyleyen Demir, "Deprem öncesinde kiracıydık. Ben 20 milyon lira kira veriyordum. Depremden sonra evsahibi 100 milyon lira istedi, veremedim. Zaten o zaman 69 milyon lira maaş ile yaşıyorduk. Bir gün eve geldiğimde eşyalarım kapının önündeydi. Mecburen çadıra sığındık" diye anlatıyor, çadıra mahkûm olma hikâyesini. Kiracıların da evsahipleri kadar deprem felaketinden mağdur olduklarını söyleyen Demir, "Valiliğe defalarca gidip bir prefabrik konut istedim. Ancak prefabrik konut olmadığını söylediler. Torpili olanlara 2-3 prefabrik veriyorlar. Bizim gibi sahipsiz isen, çadırda yaşamaya mahkûmsun" diyor.
Depremde yaşadıkları ev yıkılan Behice Demirtaş ise, torununu parasızlıktan okula gönderemediklerini anlatıyor. Çadırkentin okullara çok uzak olduğunu söyleyen Demirtaş, "Bizim yol parasını karşılayacak durumumuz yok. Ona nasıl önlük, defter kitap alalım da okula gönderelim" diyor.
'Bu nasıl adalet?'
Beyciler Çadırkenti'nden, Düzce Valiliği'nin insanlar çadırda yaşarken 220 bin dolara (150 milyar lira) yaptırdığı lüks konukevi görülüyor. Konukevi, Düzce'de tamamlanan ilk kalıcı konut olmuş ve depremzedeler, çok kötü koşullarda yaşarken valiliğin bütün malzemeleri ABD ve Kanada'dan getirilen ve jakuzili lüks konut inşa etmesi tepkilere neden olmuştu. Çadırkentte yaşayan Arife Yılmaz, konukevini göstererek, "Bizi bu koşullara mahkûm edenler, çadırkent manzaralı villalarda keyif sürüyor. Bu nasıl adalet, burası nasıl ülke?" diye soruyor.
***
EYY kredileri zamanla eridi
Deprem felaketinin ardından devlet, konutları yıkılanlara iki seçenek sundu; depremzedeler ya kalıcı konut alacaktı ya da 6 milyar lira Evini Yapana Yardım kredisi (EYY) alarak kendi konutlarını inşaa edecekti. Kalıcı konutlara yaklaşık 42 bin kişi başvururken yeni konut satın almak ya da arazilerine konut yapmak isteyen 17 bin kişi EYY kredisine başvurdu. Kalıcı konutların büyük ölçüde tamamlanmasına karşın felaketin üzerinden geçen iki yılda 6 milyar liralık EYY'ler dağıtılmadı. Çünkü bu krediler, konutların geldiği aşamalara göre depremzedelere taksit ile veriliyor ve kentlerin imar planları açıklanmadığı için depremzedeler konutlarının yapımına başlayamadıklarından kredileri alamıyorlar. Zaman geçtikçe enflasyon ve ekonomik krizler karşısında 6 milyar liralık kredi eridi.
Depremzedeler, kredi bedelinin artırılmasını ya da EYY'ye başvuranların da kalıcı konutlardan hak sahibi yapılmasını istiyor. Ancak inşa edilen kalıcı konut sayısındaki azlık, kredi alanlara da konut verilmesine yetmiyor. Kocaeli Valiliği'ne kalıcı konut talebi ile dilekçe veren 2 bin EYY hak sahibi bulunuyor. Ancak fazla olarak inşa
edilen ve çoğu bodrum kat olan konut sayısı bin.
'Temel bile atamadık'
Deprem felaketinde evi yıkılan ve EYY'den hak sahibi olan İlyas Bostancı, "Kalıcı konut yerine arazimize ev yapmak için kredi istedik. İmar planları açıklanmadığı için evimizi yapmaya bir yıldır başlayamadık. Bu sürede kredi miktarı, temel atılamayacak duruma geldi" diye konuştu.
Özürlüler için her şey daha zor
Beton yığınlarının arasından çıkabilmek için bedenlerinin bir parçasını enkaz altında bırakan özürlüler, çadırkentlerin ve prefabriklerin kendi ihtiyaçlarına uygun yapılmadığından yakınıyor.
Deprem, binlerce insanın da bedenlerinden bir parça aldı. Beton yığınlarının arasında birer bedensel engelli olarak çıktılar. Kimisinin beton yığınlarının arasından çıkartılabilmesi için bedeninin bir parçası kesildi, kimi enkaz altındayken artık bir özürlüydü. Depremden sonra aylarca götürüldükleri İstanbul ve Ankara'daki hastanelerde tedavi oldular, deprem bölgesine geri döndüklerinde fiziksel engelliler için yaşam koşullarının çok zor olduğu yıkık kentler, prefabrik konut alanları ve çadırkent alanları ile karşılaştılar.
Devletin verilerine göre 17 Ağustos depreminde bin 505 kişi sakat kaldı. Ancak yetkililer, felaketin ilk günlerinde yeterli istatistik bilgilerin edinilememesi nedeniyle sakat kalan kişi sayısının çok daha fazla olduğunu belirtiyorlar. 24 bin 781 kişinin yaralandığı ve yaralıların büyük çoğunluğunun durumunun ağır olduğu göz önüne alındığında çok daha fazla kişinin sakat kaldığı tahmin ediliyor.
'Devletin ihmali var'
Türkiye Sakatlar Derneği İkinci Başkanı Mustafa Çoşkan, tuvaletlerden prefabrik konutlara kadar her alanda özürlü depremzedelerin göz önüne alınmadığını söylüyor. Uygulamalar sırasında sakatların da görüşlerinin alınması gerektiğini belirten Çoşkan, "Depremden sonra kaç kişinin sakat kaldığı belirlenemedi. Yabancı yardım kuruluşları, yapılacak yardım miktarı için kaç kişinin sakat kaldığını öğrenmek istedi. Ancak devletin ihmali nedeniyle böylesi bir istatistik, bir çalışma bile yok" dedi.
Prefabriklerin dağıtımında özürlülere ve sağlık sorunları olanlara öncelik tanındığının söylenmesine karşın halen çadırda yaşayan özürlü depremzedeler bulunuyor. Beyciler Çadırkenti'nde yaşayan 52 yaşındaki Melva Ataseven, prefabrik konut isteklerinin geri çevrildiğini ifade ediyor.
Kolunu ve bacağını kaybetmiş
Geçirdiği felç nedeniyle bir kolunu ve bacağını kullanamayan Melva Ataseven, "Bu halde tuvaleti kullanabilmek için oturduğum yerden 100 metre yürümem gerekiyor. Hiçbir ihtiyacımı karşılayamıyorum. Çadırda yaşamaktan felç geçirdim. Buna rağmen devlet bana sahip çıkmıyor, bir prefabrik konut vermiyorlar" diye konuştu.
Çok bekleyecek miyiz?
Kocaeli'nin Hisareyn beldesindeki çiftçilerin, hemen hemen hepsi günlerini Hasan Ali'nin kahvesinde geçiriyor. Çünkü artık bakılacak bahçe, ekilecek tarla yok. Herkes derin düşünceler içinde soru yine aynı; "Kalıcılardan haber var mı?"
Her şey yaklaşık bir yıl önce Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'ndan yetkililerin gelip, arazilerinizi kamulaştıracağız. Kalıcı konut yapılacak" demesiyle başlamış. Ürünleri tarlalarda olan köylüler mahsullerini topladıktan sonra kamulaştırılacağını düşünerek ne ekim yapmış ne de bahçesine bakmış. Ancak 1.5 yıl geçmesine karşın kalıcı konutların ne yapımına başlandı ne de arazilerin kamulaştırma işlemlerine... Arazilerini satmalarına da izin verilmeyen Hisareynliler, yetkililerin hiçbir bilgi vermediğini ve daha ne kadar bekleyeceklerini
bilmediklerini söylüyor.
Hisareyn tarihinde görülmemiş şekilde her gün bir alacaklının geldiği Hasan Ali'nin kahvesinde bugün müteahhit Yaşar Erkoç var. Kamulaştırılacak arazisinden alacağı para ile bir ev yaptırmak isteyen İsmail Sezgin, Erkoç ile anlaşmış ve kaba inşaatın yarısı tamamlanmış. Ancak devletten beklenen para gelmeyince Sezgin, çok zor durumda kaldığını ifade ediyor.
Kahvehanede günlerini geçiren kalıcı konut mağdurlarından biri de Hisareyn'de yıkılan 50 konuttan birinin sahibi olan Şeref Sever. Depremde enkaz altında kalarak ağır yaralan Sezer, 17 Ağustos 1999'dan beri bir kolunu kullanamıyor. Kolunu kullanamaması nedeniyle işinden de olan Sezer, kendi konutlarının yapımına bile başlanmadığını söyleyerek,
"Yaralarımızı saracağını söyleyen devlet, konutlarımıza bile başlamadı" diyor.