'Geldiklerinde bütün eşyaları yanıktı'

'Geldiklerinde bütün eşyaları yanıktı'
'Geldiklerinde bütün eşyaları yanıktı'
Mardin'de cezaevi kapısında katledilen ailenin daha önce evlerinin yakıldığı ortaya çıktı. Aile vücutlarında ve eşyalarında yanıklarla başka yere nakledilirken dosya 'normal yangın' diye kapatıldı.
Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ne yaptıkları ziyaret sonrası çıkışta kapıda vurularak öldürülen Ayşe Süer (45), Emine İpek (24), onun çocukları Mirza İpek (4), Narin İpek (11) ve Süleyman İpek (5) Diyarbakır ’da toprağa verildi. Kan davasından kaçarak Diyarbakır’da ‘güvenli’ bir siteye yerleştirilen ailenin daha önce evlerinin yakıldığı, yeni evlerine vücutlarında ve eşyalarında yanıklarla geldikleri ve izole bir hayat sürdükleri ortaya çıktı.
Geçen yıl Mardin Savur’da arazi yüzünden başlayan husumet sonunda Abdulkadir Süer, Celil Süer ve Mehmet İpek Erkan ailesinden Ali Erkan ve Osman Erkan’ı öldürdü. Süer ve İpek aileleri olayın kan davasına dönmesiyle beraber 7 çocuğuyla beraber Diyarbakır’a taşındı. 

‘Ufaktı, şeker gibi bir çocuktu’
Aile burada ilk Bağlar Mahalle-si’nde bir eve yerleşti. Taşınmalarından 6 ay sonra ev kundaklandı, olayda 5 yaşındaki Ferzande İpek ve 3 yaşındaki Nurhak İpek hayatını kaybetti. 11 kişi yaralandı, Emine İpek komaya girdi, hastaneden iki ay sonra taburcu olabildi. Yangının ardından duruma el koyan Diyarbakır Valiliği ailenin korunması için güvenlikli bir siteye aileyi yerleştirdi.
Radikal’e konuşan site sakini M.A. aile taşınırken bütün eşyaların yanmış olmasının dikkatlerini çektiğini anlattı. “Kalabalık bir aileydi” diyen M.A. dışarıyla iletişim kurmadıklarını da ekledi: “Çocukları ufaktı, şeker gibi bir çocuktu. Sırtında, yüzünde ve ellerinde yanık yaraları vardı. Kadınlar hiç dışarı çıkmazdı, ekmek dağıtılırken bizim hanıma ‘Başımızda bir dert var’ diye ağlıyorlardı. 5-6 altı ay ya kaldılar ya kalmadılar. Bir kışı bitirmediler burada. Gelenleri gidenleri yoktu. Sessiz, zararsız bir aileydi. Kadınlar hep yüzlerini örterdi, hiç görmedik. Birisi zaten komadaymış. Gelmeden önce sitede valilikten ev aradılar, koruma için olduğunu biz anladık. Sitenin çevresinde yabancı insanlar gezerken kulak kesildik.” Aile kan davalarında kadın ve çocuklara dokunulmamasına güvenerek Abdülkadir-Celil Süer’le Mehmet İpek’i ziyarete gitmişti.

‘Yerde yatan yaralı çocuğa bir el daha ateş etti’


DHA’nın ulaştığı görgü tanıklarının ifadesine göre, Emine İpek, kendisini çocuklarına siper etmeye çalıştı ancak başarılı olamadı. Bir ara tabancaları tutukluk yapan 2 saldırgan şarjörleri değiştirip ateş etmeye devam etti. Ölen 4 yaşındaki Mirza İpek ilk kurşunlarla yaralandı ancak saldırgan daha sonra yerde yaralı annesine bakan çocuğu kafasına bir kez daha ateş ederek öldürdü. Yaklaşık 60 mermi kullanan 2 saldırgan daha sonra kaçarak izlerini kaybettirdi.
İpek ve Süer aileleri Diyarbakır’daki kundaklama olayının örtbas edildiğini savundu. Aile üyeleri, “Kan davalarında kadın ve çocukların kılına dokunulmaz. Ama hasımlarımız burada savunmasız 2 kadın ve 3 küçük çocuğu toplu olarak infaz etti. Diyarbakır’daki dosyayı ‘normal bir yangın’ diye kapattılar ve bugünkü olaya zemin hazırladılar.”

‘Asker havaya ateş etse...’

Nöbet kulübesindeki askerlerin 15 metre önünde yaşanan saldırıya müdahale edemediğini belirten görgü tanıkları “Eğer askerler tek bir el bile havaya etse belki bu katliam olmazdı. Bölgenin hassasiyetleri ve husumetler biliniyor. Cezaevi önünde bir polis ekibi olsaydı belki bu yaşanmazdı” dedi.