'Gerçek olsa bile suç değil'

'Andıç'a takipsizlik

Ankara Başsavcılığı, Genelkurmay'dan sızan ve gazetecileri 'TSK yanlısı, TSK karşıtı' diye ayıran belgeye dair incelemeyi takipsizlikle bitirdi. Gerekçe: Belge resmi nitelikte değil, ayrıca doğru olsa bile suç oluşturmuyor."
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Ankara Başsavcılığı, Genelkurmay Başkanlığı'nca hazırlanan ve gazetecilerin 'TSK yanlısı' ve 'TSK karşıtı' olarak fişlendiği 'andıç'la ilgili dava açmaya gerek görmedi. Başsavcılık Nokta Dergisi'nin yayımladığı andıçı öncelikle 'gerçek ve resmi belge' olarak kabul etmedi. Başsavcılık, resmi belge niteliği olsa bile, yeni TCK'nın yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2005'ten önce fişlemenin suç olmadığını belirterek 2003'e ilişkin bilgilerin yer aldığı andıç nedeniyle 'kovuşturmaya gerek olmadığı' kararını verdi.
Birçok milletvekili ve kamu görevlisinin yanı sıra gazetecilerin 'Türk Silahlı Kuvvetleri yanlısı' ve 'Türk Silahlı Kuvvetleri karşıtı' olarak gruplandırıldığı andıç çok tartışılmıştı. '2. andıç vakası' olarak da konuşulan rapor üzerine suç duyuruları da yapılmıştı. Ankara Başsavcılığı, iki ay önce yazar Hasan Celal Güzel'in suç duyurusu üzerine başlattığı soruşturmayı takipsizlik kararıyla tamamladı.
Söz konusu raporu resmi belge saymayan Başsavcılığın kararında haberi yazan gazetecinin ifadesine başvurulduğu, gazetecinin, Jandarma Genel Komutanlığı'nca hazırlandığı ileri sürülen raporu kendilerine teslim ettiği, ancak muhabirin Basın Yasası'nın 12. maddesine dayanarak, haber kaynağını açıklamadığı vurgulandı. Karar şöyle gerekçelendirildi:
"Raporun olduğu söylenen belgenin üzerinde, Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı yazısından ve logosundan başka, belgenin resmi olduğunu gösterir bir mühür ya da imza bulunmadığı, yazı ve logonun belgede yer almış olmasının bu belgeye resmi belge niteliğini kazandırmayacağı, zira bu logo ve başlığın herkesçe yazılabileceği açık olduğu gibi, Jandarma Genel Komutanlığı'na yazılan yazıya verilen cevapta da, komutanlıkça böyle bir belgenin hazırlanmadığı ve hazırlatılmadığı ifade edilmekle, belgenin resmi olmadığı anlaşılmaktadır."
Yeni TCK'nın alanında değil
Başsavcılığın kararında söz konusu belgenin gerçek olması halinde dahi, bunun suç olmayacağı savunuldu. Belgenin bir kamu görevlisi tarafından düzenlendiğine ilişkin bir kayıt bulunmadığı belirtilen kararda, görevi kötüye kullanma suçunun oluşmadığı vurgulandı:
"Söz konusu rapor içerisinde, bazı gazeteciler, parlamenter ve kamu görevlileri hakkında kişisel bilgilerin bulunduğu sabittir. Belgede kişisel verilerin toplandığına ilişkin son tarih 2003 Ekim ayıdır. 01.06.2005'te yürürlüğe giren TCK'nın 134. maddesinde; özel hayatın gizliliğini ihlal, 135. maddesinde; hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme ya da kişilerin siyasi veya dini görüşlerine ilişkin bilgilerin kişisel veri olarak kaydedilmesi ve 136. maddesinde; kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma eylemleri suç olarak düzenlenerek yaptırıma bağlanmış olup bu eylemlerin suç sayılabilmesi için 01.06.2005 tarihinden sonra işlenmiş olması, yani verilerin o tarihten sonra elde edilmesi gerekmektedir. Söz konusu belgedeki veriler 01.06.2005 tarihinden önce elde edilmiş olmakla, eylem tarihi itibariyle bu suçları da oluşturmamaktadır."