'Gezi direnişçisi Ak Partili' Başbakan'a ne diyecek?

'Gezi direnişçisi Ak Partili' Başbakan'a ne diyecek?
'Gezi direnişçisi Ak Partili' Başbakan'a ne diyecek?
Gezi Parkı direnişine katılan ve Başbakan'a yazdığı mektuplarla gündeme gelen Bülent Peker: Görüşmeye hiç kimse adına gitmiyoru. Her koşulda görüşebiliriz diye düşünüyorum ve sadece kendi görüşlerimi aktarmaya gidiyorum...

Radikal.com.tr - Gezi Parkı direnişine katılan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'a yazdığı mektuplarla gündeme gelen Bülent Peker'in Başbakanlık'ta kabul edecek heyette yer alacağı kesinleşti. Peker görüşmeye ilişkin düşüncelerini ve Başbakan'a anlatacaklarını şöyle sıraladı:

Neden ben seçildim? Beni kimler seçti?

Açıkçası hiçbir fikrim yok. Bunu benden ziyade bu görüşmeye katılmamı isteyenlere sormanız daha doğru olur. Son 1 hafta içinde Gezi Parkı olayları ile ilgili Sayın Başbakan'a 2 adet mektup yazdım. Bunlardan özellikle birincisi birçok insan tarafından "hislerine tercüman olduğu" gerekçesi ile teveccüh gördü ve beğenildi. O veya bu sebeple benim bu yazdıklarım toplum içerisinde umudu yeşerten, birliğimizi tetikleyen bir araç oldu diye sanıyorum. Sıradan bir vatandaş olmam, Ak Parti destekçisi olmam ve halkın içerisinden bir görüşü lisan-ı uygun bir biçimde dile getireceğime dair bir görüntü sergiliyor olmam seçilmem için bir etken olmuş olabilir diye düşünüyorum. 









Gitmeyi neden kabul ettim?

Öncelikle teklif geldiğinde kimlerin davet aldığına hızlıca bir baktım. Zira karar vermek için çok fazla zamanım yoktu. İçlerinde son derece saygı duyduğum bilim insanları, akademisyenler, meslek erbapları ve sanatçılar olduğunu gördüm. Her kesimden değişik görüşün temsil edildiği bu ortamda yer almanın eylemlerin barışçıl yöntemlerle sonuçlanması adına faydası olabileceğine inandım. Benim kişisel düşüncem böyle bir toplantıda, özellikle Gezi Parkı direnişinde aralıksız olarak bulunan çok sayıda aklı başında kardeşimizin de bu tür toplantılarda mutlaka yer alması gerektiği yönündedir. Bugün olmasa bile bundan sonraki görüşmelerde bu arkadaşların da bizzat temsil edilmesi ve muhatap alınması gerektiğine yönelik düşüncelerimizi iletiyor olacağız. 
Diğer taraftan bu görüşmeye gitmeyi kabul etmeyen veya iptal eden isimler olduğu duyumunu aldım. Kendilerinin bu konudaki karar ve düşüncelerine sonsuz saygı duyuyorum. Fakat ben aynı şekilde düşünmüyorum. Bunu bir nevi diplomatik bir girişim gibi düşünüyorum. Hangi şartlar altında olursak olalım, "hepimizin yapabileceği bir şeyler" mutlaka olmalı diye düşünüyorum. Benim de elimden gelen bu. Müzakereyi ve görüşmeleri kesmek, taraflar arasındaki köprüleri atmak hiç kimseye hiçbir yarar getirmeyecektir kanaatindeyim. Bu nedenle zor olsa da, içimiz, vicdanımız kan ağlasa da bu adımdan geri dönmemeliyiz. Bu bir dava ise eğer, bu davaya gönül veren herkes kendi elinden geleni yapmalı. Kimisi sahada, kimisi medyada, kimisi ise masada bu mücadeleyi ve talepleri sonuna kadar anlatmaya devam etmeli... Bu ülke on yıllardır bunu yaşayıp, tecrübe etmedi mi? Diyaloğa ve karşılıklı iletişime en çok ihtiyacımız olan bir zamanda iletişimi koparmanın kime ne faydası olabilir, bunu düşünüyorum. Bu nedenle tek başına dahi kalsam ve elimde böyle bir imkan varsa inandığım bu dava için bunu sonuna kadar kullanacağımı belirtmek istiyorum.






Kimi temsil ediyorum? Ne talep edeceğim? Neler söyleyeceğim?

Sanıyorum ki en büyük endişe de bu. Şunu açıkça belirteyim ki, kimsenin veya hiçbir grubun temsilcisi olarak oraya gitmiyorum. Gezi Parkı'nda bulunan, hepsi birbirinden değerli kardeşlerim müsterih olsunlar. Onların kendi iradeleriyle seçmediği hiç kimsenin onlar adına konuşmasını doğru bulmuyorum. Benim de böyle bir hakkım olmadığını çok iyi biliyorum. Böylesine kritik bir zamanda kimsenin rolünü çalmak gibi bir niyetim olmadığını da bütün samimiyetimle herkesin bilmesini istiyorum.
Ben sivil bir vatandaş olarak, kendi kaleme aldığım düşünce ve görüşlerimi bizzat dile getirmek amacıyla bu görüşmeye gidiyorum. Eğer her iki mektubumu okumuş ve her ikisinde de bana katılıyor iseler, benden yana bir endişe duymasınlar. Orada söylediklerim, yazdıklarım ve inandıklarımın sonuna kadar arkasındayım. Hiç kimsenin bundan yana en ufak bir endişesi olmasın. Hiç kimseden ve hiçbir şeyden de korkmuyorum ayrıca. Çünkü bunda korkacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Gayet sakin ve makul bir şekilde sayın Başbakan'la aynı ortamda buluşacak ve kendi gözlemlerimi, düşünce ve hislerimi paylaşacağım. İçimizde yanan bu ateşe bir bardak su taşımak bile olsa bunu yapacağım. Hepimiz elimizden geleni yapmak ve bu olayı bir an önce barışçıl ve demokratik yollarla sonuca kavuşturmak durumundayız diye düşünüyorum.

Selam ve sevgilerimle...

Bülent PEKER