Gılgamış maço mu?

120 metre uzunluğundaki Gılgamış rölyefi, İranlı sanatçılarca 150 bin YTL'ye yapılmıştı.


Diyarbakırlı kadınlar meşhur Gılgamış Destanı'nın kahramanı Kral Gılgamış'ın rölyefinin kentteki bir parka konulmasını engelledi. Kadınlar, Gılgamış'ın kadın dövdüğünü, destanın da çok erkeksi olduğunu söyleyerek rölyefe karşı çıktı.
Haber: FERİT ASLAN / Arşivi

DİYARBAKIR - Ölümsüzlük ve bilginin peşinde koşarken, aşk tanrıçasının evlenme teklifini reddeden Kral Gılgamış, asırlar sonra 'dayakçı erkek' olarak sansüre uğradı. Ünlü destanın, yarı insan, yarı tanrı kahramanı Kral Gılgamış, Diyarbakır'da kadınlar için yaptırılan parka giremedi. Kral, kendisini 'maço', destanını da çok 'erkeksi' bulan kadınlar tarafından sansür edilince, belediyenin park için yaptırdığı 'Ortadoğu'nun en büyük Gılgamış rölyefleri', başka bir adrese yollandı...
MÖ 27. yüzyılda yaşadı
MÖ 27. yüzyılda Uruk kentinde hüküm süren Kral Gılgamış, kendi adını taşıyan destanına göre yarı insan, yarı tanrı, karada ve denizde olup biten her şeyi bilen başarılı bir yapı ustası ve yenilmez bir savaşçıydı. Ancak gök tanrısı Anu, halkına acımasız davrandığı için kızdığı Gılgamış'ı öldürmesi için, vahşi bir hayvan olan Enkidu'yu gönderdi. Savaşı Gılgamış kazandı. Enkidu da Gılgamış'ın en yakın dostu ve yardımcısı oldu. Gılgamış'ı öldürmek için gönderilen ikinci hayvan boğaydı. Aşk tanrıçası
İştar, evlenme teklifini reddederek onurunu kıran Gılgamış'ı öldürmek için yeryüzüne boğa gönderdi. Ancak Gılgamış, Enkidu'nun da yardımıyla boğayı öldürdü. Gılgamış bundan sonraki serüvenini, ölümsüzlük peşinde yaşadı.
Yeryüzünü suyla dolduran tufandan (Nuh Tufanı) kurtulan, ölümsüzlüğün sırrını bilen bilge Utnapiştim'i bulmak üzere yola çıktı ve buldu da. Gılgamış, onun verdiği ölümsüzlük otuyla gençliğine yeniden dönecek ve ölümsüzleşecekti. Ancak otu yemeye fırsat bulamadan bir yılana kaptırınca Uruk'a eli boş döndü. Bazı kaynaklar, Gılgamış'ın otu halkıyla yemek istediğini yazsa da destan, Gılgamış'ın ölüm karşısında yenilgisiyle bitti.
Ortadoğu'nun en büyüğü
Gılgamış'ın günümüz kadınlarıyla yolu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin
Ortadoğu'nun en büyük Gılgamış rölyefini kente dikme isteği üzerine kesişti. Belediye, ömrünü mahkemelerde ve hapislerde tüketen bir insan hakları savaşcısı olan, ancak 2002'de, 56 yaşındayken kanser nedeniyle hayatını kaybeden yazar ve yayıncı Ayşenur Zarakolu'nun adını bir parkta yaşatmak istedi. Geçen yıl Kayapınar beldesinde, Ayşenur Zarakolu Kadın Özgürlük Parkı'nın temeli atıldı. Parkta 20 bin metrekarelik alan da, Gılgamış Destanı rölyefi için ayrıldı. Seramik rölyefini İranlı heykeltıraş Babek Sobhi, 150 bin YTL'ye hazırladı. 120 metre uzunluğunda, altı metre yüksekliğindeki rölyef, 50 tonluktu. Rölyefin içinde kalacak olan, birbirine dayanmış iki güvercin heykeli de parka dikildi.
Parka maço erkek giremez!
Ancak Ortadoğu'nun en büyük Gılgamış Destanı rölyefine sahip olma hevesi, Büyükşehir Belediyesi'nin kursağında kaldı. Çünkü başta DTP'li kadınlar olmak üzere kentteki bazı kadın örgütleri rölyefin parka konulmasına karşı çıktı. Belediye Başkanı Osman Baydemir'le görüşen kadınlar, destanın 'çok erkeksi olduğunu' dile getirdiler. Bazı kadınlar ayrıca Gılgamış'ın 'kadın dövdüğünü' de öne sürdü. Ayrıca rölyefin parkta özgürlüğü simgeleyen güvercin heykellerini çevreleyip hapsettiği de belirtildi. Bu itirazlar üzerine rölyefin parka konulmasından vazgeçildi.
Rölyef için ikinci adres, Yenişehir beldesindeki Sümer Parkı'ydı. Rölyefin taşınması için hazırlanan destek demir çubukları, Kadın Özgürlük Parkı'ndan söküldü. Çevre ve Koruma Dairesi Başkanı Memduh Iğırcık, rölyefin bu parka konulmasından vazgeçilmesi kararını anlatırken, kadınların itirazlarından başka etkenler de sıraladı: "Birçok eleştiri alırız. Olumlu olanları tabii ki değerlendiririz. Ama rölyefi projede olmasına rağmen koruyamama ve demir çubukların bu ağırlığı taşıyamayacağı gerekçesiyle oraya koymaktan vazgeçtik. Rölyefi Sümer Parkı'na koyacağız. Orada daha güvenli ve sağlam yer yapılacak."
Rölyefin yapımında görev alan uzmanlar ise Kral Gılgamış'a haksızlık yapıldığı görüşünde: "Gılgamış'ın kadın dövdüğü iddiası asılsız. Bu tür iddialarla rölyeflerin parka konulmasına karşı çıkıldı, yetkililer de kabul etti."
11 tablet bulundu
Mezopotamya topraklarından çıkan, tarihteki ilk yazılı destan olarak bilinen, 'ölümsüzlük ve bilginin peşindeki insanı yücelterek' anlatan destan, Gılgamış'ın ölümünden 1000 yıl sonra yazıldı.
Akad ve Sümer mitolojilerinde yer alan destan, Akad dilinde yazılmış tabletlerden oluşuyor. Günümüzde 11 tablet bulunabildi. Ancak eksik tabletler nedeniyle metnin bütünü elde edilemedi.
Derinlemesine hikâye türünün olağanüstü örneklerinden olan destan,
'akılların tamamen özgür ve doğaçlama melekesini' gözler önüne seriyor. Gılgamış ise Diyarbakır'da park park dolaşan dev rölyefinden, olup biteni izliyor.