Gizlilik yanlıştır

Susurluk davasını karar aşamasına kadar yürüten emekli yargıç Sedat Karagül, Yargıtay'ın kararını eleştirdi. Karagül, kamuoyuna mal olmuş bir davada gizliliğin doğru olmadığını söyledi.
Karagül, şöyle dedi: Sanıklara, 'Ne biliyorsanız anlatın' dedik, anlatmadılar. Sonra çıkıp 'Konuşursak yer yerinden oynar' dediler. 'Gizli' bilgileri yazılı da verebilirlerdi ama yapmadılar.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - Susurluk davasını karar
aşamasına kadar yürüten ve İstanbul Adliyesi'ne atanmasının ardından emekliye ayrılan yargıç Sedat Karagül, böyle bir davada gizli oturuma gerek görmediklerini söyledi. "Söylemek isteyen herşeyi söylerdi. Yazılı olarak da verebilirlerdi" diyen Karagül, Ömer Lütfü Topal cinayeti davasının sonucunun beklenmemesi eleştirisine de,
"Bizim baktığımız davada suç 'çete kurmak'tı. Bu başlı başına bir suç zaten" yanıtını verdi.
'Dava topluma mal oldu'
Karagül, Yargıtay'ın kararıyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: "Dava topluma mal olduğu için heyet olarak kapalı kapılar ardında görülmesini uygun görmedik. Duruşmalarda sanıklara ısrarla 'Ne biliyorsanız söyleyin' dedik. Ancak sonuç
alamadık. Örneğin İbrahim Şahin, karar aşamasındayken mahkemeye geldi, ek süre istedi, 'Her şeyi anlatacağım' dedi. Biz de karar vermedik, bekledik. Ancak sonra kaza yaptı ve hiçbir şey anlatmadı.
Bu şekilde yargı süreci de uzadı. Mahkemede konuşmayanlar daha sonra 'Konuşursak Türkiye yerinden oynar' açıklamaları yapıyordu. Gizli celse istemleri oldu. Söylemek isteyen her şeyi söylerdi. Yazılı olarak da verebilirlerdi. Bunu da yapmadılar. Onlar zaten konuşmaya niyetli değil, konuşmak isteselerdi, çoktan konuşurlardı. Soruşturmanın ardından bizim önümüze gelen iddianame çok kapsamlıydı. Araştırma yapıldı ama delil yetersizdi, delillere ulaşılamıyordu."
'Topal davası beklenmemeli'
Yargıtay'ın Susurluk sanıklarına verilen cezayı bozma gerekçelerinden biri de Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal cinayeti davasının sonucunun beklenmemesi oldu. Oysa bu konuda karar verebilmek için Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi de İstanbul DGM'deki
çete davasının sonucunu bekliyordu
ve bu nedenle davayı uzatıyordu.
Karagül, Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, çete davasını beklemesinin de anlamı olmadığını söyledi. DGM'nin de Topal davasını beklemesine gerek olmadığını vurgulayan Karagül, "Bizim davada suç 'çete kurmak'tı. Bu başlı başına bir suç zaten. Beyoğlu' ndaki dava ise çetenin eylemlerinden
biri. O davanın çete davasını beklemesine gerek yoktu" dedi.
Yine yıllarca sürecek
Susurluk skandalıyla bağlantılı tüm davalardan çete üyelerini sevindiren kararlar çıkmıştı. Beraat, zamanaşımı ve af kararıyla cezadan kurtulan çete üyelerinin ceza aldığı tek dava İstanbul 6 No'lu DGM'deki 'çete davasıydı.' Bu dava dosyasının hazırlanması iki yılı aşmıştı.
Ana iddianamenin ardından birçok sanık hakkında ek iddianameler düzenlenerek, yeni davalar açılmış ve bunlar birleştirilmişti. Yargıtay'ın kararını değerlendiren hukuk çevrelerine göre, Susurluk skandalıyla bağlantılı davaların DGM'de toplanması ve birlikte sonuçlandırılması gerekiyordu. Çete davasının gerektiğinden fazla uzadığını belirten hukukçular, Yargıtay'ın kararıyla sürecin daha da uzayacağını ve bunun da zamanaşımı tehlikesini doğurduğunu söyledi.